Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Linkedin button

Arsiv > Ekim, 2009

Posted by Semavi Ismailoglu On Ekim - 23 - 2009 3 Comments
Posted by Seyma Ozturk On Ekim - 20 - 2009 2 Comments

Sivrisineklerin doğumundan ölümüne kadar olan bütün süreçler başlı başına birer mucizedir. Hiç önemsemeden yok etmeye çalıştığımız bu mucize varlık aslında Allahın yaratma sanatına çok önemli bir delildir. Şimdi bu küçücük canlının özelliklerinden bahsetmek istiyorum sizlere. Sivrisineklerin çiftleşmesi havada, uçarken gerçekleşir. Erkek sinek, yaşamının ilk 24 saati çiftleşemez. Antenleri ıslak olduğu için sağır olur ve dişinin çiftleşme çağrısı olan kanat seslerini duyamaz. Dişi sinek, erkek sinekten daha hızlı kanat çırpar. Saniyede 1000 kez kanat çırpan dişi sineğin kanadından çıkan ses, erkek sineğin dişiyi ayırt etmesini için bir işarettir. Çiftleşmeden bir süre sonra erkek sinek ölür. Normalde bitkilerle beslenen sivrisineklerin dişileri, çiftleşmeden  [ Read More ]

Posted by admin On Ekim - 20 - 2009 1 Comment

Bir Yok Oluş Resmi; Karun ve İblis Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. 29/64 Şu yeryüzünde, kimler yaşadı ve neler yaptılar. Şu üzerinde gezindiğimiz yerler, sahiplendiğimiz beldeler bizlerden önce kimlerin yurduydu? Bizlerden sonra kimlere yurt olacaklar? Bu böyle kıyamete kadar devam edip gidecek. Kur’an-ı Kerimdeki “Karun” kıssasını hepimiz biliyoruz. Rabbimiz celle şanuhu kitabında “Karun” u bize şöyle tanıtır “Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü-kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. 28/76” Şu hadiseyi zihninizde bir canlandırınız. Böyle bir varlık sahibi olmayı kimler istemez? O toplulukta yaşayanlar “Karun” a gıptayla bakıyor “Dünya hayatını arzulayanlar: Keşke Karun’a verilenin benzeri  [ Read More ]

Posted by sea On Ekim - 17 - 2009 0 Comment

Yaklaşık 10 yıl sonra Kuzey Buz Denizi güvenli bir deniz yolu olacak, içbuzul 20-30 yılda yaz döneminde tamamen eriyecek. Kuzey Kutbundaki içbuzulun 20-30 yılda yaz döneminde tamamen eriyeceği bildirildi. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden Peter Wadhams, 20-30 yılda Kuzey Kutbunun tüm deniz buzunun tamamen kaybedileceğini, ancak daha kısa zamanda büyük ölçüde inceleceğini, yaz döneminde, yaklaşık 10 yılda Kuzey Buz Denizi’nin açık bir deniz halini alacağını belirtti. Wadhams, İngiliz kaşif Pen Hadow’un liderliğindeki bir ekibin, ilkbaharda 73 gün boyunca elde ettiği verilere dayanılarak çıkarılan sonuçları Londra’daki basın toplantısında açıkladı. Hadow ve ekibinin incelediği yaklaşık 450 kilometrelik alanda buzulun ortalama kalınlığının 1,8 metre olduğunu  [ Read More ]

Posted by admin On Ekim - 15 - 2009 3 Comments

Türkiye’de ilk defa Kur’an-ı Kerim’i ve Mealini güzel okuma yarışması düzenleniyor. Kur’an-ı Kerim’in insanlığa sunuduğu  mesajının daha iyi anlaşılabilmesi için çalışmalarını sürdüren Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak  (KAB) Platformu bir ilke daha imza atarak Kuran-ı Kerim’i ve yüce Mealini güzel okuma yarışması düzenliyor. FARKLI BİR YARIŞMA Bu yarışmayı ülkemizde düzenlenen diğer Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmalarından ayıran en temel fark Kur’an-ı Kerim’i güzel okumanın yanı sıra mealinin de anlama uygun şekilde okunması şartının getirilmiş olması. Bunun temel amacı ise İlahi mesajın sadece “okunmakla” kalınmayıp anlamının da “anlaşılmasının” önemini vurgulamak… Türkiye’nin 41 ilinde organize edilen ve finali İstanbul’da yapılacak olan yarışmanın bir diğer öne çıkan yönü  [ Read More ]

Posted by admin On Ekim - 13 - 2009 0 Comment

Bilim adamları, kanser hücrelerinin ana karnında anneden bebeğe geçmesinin mümkün olabildiğini saptadılar. Anne ve bebeğinin aynı tür kanser hastalığından muzdarip oldukları vakalara çok seyrek de olsa rastlanıyor. Ancak teorik olarak bebeğin bağışıklık sisteminin kanserin kendi vücudunda etkili olmasını engelleyebileceği öngörülüyordu. Araştırma Proceedings of the National Academy of Sciences’te yayınlandı Bilimadamları 100 yıldır kanserli bir annenin hastalığı taşıyan hücreleri bebeklerine geçirme risklerinin ne kadar yüksek olduğu sorusuna yanıt bulmaya çalışıyorlardı. Şu ana kadar elde edilen bilgiler, bilim adamlarının ”plasentaya, oradan da bebeğin vücuduna sızan kanser hücrelerinin yine bebeğin bağışıklık sistemi tarafından yok edilebileceği” sonucuna varmalarına neden olmuştu. Ancak İngiliz bir grup bilimadamının anne  [ Read More ]

Posted by Hatice Kubra Cakan On Ekim - 9 - 2009 1 Comment
piyango

Cahiliye döneminde, Araplar bir şey yapmaya niyetlendiklerinde kuş uçururlar, o kuşun sağa sola ya da yukarı aşağı uçuşuna göre kararlar verirlermiş. Müfessir Razî, “kuş uçurma”ya kaderi önceden belirlemek, geleceği okumak için başvurduklarını belirtir. Efendimiz [asm] de “kuş” anlamındaki “tayr”dan gelen “tıyera”yı “uğurluluk-uğursuzluk”un belirlendiği bir batıl inanç olarak tanımlamış ve kader kısmet için kuş uçurmayı “şirk”in kardeşi olan “cibt”ten saymıştır.  Cahiliye döneminden köklerini alan bu gelenekte, bu batıl uygulamanın aracı olan kuşlar; şans, talih, uğur, kader ve kısmet anlamlarında kullanılır oldu. “Tayr” (kuş) kelimesi, insanların kendi üzerlerindeki sorumlulukları ‘kader’e yıkmak niyetiyle de söylenir oldu.  Ne gariptir ki Milli Piyango İdaresi’nin kendine  [ Read More ]

Posted by sea On Ekim - 7 - 2009 0 Comment

Bilim adamları Satürn’ün çevresinde yeni bir halka keşfetti. Saygın bilim dergisi Nature’da yayınlanan habere göre, Satürn’ün bilinen halkalarından 50 kat daha büyük olan yeni halka gezegenin 13 milyon kilometre ötesine kadar uzanıyor. Bir hayli ince olan halkanın, Satürn’ün uydularından Phoebe’nin yüzeyinden kopan tozlardan oluştuğu tahmin ediliyor. Satürn’ün bir başka uydusu olan Iapetus’un tozları kendine doğru çekmesinin bunda etkili olduğu belirtiliyor. Böylece gezegen biliminin en büyük gizemlerinden biri olan, Iapetus’un bir yüzünün neden daha koyu renk olduğu sorusunun da yanıt bulduğu düşünülüyor. Virginia Üniversitesi’nden Anne Verbiscer tozların Iapetus’un yüzeyine yapışmasıyla, gezegenin bir yüzünün karardığını söylüyor. Satürn’ün yeni halkasının da gezegen biliminde önemli bir buluş  [ Read More ]

Posted by F. Betul Kucukeskici On Ekim - 6 - 2009 4 Comments

Dikkat ettiyseniz yaban kazları “V’ şeklinde uçarlar. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar. Araştırma sonucunda su verilere ulaşmışlar;

Posted by Semavi Ismailoglu On Ekim - 5 - 2009 3 Comments

Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana rahminde… Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde…    Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece… Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş. Elleri, ayakları belirginleşmiş. Gözleri çıktıkça meydana, ikisi de çevrede olup biteni fark etmiş… Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu…    Sıcak, ıslak, sevgi dolu… “Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki” demişler, “…bize ne mutlu…”    *** Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler. Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.    Onları besleyip büyüten kordonu fark edince O kordonla kendilerini var eden Anne’lerine şükretmişler.    Sonra başlamış bir varoluş tartışması: “Buraya nereden geldik, biz nasıl  [ Read More ]