İsmet İnönü’nün bu ülkeye en büyük hizmetinin köy enstitülerini kurması ve demokrasiye geçme kararı alması olduğunu kemalistlerden (Doğan Avcıoğlu –Türkiye’nin Düzeni adlı kitabında bu iki uygulamayı vurgular) sıkça duyarız. Köy enstitüsü meselesini bir önceki yazıda ele almıştım. Ya demokrasi… Gerçekten İsmet İnönü bu ülkenin demokratik bir ülke olması için mi bu kararı almıştır? İstediği gibi at koşturduğu diktatörlüğünde birden bire yönetimi kaybetme riski almasının sebebi neydi? Bir de unutmadan Serbest Fırka’nın varlığı -Emre Kongar’ın bir kitabında dediği gibi- “demokrasinin işletildiğini” mi gösteriyordu?
Devamını oku »
En son Almanya’dan copy-paste yapılan “erbhof” yani “toprak kanunu”nda kalmıştık. Söz konusu bu kanun, “büyük toprak sahiplerinin topraklarını sınırlandırıyor ve büyük bir kısmının toprak sahibi olmayan köylülere tahsis edilmesini öngörüyordu” (1)
Bu tasarıya (benzeri Bulgaristan’da kurulan komünist rejim uygulamasında da var) karşı çıkan muhalefet aslında çok büyük bir ileri görüşlülük sergilemiştir. Çünkü, bugün ekonomik ve teknik açıdan anlaşıldığı üzere, tarım alanlarının küçük mülklere bölünmesi veya devlet işletmelerine verilmesi tarım işletmeciliğinin ve ekonomisinin ilkelerine aykırıdır. Biraz daha açarsam, toprağı küçük mülklere ve işletmelere bölmek toprak verimliliğini düşürmeye sebebiyet verir. Lakin, Adnan Menderes bir toprak ağası olduğu için çıkarları uğruna muhalefet etmekle suçlanmıştır.
Devamını oku »
Son Yorumlar