Nurettin Özdoğan İle…

Bahçeşehir Üniversitesi’nin Bu’kalemun öğrenci dergisinde çıkan röportajı Dusunuyoruz.com sayesinde okuyabilirsiniz…

Türkiye’de senden başka ‘Kariyer Abi’ yok. Buralara kadar nasıl geldin? Biyografini internetten bulabiliyoruz ama bir de senden dinleyelim.

 

İstanbul’a ilk geldiğimde hiç akrabam yoktu. Kahraman Maraş’tan gelmiştim. Belki çok arabesk olacak ama hafta sonları ev arkadaşlarım akrabalarına gidiyordu. Bense evde yapayalnız kalıyordum. Birşeyler yapmalıydım. Hazırlığa başladığımda pek çevrem de yoktu ilk başlarda. Bu yüzden, kendimi eğlendirmek için birbirinden farklı etkinliklere katılmaya çalıştım. İlk önce hasbelkader sivil toplum kuruluşlarında çalıştım. Sivil toplum kuruluşlarında bayağı etkinlik yaptık, projeler gerçekleştirdik. O sivil toplum kuruluşları farklı farklı kapılar açtılar bana. Mesela bir pazarlama kampına gitmiştim. Oradaki bir eğitim sayesinde Koç’a staja girdim. Şimdiki işimi de o sayede bulmuştum.

 Peki, gazeteye girişin nasıl oldu? O da mı sivil toplum kuruluşları sayesinde oldu?

 

Gazeteye girişimi şöyle anlatayım ben sana. Patronum Murat Yeşildere bir gazetede yazarlık yapıyordu o zamanlar. Şimdi Platin dergisinde yazarlık yapıyor. Onun bütün yazılarını okumuştum bir gecede. Benim hayalim de aynen böyleydi. Çalışmanın yanında bir yerlerde yazmak istiyordum. Ama kendi yaşımda bir yazar örneği olmadığı için, hep kırk yaşlarında insanlar gazetelerde yazdığı için hayalimde kırk yaşımda bir gazetede yazmak veya kitap yazmaktı. Murat Bey’in yazılarını bir gecede okuyunca karar verdim. Bir yerlerde yazmalıydım. Hemen bir kişisel gelişim dergisine gittim.

 

Hangi dergi bu? Genç Beyin, Kişisel Gelişim?  

 

Bir dergiyi değil bir kaç dergiyi ziyaret etmiştim. “Gençler için makale yazabilirim” demiştim lakin cevap yazmamışlardı. Hatta birisi köşe yazısı yazmak için popüler bir insan olmak lazım demişti. Yani, bir sonuç alamadım ilk başlarda. Yalnız, sivil toplum kuruluşlarında, organizasyonlarda dergi çıkartıyorduk. Onlarda makaleler yazmıştım.

 Üniversitede yazma işleri var mıydı?

 

Üniversite klüplerinde pek aktif değildim ama sivil toplum kuruluşlarında ve öğrenci organizasyonlarında aktiftim. İlk yazı deneyimlerim bunlarla oldu. Bir gün aklıma Zaman Gazetesi’nin gençlik eki aklıma geldi. Bir zaman sonra Ali Çolak Bey’in bütün eklerden sorumlu yayın yönetmeni olduğunu öğrendim. Şansa bakın ki Ali Çolak gazeteden tanıdığım ilk insandır. Lisede bize konferans vermişti. Hemen mail attım “Bir projem var” diye. Ali Bey de beni gazeteye davet etti. Gazete binasının önünden çokça geçmiş olmama rağmen içerisini hiç görmemiştim. Hep merak etmişimdir o görkemli binayı. Ali Bey’i yoğunluğundan dolayı 2 saat bekledikten sonra ona sunum yaptım. Onun da hoşuna gitmişti bir kariyer sayfası. Daha sonra bir gün telefon açtılar köşe yazacaksın diye. Ekte genç bir yüz yoktu. Genç biri gözüksün diye fotoğraf çektirdik. Şubat’ın sonunda da yazmaya başlamıştım.

 Niye böyle bir şey yaptın?

 

Çünkü oradaki boşluğu gördüm. Zaten bunun çok tutulacağına da inanıyordum. Öyle olunca onları ikna etmeye çalıştım. Herhalde ikna etmişim. Sonunda da gazetenin genç temsilcisi oldum hatta yazmakla kalmıyordum gençlerle ilgili bir şey olduğunda onu gazeteye deaktarıyordum.

  Umarım ‘Kariyer Abi’ rumuzunu beğeniyorsundur.

 

Bazen ‘Merhaba Kariyer Abi’ diye gelen maillere ‘Benim ismin Nurettin’ diye ukalalık yapıyorum.  Ama gerçekte ben bulmuştum bu ismi. Çünkü hafta sonu eklerinde her köşenin bir teması oluyordu. Bence Genç Kariyer, Kariyer Abi güzel bir ikileme.

 Peki, sence niye çok okunuyorsun?

 

Şöyle ifade edeyim, aslında ben yazımdan değil de konudan kazandım. Konu çok ilgi çekici. Hem gençlerin ilgi duyduğu hem de endişe duyduğu bir şey. Çünkü gençlerin gelecek kaygısı var. Üç yıl sonra kendimi nasıl geliştirebilirim kaygısı var. Bunların cevaplarını o  köşede bulabilecekleri için, belki,  biraz ilgi gördü.

 

Bir okurun olarak biraz farklı düşünüyorum bu konuda. Kariyer hakkında yapılan yayınlar var ama onların üslubu ciddice. Senin hem de üslubun dolayısıyla okunduğunu düşünüyorum.

 Türkiye’de sadece gençler hakkında çıkan yayınların eksikliği hakkında ne dersin? Normal bir durum mudur? Zira ülkenin yarısı gençlerden oluşuyor.

 

Tabii ki çok önemli bir eksiklik aslında her gazetenin bir gençlik sayfası bir gençlik eki olması lazım. Ama gazeteler buna cesaret edemiyor. ‘Gençler hiç bir şey okumuyor. Onlara laylaylom bir şey yapalım ki okusunlar’ gibi bir algı var gazetelerde. Çünkü gazeteler birer ticaret meşrasıdır bu yüzden cesaret edemiyorlar. Ama ben bir gençlik dergisinin, gazetesinin iyi pazarlandığında çok iyi tutulacağını düşünüyorum. Büyük bir eksiklik var. Bu günlerde bir gazetede ‘genç’ kelimesi duyduğumda acayip heyecanlanıyorum. Bizim gazete çok genç okura sahip olduğundan bu işe ticari kazançtan ziyade bir sosyal sorumluluk gözüyle bakıyorlar.

 Gençlik eki çıkaran gazetelerden biri de Radikal ama bence biraz politikaya kayıyor.

 

Evet, çok entellektüel ama bizimki biraz daha okunaklı. İçerisinde etkinlikler var, fırsatlar var, sinema var, müzik var yani tam bir gençlik eki. Bizim ekin en çok okunan gençlik mecrası olduğuna inanıyorum.

 Yazılarında kişisel gelişim var gibi. Sence de öyle mi?

 

İlk başlarda ben de kişisel gelişim olarak tabir ediyordum aslında ama artık kişisel gelişimi pek sevmiyorum. Kişisel gelişim özgüveni olmayan insanlara pazarlama meşrası gibi görülüyor bana. Kişisel gelişimi “gaza getirme sanatı” olarak görmeye başladım. Ama ben daha somut şeylerden örnek vermek istiyorum. Daha Dünya’dan örnekler vermek istiyorum. ‘Yapabilirsin, edebilirsin’den ziyade fırsatların farkında olmasını istiyorum okuyucularımın. İlk başlarda okuduklarım yüzünden kişisel gelişim gibiydi yazılarım ama şimdi temamı değiştirdim. Her dakika her saniye alet çantana bir şeyler katabilme olarak değiştirdim ve o şekilde devam ediyor.

 Esprili üslubundan bahsedelim. Sanırım en önemli özelliklerinden biri de çok samimi olan üslubun. Hep böyle mi yazarsın yazılarını?

 

Esprili bir üslup dediğim gibi ilk başlarda oturmamıştı. Okurlar genelde beni müthiş espri yapan, komik bir insan olduğumu sanıyorlar ama aslında çok komik değilimdir. Bunun böyle düşünülmesinin bir sebebi de konferanslarım olabilir. Çünkü genelde konferanslarım stand-up show gibi oluyor. Halbuki komik olduğumdan böyle güzel geçmiyor konferanslar. Ben sadece biz gençlerin absürdlüklerini, hikayelerini anlatıyorum. Böylece hem komik oluyor hem de samimi geliyor. Yazılarımda da böyle yazmayı seviyorum. Beğeniliyor ve daha çok okutuluyor. Keyif alarak öğrenme olayını sevdiğimden belki. Hem kim sevmez ki…

 Bir gencin kendini anlatması daha komik oluyor tabii ki. Ama kırk yaşındaki köşe yazarının gençleri aynı şekilde de olsa anlatması öğüt veriyormuş izlenimi uyandırıyor bizde.

 

Evet, buna karşıyım. Gençler artık öğüt istemiyorlar. “Şunu yapmalısın, etmelisin.” demek acayip itici oluyor. Burada üslup farkı var kullandığımız. Yapmalısın, etmelisin yerine yapabiliriz, edebiliriz demek daha faydalı ve samimi oluyor. En azından benim için…

 Üslubunuzdan dolayı kariyerci gençler ile beraber üniversiteyi bitirmiş veya kazanamamış sınava girmemiş olanlar da okuyor seni.

 

İnsanlar tarafından okunmak güzel bir şey. Bana bazen orta birden bir çocuğun mesajı da gelebiliyor, ya da 60 yaşındaki emekli bir öğretmenden de gelebiliyor mesaj. Hatta Milli Eğitim Müdürleri bile. Bunlar beni sevindiriyor elbette ama hedefim genç kitle. 

 Bana ‘sor’ denilen bir soru var. Haftanın Fırsatları bölümünü neye göre değerlendiriyorsun ve nasıl haberlerin oluyor bu fırsatlardan?

 

Haftanın fırsatları da çok enteresan.  Hayatımda bana etkinliklerden, fırsatlardan, ilanlardan kapı açıldığı için bu fırsatların önemine inanıyorum. Bir etkinliğe katıldım ünlü bir insanla tanıştım, sivil toplum kuruluşlarına girdim bir yerlerde çalışmaya başladım mesela. Yani duvardaki küçük bir ilan bile insan hayatını değiştirebilir. O yüzden belki birilerine yardımcı olur diye bu ‘haftanın fırsatları’ kısmını yazmaya başladım ilk günden beri. Bu köşenin yararlarından biri de etkinliği yapan arkadaşların basında yer almasını sağlamak. O kişiler çok uğraşmalarına rağmen basında yer alamıyorlar. Birbirinden aptal haberler çıkıyor ama arkadaşların iyi niyetlerinden bahseden yok. Ben de o mütevazı köşemde arkadaşlara destek vermek için yazıyorum. Biraz daha geniş kitleye hitap eden, tüm Türkiye’nin katılabileceği etkinlikleri yazıyorum oraya. Gayet de iyi oluyor. Bu fırsatlar ile ilgili çok anım var. Haftanın fırsatlarının birinde karşılaşan iki okur arkadaşım sözlendi mesela.

 Bahçeşehir Üniversitesi’nde Demokrasi ve Katılımcılık Yaz Okulu’na konuşmacı olarak katılmışsın. Gençlerin siyaset ve politikadan uzak durma eğilimlerini eleştirmişi ülke geleceği için gençlerin elini taşın altına koyması gerektiğini savunmuşsun. Sanırım ilk görüşmemizde bahsettiğin bir anın bu konuyla ilgili.

 

Evet, Bahçeşehir Üniversitesi’nde bunu organize edenlerden biriydik. 2006 yılında, o zamanlar gazeteye yazmıyordum, organizasyon düzenlendi. Oraya iş adamları, yazarlar, siyasetçiler ve diplomatlar gelmişti. Bunlardan biri de Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı idi. Ben her seansta bir soru soruyordum konuşmacılara. Her konuşmacıya bir soru soruyorum öyle bir huyum vardır. Ekrem Dumalı Bey’e ne sorabilirim diye düşünürken aklıma “Gençlere ne zaman yer vereceksiniz?” sorusu geldi ve sordum. O zamanlar gençlik eki filan da yoktu hani. Ekrem Bey ile ilk defa o zaman tanıştık. Çok güzel vakit geçirmiştik orada. Ekrem Bey’in konuşması vizyonumuzu genişletmişti.

 Sonra Bahçeşehir Üniversitesi’ne konuşmacı olarak davet edilmişsin.

 

İkinci bir organizasyona davet edilmiştim. Oradaki katılımcıların çoğu benim okurummuş ve beni merak ediyorlarmış. ‘Haftanın Fırsatı’ köşemle gelen çok insan da olmuş. Gelip bir konuşma yaptım. Benim için keyifli saatlerdi.

 Bizim üniversite ile beraber yaptığınız bir organizasyon daha var mı gelecekte?

 

Yok, bir buçuk aydır sivil toplum kuruluşlarında çalışmıyorum artık. Hayatımdaki en büyük değişikliklerden biri sivil toplum kuruluşlarında çalışmak oldu, sivil topluma çok inanıyorum, gönüllülüğe çok inanıyorum ama işe girince ve bunun yanında okul da olunca çalışmak zor oluyor. Artık bu çalışmalara basında yer vererek destek olmaya çalışıyorum

Konferanslar veriyorsun ama değil mi?

 

Evet, konferanslar veriyorum üniversitelerde. Özellikle Anadolu’dan çok çağırıyorlar. Hafta içi yoğun olduğum için gidemiyorum maalesef. İstanbul’dakilere katılabiliyorum ancak. Bu konferanslarda çok komik anılar oluyor. Mesela klübün başkanının yanında oturuyorum onun arkadaşları da “Nurettin Bey nerede, geldi mi?” diye soruyorlar. Genç olduğum için şaşırıyorlar. Daha büyük birisini bekliyorlar tabii. Bir keresinde de geç kalmıştım konferansa. Kapıdan içeri almamışlardı kontenjan doldu diye. Bu gibi şeyler başıma çok geldi. Genç olmak başa dert olabiliyor bazen bizim ülkemizde…

 Geleceğe dair planların nelerdir? ‘Genç Kariyer’i yazmaya devam mı diyorsun yoksa edebiyatçı olup çıkmayı mı düşünüyorsun?

 

Bazen arkadaşlarım da bunu soruyor. “Şimdi sen genç kariyeri yazıyorsun ya yaşlanınca ihtiyar kariyer mi olacaksın?” diye. Benim amacım ekten ziyade ana gazetede köşe yazarlığı yapmak. Tabii üslubumu bozmadan insanların farkına vardıran, vizyonu açtıran yazılar yazmak istiyorum. Tam siyaset değil tam ekonomi de değil. İkisinin ortasında hayattan yazılar yazmak amacım. Ayrıca gençler ve hayaller ile ilgili kitap yazmak istiyorum. Bir gün Hürriyet yazarı Cüneyt Ulsever söylemişti: “ Şimdi gençsin ve bir okuyucu kitlen var. Zaman geçtikçe sen de büyüyeceksin onlar da büyüyecek ve gelecekte onlar senin potansiyel okuyucu kitlen olacak.” Bunu düşündüm. Hakikaten benim için büyük bir avantaj. Bu fırsatı değerlendirmek istiyorum.

 Başka projelerin var mı?

 

Şu anda Sabancı Ailesi’ne ait ZTV adlı Türkiye’nin ilk ve tek gençlik kanalında program yapıyorum. Nurettin Özdoğan ile genç kariyer isminde programı hazırlayıp sunuyorum. Başarılı, gençlere ilham olabilecek insanlarla ekran karşısında keyifli bir söyleşi yapıyorum. Şimdiki hedefim gazetedeki yazılarımın, televizyondaki programlarımın kalitesini arttırmak. Daha çok okur ve izleyici kitlesi kazanmak. Ve tabiki şu okulu bir an önce bitirmek J

 

Yiğitalp’in Notu: Nurettin Özdoğan’ı okumak için Pazar günleri Zaman Gazetesi’nin gençlik ekine bakmanız yeterli olur. Ayrıca Nurettin, Türkiye’nin tek gençlik kanalı ZTV’de Nurettin Özdoğan ile Genç Kariyer adlı programı sunmaktadır. Bir de Nurettin şu an Dünya’nın en büyük yönetim danışmanlığı firmalarından Egon Zehnder International’da çalışmaktadır.Hem de okulu var. Sormayın…

 

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

2 Responses to “Nurettin Özdoğan İle…”

  1. 1
    öss adayı Says:

    nurettin abi yazılarına bayılıyorum ileride ki hedefim bnm yazmak sen den çok şey öğrendim mutluyum sayende daha da mutlu olacagım Allaha emanet olun küçük tayfa

  2. 2
    cansu Says:

    benim canım nurettin abim seninle gurur duyuyorum kuzenin cansu

Leave a Reply