<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Düşünüyoruz!..com</title>
	<atom:link href="http://www.dusunuyoruz.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dusunuyoruz.com</link>
	<description>Düşünen İnsanlar İçin Düşündüren Şeyler...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 08:03:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Futbol Din midir?</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/futbol-din-midir/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/futbol-din-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 15:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[fanatizm]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[tağut]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2038</guid>
		<description><![CDATA[Bu belgesel, &#8220;spor olan&#8221; futbolun değil, artık sporluktan çıkarılıp adeta &#8220;din&#8221;leştirilen futbolun ele alındığı bir belgeseldir.  Özellikle belgeselde yer alan taraftarların davranış ve açıklamaları artık futbolun nasıl din haline getirildiğini açık bir şekilde göstermektedir. Sözü fazla uzatmadan sizleri bu anlamlı ve bir o kadar da düşündürücü videoyla başbaşa bırakmak istiyoruz&#8230; (Lütfen &#8220;önyargı&#8221; şapkalarımızı (varsa) bir kenara koyup izleyelim/izletelim!) Video linki: http://www.youtube.com/watch?v=f9wQ3hhpT5U Ayrıca şu yazının da okunmasında fayda var: http://www.burhandergisi.com/hasan-baar/529-sekueler-duenyanin-yen-dn-futbol-.html &#160; Konuyla ilgili birkaç haber, link: http://www.fanatik.com.tr/Default.aspx?aType=HaberTumYorumlar&#38;ArticleID=208440 http://golsuzesitlik.blogspot.com/2011/03/turkiyede-futbol-bir-din-manuel.html http://www.habervitrini.com/haber/kazim-turkiyede-futbol-din-gibi-yasaniyor&#8211;428343/ http://www.rotahaber.com/haber-detay_128380.html]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu belgesel, &#8220;spor olan&#8221; futbolun değil, artık sporluktan çıkarılıp adeta &#8220;din&#8221;leştirilen futbolun ele alındığı bir belgeseldir.  Özellikle belgeselde yer alan <strong>taraftarların davranış ve açıklamaları artık futbolun nasıl din haline getirildiğini</strong> açık bir şekilde göstermektedir. Sözü fazla uzatmadan sizleri bu anlamlı ve bir o kadar da düşündürücü videoyla başbaşa bırakmak istiyoruz&#8230; (Lütfen &#8220;önyargı&#8221; şapkalarımızı (varsa) bir kenara koyup izleyelim/izletelim!)</p>
<p><object width="640" height="480" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/f9wQ3hhpT5U?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="640" height="480" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/f9wQ3hhpT5U?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
<p>Video linki: http://www.youtube.com/watch?v=f9wQ3hhpT5U</p>
<p>Ayrıca şu yazının da okunmasında fayda var:<br />
<a href="http://www.burhandergisi.com/hasan-baar/529-sekueler-duenyanin-yen-dn-futbol-.html">http://www.burhandergisi.com/hasan-baar/529-sekueler-duenyanin-yen-dn-futbol-.html</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Konuyla ilgili birkaç haber, link:<br />
<a href="http://www.fanatik.com.tr/Default.aspx?aType=HaberTumYorumlar&amp;ArticleID=208440" target="_blank">http://www.fanatik.com.tr/Default.aspx?aType=HaberTumYorumlar&amp;ArticleID=208440</a><br />
<a href="http://golsuzesitlik.blogspot.com/2011/03/turkiyede-futbol-bir-din-manuel.html" target="_blank">http://golsuzesitlik.blogspot.com/2011/03/turkiyede-futbol-bir-din-manuel.html</a><br />
<a href="http://www.habervitrini.com/haber/kazim-turkiyede-futbol-din-gibi-yasaniyor--428343/" target="_blank">http://www.habervitrini.com/haber/kazim-turkiyede-futbol-din-gibi-yasaniyor&#8211;428343/</a><br />
<a href="http://www.rotahaber.com/haber-detay_128380.html" target="_blank">http://www.rotahaber.com/haber-detay_128380.html</a></p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2038&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/futbol-din-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mezhep &#8220;Ayrımcılığına&#8221; Karşı Sağduyulu &#8220;İttifak&#8221; Çağrısı</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/islam-genel-kongresi/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/islam-genel-kongresi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2012 11:04:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşündüren Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[genel kongre]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2035</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin komşularıyla arasının açılmaya çalışıldığı ve mezhep farklılıklarının öne çıkartıldığı bir dönemde, sağduyulu bir medya kuruluşunun bundan 80 yıl önceki &#8220;İslam Genel Kongresi&#8221; haberini gündeme taşıması, öne çıkartması son derece önemli ve anlamlı. Bu konunun başta ülkemiz olmak üzere bölge ülkelerinin yöneticileri ve halkları tarafından bilinmesi, hatırlanması, gündeme gelmesi büyük önem arz etmektedir.   SAĞDUYULU İTTİFAK ÇAĞRISI Tedirginlik vesilesi güncel gelişmelere sağduyulu ittifak zemini oluşturması bakımından 1931’deki İslam Genel Kongresi’nin kararları dikkate şayandır. Yaşanmakta olan mezhep gerginliğini engellemenin yolu İslam Genel Kongresi’nde alınan kararların günümüze uyarlanmasından geçmektedir. Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’da devam eden gelişmeler ekseninde oluşturulmaya çalışılan Sünni-Şii gerginliğinin bir kutuplaşmaya<a href="http://www.dusunuyoruz.com/islam-genel-kongresi/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #0000ff;"><a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/03/genel-islam-kongresi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2036" title="islam genel kongresi" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/03/genel-islam-kongresi-300x285.jpg" alt="" width="300" height="285" /></a><span style="color: #0000ff;">Türkiye&#8217;nin komşularıyla arasının açılmaya çalışıldığı ve mezhep farklılıklarının öne çıkartıldığı bir dönemde, sağduyulu <span style="color: #800080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.akradyo.net/content.aspx?id=25" target="_blank"><span style="color: #800080; text-decoration: underline;">bir medya kuruluşunun</span></a></span></span> bundan 80 yıl önceki &#8220;İslam Genel Kongresi&#8221; haberini gündeme taşıması, öne çıkartması son derece önemli ve anlamlı.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #0000ff;">Bu konunun başta ülkemiz olmak üzere bölge ülkelerinin yöneticileri ve halkları tarafından bilinmesi, hatırlanması, gündeme gelmesi büyük önem arz etmektedir.  </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>SAĞDUYULU İTTİFAK ÇAĞRISI</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;">Tedirginlik vesilesi güncel gelişmelere sağduyulu ittifak zemini oluşturması bakımından 1931’deki İslam Genel Kongresi’nin kararları dikkate şayandır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #800000;">Yaşanmakta olan mezhep gerginliğini engellemenin yolu İslam Genel Kongresi’nde alınan kararların günümüze uyarlanmasından geçmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #800000;">Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’da devam eden gelişmeler ekseninde oluşturulmaya çalışılan Sünni-Şii gerginliğinin bir kutuplaşmaya dönüşme ihtimali bölgedeki dost ülkelerin geleceğini tehdit ediyor.</span></p>
<p><span style="color: #800000;">Haksız işgallerle Ortadoğu’da başlayan iç karışıklıklar, Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan suni devrimler, son olarak Suriye, Yemen ve Bahreyn üzerinden körüklenen mezhep ayrımcılığı zemini, Müslümanların uyanık olmasını gerektiriyor.</span></p>
<p><span style="color: #800000;">Tarihte benzer dış saldırılarla ve oyunlarla karşılaşan İslam ülkeleri, İslam kardeşliğini tesis etme yolunda önemli toplantılar gerçekleştirip mezhep ayrımı gözetmeksizin ciddi kararlar aldılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>6 Şaban 1350, 10 Aralık 1931 tarihinde Kudüs’te düzenlenen İslam Genel Kongresi’nde de (The General Islamic Congress), İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasında işbirliğini sağlamak ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek yönünde çok önemli kararlar alındı.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">Aralarında <strong>Türkiye, Suriye, İran,</strong> <strong>Irak,</strong></span><strong> Filistin, Yemen, Tunus, Trablusgarp (Libya), Mısır, Yugoslavya, Endonezya, Doğu Türkistan </strong>başta olmak üzere 22 ülkeden/bölgeden 153 delegenin katıldığı konferans, mezhep ayrımı (Sünni, Şia, Alevi, Safii, Hanefi vb.) gözetilmeksizin İslam kardeşliğini geliştirmek ve Müslümanların menfaatlerini birlikte savunmak için İslam ülkelerinin temsilcilerinin kendi iradeleriyle bir araya gelmeleri bakımından çok büyük önem arz etmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zamanın Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseynî’nin girişimleriyle Kudüs’te gerçekleştirilen İslam Genel Kongresi’nde alınan önemli kararlardan bazıları şöyle:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong><strong>Madde 1:</strong> <strong>Dünyanın her yerinden Müslümanların katılımıyla düzenli ve genel bir kongre düzenlenecek ve bu kongre İslam Genel Kongresi olarak anılacaktır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Madde 2: </strong>Kongrenin hedefleri şunlardır:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">a) <strong>İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasındaki işbirliğini ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">b) <strong>Müslümanların menfaatlerini savunmak ve kutsal mekânlar ile toprakları herhangi bir müdahaleye karşı korumak.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kongrede alınan kararların tamamına <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.akradyo.net/2971112273,60844,6,ISLAM-GENEL-KONGRESI-BEYANNAMESI.aspx" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">buradan</span></a></strong></span> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konferans, <strong>Sünni ve Şia ayrımı</strong> gözetilmeksizin ve herhangi bir dış baskı/yönlendirme olmaksızın <strong>Türkiye, İran, Suriye, Irak, Mısır, Trablusgarp </strong>(Libya),<strong> Tunus, Yemen, Filistin, Lübnan, Doğu Ürdün, Cezayir, Hicaz </strong>(Suudi Arabistan),<strong> Rusya </strong>(Ortaasya Türk Devletleri),<strong> Mağrib </strong>(Fas),<strong> Hint kıtası, Seylan</strong>(Sri Lanka),<strong> Nijerya, Cava Adası </strong>(Endonezya),<strong> Doğu Türkistan, Kafkasya ve Yugoslavya</strong>’dan <strong>153 delegenin </strong>katılımıyla gerçekleştirildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Din bilgini, siyasetçi ve düşünürlerden oluşan katılımcılar arasında önde gelen simalar şöyleydi: <strong>Ziyaüddün Tabatabaî</strong> (eski İran Başbakanı), <strong>Hasan Halid Paşa</strong> (eski Doğu Ürdün Başbakanı), <strong>Reşid Rıza </strong>(Mısır el-Ezher Üniversitesi Dekanı),<strong> Cezayirli Emir Abdülkadir’in torunu Emir Said el-Cezairi, Şükrü El Kuvvetli</strong> (Suriye’nin kuruluşundan sonra ilk devlet başkanı), <strong>Riyad El Sulh </strong>(Lübnan’ın bağımsızlığından sonraki ilk başbakan) ve <strong>Muhammed İkbal </strong>(Hindistan-Pakistan). Başkanlığa Hacı Emin el-Hüseyni’nin getirildiği konferansta Muhammed İkbal ise başkan vekili seçildi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><br />
</strong><strong>Konferansın icra heyeti üyeleri arasında şu simalar görülmektedir.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kudüs</strong> Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni, <strong>Bosna’dan</strong> Şeyh Salim Efendi, <strong>Kafkasya’dan </strong>Şeyh Şamil’in torunu Emir Said Şamil, <strong>Varşova’dan </strong>İyaz İsaki ve <strong>Hind kıtasından</strong> Muhammed İkbal.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Açılması öngörülen İslam Konferansı irtibat büroları arasında <strong>Doğu Türkistan, Balkanlar, Kıbrıs, Polonya, Finlandiya, Yugoslavya, Almanya ve bazı Arap ülkeleri ile Afrika ülkeleri, Endonezya, Filipin, Şanghay ve Avustralya</strong> yer almaktadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Konferans oturumlarında <strong>alınan karar </strong>gereği <strong>Müslümanlar arasında birliğin sağlanmasının nişanesi olarak</strong> Şii din âlimi Muhammed el-Hüseyin Al-i Kâşif, <strong>“Sünni, Şii ve İbadiyye’lerden oluşan ve onbini bulan cemaate” </strong>Mescid-i Aksa’da Cuma namazı kıldırdı. Al-i Kâşif’in, <strong>“İslam kardeşliğinin önemi ve İslam birliğinin tesisi”</strong> başlığıyla verdiği hutbede İslam Genel Konferansı’nda <strong>alınan kararları kimlerin nasıl engellemek isteyeceğine</strong> dair önemli tespitlerde de bulunduğu kayıtlarda yer almaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><br />
KAYNAKLAR</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">1) İslam Genel Kongresi’nin tertip heyetinde yer alan Tunuslu <strong>Şeyh Abdülaziz es-Sea’libi</strong>’nin hazırladığı<strong>“Halfiyyâtu’l Mu’temeri’l İslamî bi’l-Kuds”</strong> isimli bir eserinin kongrede alınan kararlarla ilgili bölümüne <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.akradyo.net/Halfiyyatul-Mutemeril-Islami-Bil-Kuds.pdf" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">buradan</span></a></strong></span> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">2) Prof. Martin Kramer’in doktora tezi olan <em>“</em>Islam Assembled: The Advent of the Muslim Congresses”<em> </em>eserinin İslam Genel Kongresi’yle ilgili bölümüne <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.martinkramer.org/sandbox/wp-content/uploads/2012/02/Eleven.pdf" target="_blank"><span style="color: #ff0000;">buradan</span></a></strong></span> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><br />
AKRA FM / 28.03.2012<br />
</strong><a href="http://akradyo.net/4522445392,60860,6,SAGDUYULU-ITTIFAK-CAGRISI.aspx">http://akradyo.net/4522445392,60860,6,SAGDUYULU-ITTIFAK-CAGRISI.aspx</a></p>
<p style="text-align: justify;">
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2035&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/islam-genel-kongresi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çanakkale&#8221;lere Çanak Tutmak&#8230;</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/canakkaleye-canak-tutmak/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/canakkaleye-canak-tutmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2012 10:13:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2031</guid>
		<description><![CDATA[Suriye’nin, İran’ın, Libya’nın, Afganistan’ın &#8220;Çanakkale&#8221;sinde, işgalci güçlerin Senegalli işbirlikçileri olmayalım!&#8230; Dün bizim üzerimize çullanan “en kesif ordular” bu gün başka mazlum milletlere saldırıyor. Dün ufacık bir karayı kaç donanmayla sarmış hayasız güçler bu gün gözlerine kestirdikleri, dişlerine uygun buldukları gariban ülkelere bomba yağdırıyor… Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi işgal gerekçelerini kendileri üretiyor, zalim diktatörleri zavallı insanların başına sarıp, sonra dönerek bu diktatöryanın hesabını yine o mazlumlara soruyorlar! Diktatörlerden hesap sorulacaksa biz soralım&#8230; Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, her kimse, hakim güçlerin taşeronu olmayalım. Zalimlere ceza verilecekse biz verelim; Yedi iklimi cihânın, sırtlan kümesi güruhların namına yürümeyelim. Mazlum milletler üzerinde,<a href="http://www.dusunuyoruz.com/canakkaleye-canak-tutmak/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/03/canakkaleye-bakis.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2032" title="canakkaleye-bakis" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/03/canakkaleye-bakis-300x210.jpg" alt="" width="300" height="210" /></a><br />
Suriye’nin, İran’ın, Libya’nın, Afganistan’ın &#8220;Çanakkale&#8221;sinde, işgalci güçlerin Senegalli işbirlikçileri olmayalım!&#8230;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dün bizim üzerimize çullanan “en kesif ordular” bu gün başka mazlum milletlere saldırıyor. Dün ufacık bir karayı kaç donanmayla sarmış hayasız güçler bu gün gözlerine kestirdikleri, dişlerine uygun buldukları gariban ülkelere bomba yağdırıyor…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi işgal gerekçelerini kendileri üretiyor, zalim diktatörleri zavallı insanların başına sarıp, sonra dönerek bu diktatöryanın hesabını yine o mazlumlara soruyorlar!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Diktatörlerden hesap sorulacaksa biz soralım&#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;"> Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, her kimse, hakim güçlerin taşeronu olmayalım.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Zalimlere ceza verilecekse biz verelim; Yedi iklimi cihânın, sırtlan kümesi güruhların namına yürümeyelim.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Mazlum milletler üzerinde, -güya zalim idarecileri alaşağı etmek için- sürü halinde gezerken sayısız teyyâre ; top tüfekten daha sık, gülle yağan mermileri izah edemeyiz, bunların vebali ağır gelir bize!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dün Irak’ta, bu gün Suriye’de yarın İran’da oynanan oyun aynı ; çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dün Çanakkale’de biz haklı ve mazlum idik. Başka mazlum milletler bizim yanımızda savaştı. Çanakkale şehitliği orada: Türkü, Arabı,Çerkezi,Kürdü, Arnavudu, Boşnakı şehit düştüler. İşgalci güçlerin saflarında yer alan Senegalli Müslümanları bile ‘İstanbuldaki Halifeye yardıma gidiyoruz” diyerek kandırmışlar ve savaştırmışlardı. O işbirlikçi Senegalliler bile, Türk cephelerinden gelen ezan sesiyle gerçeği anlamış ve yapabilenler savaşmaktan imtina etmişlerdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Biz hangi bahane ile işgalci saflarında gireceğiz Müslüman coğrafyalara?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şam’daki yahut Tahrandaki Müslümanları kurtarmak bahanesi biraz eğreti, biraz sakil durmuyor mu?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hadi Afrikalı Müslümanlar cahildi, hadi Çanakkale savaşı zamanındaki iletişim bu aldatmayı izah edebiliyordu. Biz neye kanıyoruz, neye aldanıyoruz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Çanakkale savaşı yıllarında Batı Basınında Ted Colles adlı karikatürist, Çanakkale’deki Mehmetçiği “Abdül” adı verilen bir tipleme ile yansıtmıştı, kaba saba görünümlü, canavar tipli ve pek de insani olmayan ; adeta görüntüsüyle dayağı hatta öldürülmeyi hak eden bir mahluktu bu “Abdül” tiplemesi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Bu aşağılık numaralar halen ayniyle caridir:</span><br />
<span style="color: #000000;"> Daha dün, Esed barışçı ve reformcu bir genç liderdi…Eşi ise, bizdeki başları kapalı başbakan eşine inat diye öne çıkartılan çağdaş, modern, şık ve alımlı (!) bir figürdü…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Dün bu imajı parlatanlar bu gün Esed’i kan içici bir cani, karısını da, ülkesinde dökülen kana rağmen lüks alışverişlerden geri durmayan bir dişi-diktatör olarak resmediyorlar.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Kısacası “Abdül”leştirme operasyonu tamam!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Dr. Berrin Köse anlatıyor:</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Yıl 1993, batı Avustralya’da Curtin University of Technology’de, ırkçılık nedeni ile her anında ayrı bir savaş verdiğim doktora çalışmamın üçüncü yılındayım. Tez danışmanım, benim bu zorlu savaşım sırasında danışmanlık görevini “keyfi” bir nedenle bırakıyor. Tüm çabalarıma karşın okulun bu keyfi davranışı engellemesini sağlayamıyorum. Hayatım bu yeni gelişme ile daha da çekilmez bir duruma geliyor. Bir gün okulda çalışırken tanımadığım bir bayan yanıma yaklaşıyor;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Merhaba, ben senin yeni tez danışmanınım”. şaşırıyorum&#8230;</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Adım İ.A. sen de Berrin olmalısın”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Evet”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Bundan sonra birlikte çalışacağız. Sahi, hangi ülkedendin?”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Türk’üm”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Haaaa, “abdul” yani!”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Anlamadım! “abdul” de kim?”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Biz size “abdul” deriz de!”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Siz kimsiniz?”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Batılılar”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Peki “biz” kimiz?”</span><br />
<span style="color: #000000;"> “Müslüman Türkler”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Elimde tuttuğum kalın istatistik kitabını masanın üzerine fırlatıyorum. Kitap masanın üzerinde hızla kayarak büyük bir gürültü ile duvara çarpıp duruyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yeni tez danışmanım yanımdan ayrılır ayrılmaz o günkü çalışmamı yarıda bırakıp okuldan çıkıyorum. Akşam geç vakte kadar şehirdeki kütüphaneleri dolaşıyorum. “Abdul” ün neyi temsil ettiğini öğrenmem gerekiyor. Hissediyorum “iyi” biri değil. Ama kim? nasıl bir kimliği var bu “abdul” ün? Ya da “batı” nın gözü ile nasıl görünüyoruz? Öğrenmek zorundayım&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Takip eden günlerdeki aramalarım da sonuç vermiyor. Çok üzülüyorum. O hafta sonu büyük bir can sıkıntısı ile şehirde dolaşırken ikinci el kitap satan bir dükkanda buluyorum kendimi. Kitaplar arasında yorgun dolaşırken gözüme birden bir kitap ilişiyor, Gallipoli; yazarı, Alan Moorehead. Kalbim yerinden fırlıyor. Ya “abdul”e rastlarsam. Sayfalara hızla göz atıyorum. Evet, işte orada&#8230; Abdul&#8230; Batı’nın gözündeki bizler yani&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gördüğüm resim beni çok üzüyor&#8230; ama şaşırmıyorum&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> ***</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Kitapta, Türklerin tanımı şöyle yapılıyor; Türklerin canavarca ve insani olmayan bir yanları vardır, zalim ve kötülük saçan aşırı tutucu insanlardır, her türlü kötülüğü ve vahşiliği yapma eğilimleri ve güçleri vardır (sayfa 149, paragraf 2).</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kitapta tanımı verilmeyen ve “abdul” resmine de yansıtılamayan daha neler var? öğrenmeliyim&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Daha sonra çok samimi olduğum bazı Avustralyalı arkadaşlarıma soruyorum “abdul”ü. Utana-sıkıla, “aptal, uyuşuk, bir işe yaramaz, tembel, güvenilmez ve çok pis” sıfatlarını sıralıyorlar Türkleri temsil ettiği iddia edilen “tip” ile ilgili olarak…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çanakkale’yi yaşamış ve bunu destanlaştırmış bir millet olarak, başka milletlerin Çanakkalelerine biz saygı duymayacağız da kim duyacak? “Abdül”leştirme operasyonlarından biz tiksinmeyeceğiz de kimin midesi kalkacak?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;</span><br />
<span style="color: #000000;"> Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Diyen milli şairimizin yolunda olmak gerekiyor bu günlerde,</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yerel diktatörlerin de hasmıyız, onları bahane edip kardeşlerimizin kanını dökmeyi kafasına koymuş çağdaş firavunların da…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çanakkale’yi yaşamış bir milletin ferdiyiz.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Hiç bir güç ve hiç bir gerekçe bizi devasa ve güçlü Queen Elizabeth ,Lord Nelson, Agamemnon, Goliath, Irresistible, Majestic, Suffren, Henri-IV, Saint Louis, Bouvet, Gaulois,Charlemagne zırhlılarının yanında konuşlandıramaz!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Bizim yerimiz, zayıf, eski, güçsüz de olsa, Yavuz, Barbaros Hayrettin,Turgut Reis, Mesudiye,Hamidiye,Mecidiye ve Midilli’nin yanıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Çanakkale şehitlerini rahmet ve minnetle anarken, Çanakkale ruhunu ve birlikteliğini de özlemle yâdediyoruz…<br />
</span></p>
<p style="text-align: justify;">18.03.2012<br />
Av. Turgay Şahin<br />
Afyon Barosu Bşk.</p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2031&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/canakkaleye-canak-tutmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Eyephone Eyepad TV&#8217;ittir vs&#8230;</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/yeni-eyephone-eyepad-tvittir-vs/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/yeni-eyephone-eyepad-tvittir-vs/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2012 14:19:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[25. kare]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[android]]></category>
		<category><![CDATA[apple]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli]]></category>
		<category><![CDATA[cell]]></category>
		<category><![CDATA[customer]]></category>
		<category><![CDATA[emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[geri dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[gizli reklam]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[liberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[manufacturer]]></category>
		<category><![CDATA[media]]></category>
		<category><![CDATA[mobil life]]></category>
		<category><![CDATA[mobil yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[new ipad]]></category>
		<category><![CDATA[new iphone]]></category>
		<category><![CDATA[para harcama]]></category>
		<category><![CDATA[phone]]></category>
		<category><![CDATA[popularity]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[sürü psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[smart phones]]></category>
		<category><![CDATA[social networks]]></category>
		<category><![CDATA[subliminal mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[tecnology]]></category>
		<category><![CDATA[tekno life]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[touch]]></category>
		<category><![CDATA[tv]]></category>
		<category><![CDATA[twitcher]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2026</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki &#8220;yeni bir falan cihaz&#8221; veya &#8220;falan cihazın yeni bir sürümü&#8221; çıkmasın&#8230; Hatta şimdi moda oldu: ürün piyasaya çıkmadan aylar öncesinden firma çalışanlarının TVitter sayfasından &#8220;bilgi sızıntıları&#8221; da gündeme getirilerek &#8220;merak&#8221; uyandırılıyor güya&#8230; İnsanoğlu her şeyin suyunu çıkardığı gibi teknolojinin de suyunu çıkardı. Teknoloji mi bizi kullanıyor, biz mi teknolojiyi kullanıyoruz ya da her ikimizi de kullanan başkaları mı var? Aşağıda paylaştığımız çizgi film kesiti tam da bu konuyu ele alıyor, hem de oldukça &#8220;İRONİK&#8221; bir şekilde&#8230; Yeni teknolojilere veya teknolojideki yeniliklere bir de bu gözle bakmakta fayda var! (NOT: Video açılmazsa, bilgisayarınıza indirmek için tıklayın: flv / mp4 ) İlgili videonun orjinaline/tamamına şu<a href="http://www.dusunuyoruz.com/yeni-eyephone-eyepad-tvittir-vs/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Gün geçmiyor ki &#8220;yeni bir falan cihaz&#8221; veya &#8220;falan cihazın yeni bir sürümü&#8221; çıkmasın&#8230; Hatta şimdi moda oldu: ürün piyasaya çıkmadan aylar öncesinden firma çalışanlarının TVitter sayfasından &#8220;bilgi sızıntıları&#8221; da gündeme getirilerek &#8220;merak&#8221; uyandırılıyor güya&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsanoğlu her şeyin suyunu çıkardığı gibi teknolojinin de suyunu çıkardı. Teknoloji mi bizi kullanıyor, biz mi teknolojiyi kullanıyoruz ya da her ikimizi de kullanan başkaları mı var? </span><span style="color: #000000;">Aşağıda paylaştığımız çizgi film kesiti tam da bu konuyu ele alıyor, hem de oldukça &#8220;İRONİK&#8221; bir şekilde&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yeni teknolojilere veya teknolojideki yeniliklere bir de bu gözle bakmakta fayda var!</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>(NOT:</strong> </span><span style="color: #ff0000;">Video açılmazsa, </span><span style="color: #ff0000;">bilgisayarınıza indirmek için tıklayın: <strong><a href="http://www.dusunuyoruz.com/video/tvitter.flv" target="_blank">flv</a></strong> / </span><strong><a href="http://www.dusunuyoruz.com/video/tvitter.mp4" target="_blank">mp4</a></strong> )</p>
<p></p>
<p>İlgili videonun orjinaline/tamamına <strong><a href="http://www.dizimag.com/futurama-6-sezon-3-bolum-izle-dizi.html" target="_blank">şu linkten</a></strong> ulaşabilirsiniz&#8230;</p>
<p><a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/03/mobil-sanal-bagimlilikk.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-2029" title="Mobil &amp; Sanal Bağımlılık" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/03/mobil-sanal-bagimlilikk-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></a></p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2026&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/yeni-eyephone-eyepad-tvittir-vs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.dusunuyoruz.com/video/tvitter.mp4" length="75657591" type="video/mp4" />
<enclosure url="http://www.dusunuyoruz.com/video/tvitter.flv" length="60536472" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Düşündüren Bir Kitap, Düşündüren Bir Davet</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/kuranin-anlamiyla-bulusmaya-davet/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/kuranin-anlamiyla-bulusmaya-davet/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 14:17:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşündüren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[feyzül furkan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an-ı kerim]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2021</guid>
		<description><![CDATA[Onu hep el üstünde tuttuk, yüksekçe yerlerde sakladık. Ama kalbimize ve yaşantımıza indiremedik… Yıllarca onu ölülerimize, hastalarımıza okuduk; bir tek kendimize okuyamadık… Halbuki o, ölüleri değil dirileri uyarmak için; kalbi, kafayı ve hayatı yeniden düzenlemek için gönderilmişti. Kur&#8217;an ile günümüz müslümanları arasında ciddi bir iletişim ve anlama sorunu var&#8230; Hayatımızdaki olumsuzluklar onu anlamak için gayret sarf etmemekten kaynaklanıyor. Onu okumaktan maksat anlamak, idrak etmek, yaşantımızda uygulamak, kendimize hayat kılavuzu edinmek ise; bu konuda ne kadar eksikli olduğumuzu itiraf etmeliyiz. Arapça bilmeyen birisi için Kur&#8217;an&#8217;ın meali, kişinin Rabbini bilmesinde, kendini tanımasında olmazsa olmaz bir kaynaktır. Kur&#8217;an meali, hakikati arayan her insanın her an başvuracağı bir başucu kitabıdır. Meal<a href="http://www.dusunuyoruz.com/kuranin-anlamiyla-bulusmaya-davet/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/01/19.ti_.png"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-2023" title="19" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/01/19.ti_-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /></a><span style="color: #000000;">Onu hep el üstünde tuttuk, yüksekçe yerlerde sakladık. Ama kalbimize ve yaşantımıza indiremedik…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yıllarca onu ölülerimize, hastalarımıza okuduk; bir tek kendimize okuyamadık… Halbuki o, ölüleri değil dirileri uyarmak için; kalbi, kafayı ve hayatı yeniden düzenlemek için gönderilmişti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur&#8217;an ile günümüz müslümanları arasında ciddi bir iletişim ve anlama sorunu var&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hayatımızdaki olumsuzluklar onu anlamak için gayret sarf etmemekten kaynaklanıyor. Onu okumaktan maksat anlamak, idrak etmek, yaşantımızda uygulamak, kendimize hayat kılavuzu edinmek ise; bu konuda ne kadar eksikli olduğumuzu itiraf etmeliyiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Arapça bilmeyen birisi için Kur&#8217;an&#8217;ın meali, kişinin Rabbini bilmesinde, kendini tanımasında olmazsa olmaz bir kaynaktır. Kur&#8217;an meali, hakikati arayan her insanın her an başvuracağı bir başucu kitabıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Meal okuyan kişi dinin geneli hakkında bilgi sahibi olur, kendisini ateşe götürecek tehlikeleri görme ve ondan sakındıracak tedbirleri alma imkânını elde eder. Salih ve muttaki kul olma yolunda gayreti artar, ufku açılır. Nefsiyle, şeytanla ve onun dostlarıyla mücadelede daha dikkatli ve kararlı olur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Yıllardır ileri sürülen en büyük bahane &#8220;okuduğumu anlayamıyorum&#8221; idi.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft  wp-image-2022" title="Feyzü'l Furkan" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2012/01/01.ffsm_.png" alt="" width="158" height="226" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bugün bu mazereti ortadan kaldıran muhteşem bir çalışmaya kavuştuk. Uzun yılların emeği ve birikimiyle hazırlanan, sade ve anlaşılır bir Türkçe&#8217;yle yazılmış, gerekli görülen yerleri anlamayı kolaylaştıracak kısa açıklamalarla zenginleştirilmiş, iniş gayesini ve Allah&#8217;ın muradını anlamayı hedeflemiş, ilim adamlarınca kabul görmüş ender bir çalışma&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir başka bahane de “okuyacağım ama abdestsiz elime alamıyorum.” idi. İşte bunun için Kur‟an-ı Kerim‟in Arapça metni konulmadan hazırlanmış, her an cebimizde bile rahatlıkla taşıyabileceğimiz boyutta güzel bir meal var:  </span><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;Feyzü&#8217;l Fûrkan Açıklamalı Kur&#8217;an-ı Kerim Meali&#8221; (*)</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Allah ile konuşmak, sevgisini kazanmak isteyenler! Gelin hep birlikte O‟nun mesajını tüm insanlığa ulaştırmak için el ele verelim. Hepimizin yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Gelin Allah‟ın kitabını okumada, okutmada, anlamada ve yaşamada yarışalım. Böylece Allah‟ın mesajını Allah‟ın kullarına ulaştırmada birbirimize yardım edelim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;">PEKİ AMA NASIL? diyenler için;</span><br />
</strong><strong style="color: #ff0000;">KUR&#8217;AN&#8217;A ÇEKEN YOLLAR<br />
</strong><em>Ahmet Maraşlı</em></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bakış açısını netleştirmek:</strong> Kur’ân’a, diğer kitaplardan farkını, üzerimizde Allah’ın ne büyük bir lûtfu olduğunu ve O’na olan ihtiyacımızın şiddetini anlayıp hissettiğimiz ölçüde yöneliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Öyleyse, Kur’ân’a olan ihtiyacımızın şiddetini ortaya koyan, bizi sarsan, O’nu okumak için harekete geçiren şeyleri gayet dikkatli bir şekilde düşünelim ve alt alta yazalım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah’ın Kur’ân’daki ilk emri “Oku!” iken, genel anlamda “okumak” ve özel anlamda “Kur’ân’ı okumak” ve anlamaya çalışmak, hayatımızda kaçıncı sırada yer alıyor? Nelerin altında? Niçin? Bu soruların cevabından kaçmayalım ve harekete geçmek için kendimizi sorgulayalım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hareket noktanız:</strong> Sizi Kur’ân’a en çok çeken bir âyeti, bir olayı veya başka herhangi bir şeyi düşünün ve hemen yakınınızdaki Kur’ân’a uzanın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İlginizi en çok çeken konular:</strong> Okumak için önce ilginizi en çok çeken, ihtiyaç hissettiğiniz âyetlerden veya konulardan başlayın. Bu konuda meâlde bulunan “İçindekiler” bölümünden faydalanabilirsiniz. Detay isterseniz, özel olarak bu konuda hazırlanmış kitaplardan faydalanın. Konulu okuma, size değişik bakış açıları kazandırır ve yepyeni ufuklara doğru götürür.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kur’ân’ı her gün en az bir defa açıp bakın:</strong> Eğer Kur’ân’ı her gün açıp okuma gücünü kendinizde bulamıyorsanız, en az günde bir defa açıp bakın ve kapatın. Okumak için açmasanız bile, gözünüze bir âyet meâli ilişebilir. İçinizden bir ses, “Bir âyet olsun oku!” diyebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Alışkanlık haline getirmek için:</strong> Allah’ın bize neler söylediğini okumaya ve anlamaya yeterli vakit ayırıp ayırmadığımızı sorgulayarak, çok az bir süre de olsa kendimizi okumaya ikna edebilir, süreci böylece başlatabiliriz. Süre az olduğu için kendimizi ikna daha kolay olur. Öyleyse, başlangıç olarak, kendimize, belirli zamanlarda, çok az bir süre de olsa okuma mecburiyeti getirelim. Sonra bu süreyi azar azar artırabilir ve şekillendirebiliriz.Bu kolay uygulamanın kısa zamanda meyvelerini toplayacak ve hararetle başkalarına da tavsiye etmeye başlayacaksınız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bir dakikacık zaman:</strong> Okumak için illâ geniş zaman arayıp da sürekli tehir etmeyin. Bir dakikada bir âyet okusanız ve üzerinde azıcık düşünseniz, bu şekilde her gün sadece bir dakika ayırsanız bir senede 365 âyet eder. Peygamberimiz (s.a.v.), “Yapılan amellerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olandır.” buyuruyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Her fırsatta ve mekanda:</strong> Otobüste, tramvayda, vapurda, trende, iş yerinde, bekleme sırasında, piknikte vs cebinizde taşıyacağınız küçük bir mealden bir dakikada âb-ı hayat fışkırabilir. Ve okuyabilecek herkese ne kadar da güzel örnek olur. Toplayın şimdiye kadar geçen yolculuk sürelerinizi ve az da olsa ne kadar okuyabileceğinizi; okumamış olmanın hüznünü yaşayacaksınız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hastalık ve sıkıntı dönemlerinde:</strong> İnsanın bir teselli ve çıkış yolu aradığı hastalık, sıkıntı ve bunalım dönemleri, yani o şiddetli ihtiyaç dönemleri, Kur’ân’ın yol göstericiliği ve ferahlatıcılığının câzip gelmesi açısından kolaylaştırıcı bir vesiledir. O İlâhî kapıdan girerseniz, dertlerinizi bitiren veya en azından hafifleten yepyeni dünyalara açılırsınız.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Sakıp Sabancı, bir Avrupa ülkesinde bir süre hastanede yatar. Bakar ki başucunda bir İncil&#8230; Hastanın okuması için bırakılmış. Türkiye’ye döndüğünde bunu anlatırken, ülkemizdeki hastanelerde de hastanın başucunda, onu hem ruhen güçlendirmek, hem de hastalığa karşı direncini artırmak üzere meâlli bir Kur’ân bulunması gerektiğini söyler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Ailece: Aile fertleri her gün bir araya gelir, herkes bir âyet, iki âyet, üç âyet, yarım sayfa veya bir sayfa okur, diğerleri dinler. Üzerinde çok kısa konuşulur. Ama bu güzel uygulama mümkünse her gün yapılır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bir sayfa – on sayfa:</strong> Günde bir sayfa okusanız meâli bitirmeniz 2 sene sürmez. İki sayfa okusanız, 1 sene sürmez. Üç sayfa okusanız 6 ay kadar sürer. 10 sayfa okusanız 2 ay. Okuyabileceğiniz asgarî sayfa ile başlayabilirsiniz. Gazeteye, televizyona veya internete ayırdığınız kadar zaman ayırsanız; eğer öğrenciyseniz, tek bir ders kitabına ayırdığınız kadar zaman ayırsanız; neler olur, neler&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hedef, plan ve değerlendirme:</strong> Kısa süreli hedefler tespit eder, basit bir plan yapar ve sık sık kendimizi değerlendirirsek uygulama kolaylaşır. Mesela, “Her gün şu kadar dakika ya da saat; veya şu kadar âyet veya sayfa okuyacağım. Üç gün sonra uygulama ve verim noktasından kendimi değerlendireceğim.” diyebilir ve her üç gün sonunda değerlendirme yapabiliriz. Bu değerlendirme sonuçlarına göre yeni hedefler tespit edebiliriz. Sonuçları küçük bir cep defterine not edersek, neler yaptığımızı ve neler yapabileceğimizi daha iyi görürüz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilgisayarınızın ekranına ilk açılışı için şunu yazın ve çocuklarınıza da yazmalarını tavsiye edin:<strong> “Bugün ne okudun?”</strong> Benzer sözleri evde veya işyerinde en çok göreceğiniz yerlere koyabilir, hatta cep telefonunuza da yazabilir veya söyletebilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Okumalarınızı takip edip</strong>, okuduklarınızı ve kendinizi değerlendireceğiniz basit bir çizelge hazırlayabilir, hedeflerinizi gerçekleştirdikçe çizelgeyi de geliştirirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Genel okuma yanında bazı konularda yoğunlaşma: Özel ilgi ve ihtiyaç duyduğunuz bazı konularda çeşitli tefsirlerden ve başka kitaplardan okumalar yapın, kendinizi o konuda geliştirin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Birliktelik:</strong> Kur’ân’ın mânâsından sürekli istifade etme zevk ve alışkanlığını kazanan insanlarla sık sık görüşün. Onların başarılı oldukları uygulamaları kendi şartlarınıza uyarlayarak daha da geliştirmeye çalışın.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Aynı alışkanlığı kazanmak isteyen insanlarla görüş alışverişi yapın, birlikte kararlar alın, birbirinizi teşvik ve kontrol edin; “Hayırda yarışma” anlayışı içinde, hedefiniz aynı olduğu için hepinizi memnun edecek bir yarışma havasına girin. Bunu yapabildiğiniz kadar devam ettirin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hediye:</strong> Arkadaşlarınıza, dostlarınıza ve yeni evlenecek olanlara Meâlli Kur’ân hediye edin. Bu konuda size verilen hediyelerden sonra ilk fırsatta hediye eden kişiye geri bildirimde bulunun. Nasıl istifade ettiğinizi söyleyin. Bu hem sizi daha çok teşvik eder, hem de o kişiyi.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Kurulacak yuvanın kötülüklerden uzak, mutlu ve sürekli olması isteniyorsa, her insanın Allah’ın rehberliğine ihtiyacı olduğunu belirterek okumaya teşvik edin. Bunun olmazsa olmaz yaygın bir alışkanlık hâline gelmesine çalışın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ortam oluşturmak:</strong> Okuduklarınızdan uygun gördüğünüz yerleri başkalarına da okuyun. Onlardan da ihtiyaca en çok hitap ettiğini düşündükleri veya başka uygun buldukları âyet meâllerini size söylemelerini veya okumalarını isteyin.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Uygun yerlere koymak:</strong> Bulunduğumuz mekânlarda, bizim ve çevremizdeki diğer insanların elini uzatabileceği yakınlıktaki uygun yerlere meâl veya Kur’ân’dan âyetler içeren kitapçıklar koyabiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Sakin vakit – En verimli zaman dilimi:</strong> Gün içinde insanın veriminin en yüksek olduğu bir zaman dilimi vardır. “Sakin vakit” adı verilen bu zaman dilimi herkese göre değişir. Kimisi için gece yarısında, kimisi için sabahın erken saatlerindedir. O altın saatte Allah’ın Kitabı’nı düşünerek okumak, herhalde çok isabetli olur ve “en değerliye, en değerliyi vermek” Allah’ın da çok hoşuna gider.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kur’ân insanlara nasıl gösterilmeli?</strong> Kur’ân insanlara, hiç bıktırmadan her zaman daha büyük bir zevk ve hevesle en çok okunan kitap; Allah’tan gelen en güzel ve en önemli bilgilerin en doğru kaynağı; her zaman en iyi yol gösterici; kitapların kitabı olan en güzel kitap; insanlığı mutluluğa götüren, insanı insan yapan değerlerin İlâhi menbaı; Allah’ın sözü olduğu için çözülenler yanında içinde kıyamete kadar çözülmeyi bekleyen daha nice güzellikler olan en büyük hazine olarak sunulmalıdır. O güzelliklerden örnekler sunulmalı, böylece O’ndaki Allah bilgisinin sonsuzluğu kanaati oluşturulmalıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Büyükler, “Yârân istersen Kur’ân yeter!” demişler</strong>. Kur’ân’a, gerçekte olduğu gibi yârân olduğu, dost oladuğu idrâkiyle yaklaşmak ve başkalarını, özellikle çocuklarımızı o bakış açısıyla yaklaştırmaya çalışmak gerek.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Ah güzel örnek! En güzel yaklaşım ve etkileme tarzı, güzel örnek olmaktır. Güzel örnek olmanın özü, söylenenlerle yapılanların uyum içinde olmasıdır. Fakat bu, sevdirmek için yeterli olur mu? “Güzel örnek” meselesi genellikle yanlış anlaşılıyor. İyiyi, doğruyu, güzeli yapmak, “güzel örnek” olabilmek için tek başına yeterli olamıyor. Ya? Sevdirici, cezbedici, yapmaya teşvik edici olmayan hiçbir örnek, güzel örnek değildir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yunus ne diyor:</span><br />
<span style="color: #000000;"> Bilmek olmak değildir,</span><br />
<span style="color: #000000;"> Olmaya bak, olmaya.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Tavsiyede bulunurken:</strong> İnsanlara tavsiyede bulunurken dikkat etmemiz gereken üç basamak:</span><br />
<span style="color: #000000;"> 1. Sıcak bir yaklaşım, yani duygulara hitap,</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2. Tavsiye,</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3. Sebep veya sonucuna kısaca işaret etmek.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Mukayese ile farkın vurgulanması:</strong> Allah’ın sözünü okuyanla okumayan bir olmaz. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İnsanların ne dediğini öğrenmek için ne kadar gayret sarf ediyoruz; acaba bizi ve tarihler boyunca her şeyi yaratan Allah bize neler söylüyor, merak etmemek mümkün mü?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Allah kelâmının insanların kelâmına üstünlüğü, Allah’ın kullarına üstünlüğü gibidir.” Hadîs-i kudsîsinin penceresinden bakarak ve baktırarak Kur’ân’a dikkatleri daha kolay çevirmek mümkün.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Mukayese ile farkın vurgulanması, hedefe kestirmeden götüren, kısa ve keskin bir çözümdür. Çünkü, Hz. Ali (k.v.) Efendimizin ifadesiyle, “Nimetlerin kıymeti, ancak zıtların mukayesesi ile takdir edilir.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ailece bir arada, “her gün bir âyet”:</strong> Çocuklardan ve ailemizin her ferdinden, biz de dâhil, her gün akşam sofrasında veya sofradan sonra bir araya geldiğimizde, hangi ihtiyaca hitap ettiğini de söyleyeceği bir âyet meâlini okumasını isteyebiliriz. Âyet metnini de okursa daha güzel olacağını hatırlatır, fakat zorlamayız.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Bu, yapabilecekler için, “her sofrada bir âyet” şeklinde de uygulanabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hanımlar arası günlerde:</strong> Kur’ân sevdalısı hanımların, hanımlar arasındaki günlere katılarak, genel ihtiyaca hitap eden bir iki âyet meâli söyleyip üzerinde birkaç cümlecik konuşması. Başkalarını da her gelişlerinde bir tek âyet meâliyle gelmeleri için teşvik etmesi. Elbette âyet metni de okunursa daha güzel olur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Herkes faal:</strong> Düzenlenen sohbete katılacak herkes önceden, istediği bazı âyetleri okur ve tefsirlerden açıklamalarına bakar. Sohbette okur ve anlatır. İnisiyatif alır. Herkes harekete geçer. Kendisini çok iyi yetiştirmiş olanlar ayrıca yine derslerini yapar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Okutup ciddiyetle dinlemek:</strong> Bu metodu ilk defa İbni Kesîr’in “Hadîslerle Kur’ân-ı Kerîm Tefsiri” kitabının “İthaf”ında gördüm. Prof. Dr. Bekir Karlığa şunları söylüyordu: “Bu çalışmayı, çocuk yaşlarda bana, çok sevdiği İsmail Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Beyan’ını okutarak, tefsir zevkini tattırmaya çalışan rahmetli babam Besnili İbrahim Hoca’nın ruhuna minnet ve hürmetle ithaf ediyorum.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Allah Kelâmı’nı bu şekilde okutup dinleyerek sevdirmek ve anlaşılmasını sağlamak mümkün.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İşaretler koymak, cebimizde küçük bir defter veya cep bilgisayarı:</strong> Okuma sırasında işaretler koyabilir, sayfanın kenarına notlar alabilirsiniz. Hele küçük bir defteriniz ya da cep bilgisayarınız olur da oraya notlar alırsanız daha bir güzel olur. Hatırda da kalsın, satırda da&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Meâlini öğrendiğiniz veya orijinalini ezberlediğiniz âyetin sûre ismini ve âyet numarasını bilirseniz, bunun çok faydasını görürsünüz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilgisayar, CD, MP3 çalar, radyo ve kaset çalardan dinleyerek: Bu imkanların biri olmazsa diğeri bugünün dünyasında artık hemen hemen herkeste var. Evde, yolda, işyerinde, bunu alışkanlık hâline getirebilirsiniz. Ayrıca ailece belli zamanlarda dinleyebilirsiniz. Sadece Kur’ân meâli okuyan radyo bile var.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz?</strong> </span>Peki, sizi Allah’a daha çok yaklaştıracak ve bütün sıkıntıların çözüm kaynağına giden yol olan gayretlenmelere, Allah’ın dediklerini daha çok okumaya, dinlemeye, anlamaya ve yaşamaya götürecek bu adımları, mevcut hâlinizi aşacak şekilde uygulamaya ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Peygamberimiz (s.a.v.)’in <strong>“İki günü eşit olan kimse zarardadır.”</strong> Hadîs-i şerifini bu konuda uygulayalım. Başlangıçta ne kadar süre uygulayalım? Bir ay, on beş gün, on gün desek zor. Bir hafta desek o da biraz zor gözüküyor. Fakat üç gün uygulamayı az bir gayretle herhalde herkes yapabilir. Peki ne zaman uygulamaya başlayalım? Bugün mü, yarın mı? Bu soruya vereceğimiz cevabın arkasından şu Hadîs-i Şerif’i hatırlayalım ki, Peygamberimiz (s.a.v.), “Yarın yaparım, diyen helâk oldu.” buyuruyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Öyleyse, bugünden başlayalım ve kendimizi test edelim. Bakalım hayatımızda neler değişecek?</strong> Sonra da yapabildiğimiz kadar, zamanını artırarak, keyfiyetini güçlendirerek devam ettirelim.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Pano veya levha:</strong> Panoya büyük yazılarla her gün bir âyet veya duvara her gün yeni bir âyet, levha olarak asılabilir. Belli zamanlarda veya uygun zamanlarda anlamı hakkında konuşulur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Merakı tahrik:</strong> Çeşitli âyetlerin konularına, anlamlarına veya başka özelliklerine dikkat çekilerek öğrenmek için meraklar tahrik edilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Her gün kaç kişiye kaç âyet:</strong> “Her gün en az on (beş, üç ya da bir) kişiye, ihtiyacına uygun bir âyet söyleyeceğim” diyerek kendimize söz verebilir ve çocuklarımız dahil -sıkmadan, zorlamadan- başkalarını da buna teşvik edebiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Sohbete başlamadan:</strong> Bir sohbet topluluğu oluştuğunda asıl sohbet konularına geçmeden önce herkesin bir âyet meâli -biliyorsa aynı zamanda metni- söylemesini, konu hakkında birkaç cümle söylemesini isteyebiliriz. Daha baştan topluluğun atmosferi değişir. Buna devam edildiğinde neler olur düşünün.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Her karşılaşmada:</strong> Arkadaşlar kendi aralarında anlaşarak, her karşılaştıklarında selâm kelâmdan sonra birbirlerine birer âyet meâli söyleyebilirler. Söyleyecekleri âyeti ihtiyaca göre seçmeye çalışırlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Mail ve/ya mesaj:</strong> Dostlarınıza, içinde âyet meâli olan bir mail ve/ya mesaj gönderin. Cuma’yı unutmamak üzere özellikle mübarek gün ve gecelerde.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Mübarek gün, gece ve aylar:</strong> Mübarek gün, gece ve aylarda, o gün ve gecelerle ilgili âyetlerin meâl ve tefsirine bakın, aranızda okuyun ve konuşun. En kıymetli zamanları en kıymetliye ayırın.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Namazda okumak, duâda söylemek:</strong> Mânâsı çok dikkatimizi çeken âyetlerin meâlini öğrendikten sonra metnini de ezberleyip namazlarda o tefekkür içinde okuyabiliriz. Veya o sözlerle Rabbimize duâ edebiliriz. Meselâ, Kur’ân’daki peygamber (a.s.) duâları, Ashâb-ı Kehf’in duâsı gibi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Özellikle dikkat çekilen âyetler:</strong> Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in özellikle dikkat çektiği âyetlerin meâllerini, büyük zâtların bilhassa etkilendikleri ve vird edindikleri âyet-i kerime meâllerini öğrenebilir ve üzerinde mütâlaada bulunabiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İhtiyaç penceresinden bakarak:</strong> Hayatta ihtiyacımız olan her konuda bize yol gösterecek en az bir âyet öğrenmeyi ve yeri geldiğinde istifade etmeyi ve ettirmeyi kendimize amaç edinebiliriz. Bu çok dinamik bir süreç olur.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Günümüz dünyasında insanlığın en fazla ihtiyacı olan âyetleri öğrenebilir, insanlara, özelliklerine göre, çeşitli şekillerde sunabilir, Kur’ân’la o âyetlerin açtığı kapıdan muhatap olmalarını sağlayabiliriz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kur’ân! Acaip kitap!</span><br />
<span style="color: #000000;"> Her şahsa tek tek hitap.. İstanbul, 1996</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Özel problem veya ilgilerini bildiğiniz insana,</strong> ihtiyaçlarına hitap eden âyetleri okuduğunuzda, onu bam telinden yakalarsınız. İnsanların özellikle şiddetli ihtiyaç vakitlerine –üzüntü, sevinç ve kararsızlık halleri gibi– dikkat edin. Kime, hangi zamanda ne vereceğini çok iyi bilen mütehassıs bir doktor gibi olun. İşte âyet: <em><strong>“İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet et ve onlarla olan mücadeleni en güzel şekilde yap…”</strong></em> (Nahl: 125)</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yalnız, söylediğini yapanın tesiri başka olur değil mi? Allah-ü Teâlâ, Fussilet Sûresi 33. âyette şöyle buyuruyor: <em><strong>“Allah’a çağıran, salih ameller (iyi işler) yapan ve ‘Şüphesiz ki ben Müslümanlardanım!’</strong></em> diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir!”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bir tek âyet bile:</strong> Allah’ın gönderdiği bu Kitab-ı Azîm’e öyle bakın ki; bir insanın O’ndan okuyacağı tek âyet bile dünyasını değiştirebilir, karanlıklarını aydınlatabilir. Kur’ân hediye ederken içinizde o ümitle ve kalbinizden gelen o tebessümle hediye edin. Siz size düşeni, yani elinizden geleni en güzel şekilde yapmaya gayret edin. Sözü tesir ettirecek olan O. Her şeyi bilen O. Neyin, nerede, ne yapacağını siz bilemezsiniz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Teşvik:</strong> Arkadaşlarınızı, çevrenizdeki herkesi, uygun olan her fırsatta, sıkmadan, zorlamadan, Kur’ân’da Allah’ın insanlara nasıl yol gösterdiğini, problemlere nasıl çözümler sunduğunu öğrenmeye teşvik edersiniz. Kamer Sûresi’nde Allah-ü Teâlâ, “Andolsun Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mudur?” âyetini dört defa tekrar buyurup öylesine dikkat çekiyor. Allah Resûlü (s.a.v.), “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” buyuruyor. Teşvikte bu anlayış ihmal edilmemeli.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Uygun gördüğünüz insanları <strong>Kur’ân meâli dağıtmaya teşvik etmek</strong> de, -hatta kendinize vazife edinerek, her gün en az bir kişiyi teşvik- bu konuda yapılabilecek büyük hizmetlerden biridir. Kim bilir, öyle birine vesile olursunuz ki, sizden daha büyük ve güzel hizmetler yapar, sizi öylesine sevindirir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ezberlediğini yaz:</strong> Ezberlediğiniz meâli cebinizdeki küçük bir deftere yazabilirsiniz. Arada bir yazdıklarınıza göz atıp hatırlama ve pekiştirme imkânı da olur. Allah’ın kitabını mânâsıyla birlikte her zaman kafanızda taşıyamıyor olabilirsiniz ama o küçük gözüken adımlarla başlayan ezberler ihtiyaç vaktinde sizin ve başkalarının o kadar çok işine yarar ki, şaşırırsınız. Çorak toprağa âb-ı hayat gibi!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Her şeyimizle O’na yönelmek:</strong> Kur’ân okur ve dinlerken, yalnız aklımızla değil, kalbimiz, vicdanımız ve diğer lâtifelerimizle de O’na yönelmeliyiz. O’nun başka bir söz, Allah’ın sözü olduğunun idrâk ve heyecanı içinde.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Yeni yollar:</strong> Siz de yeni yollar bulabilirsiniz. “Bütün yolların sahibi”nden istersiniz, samimi olarak ararsınız, yeni ve belki de burada yazılanlardan çok daha güzel yollar lûtfeder.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Uygulamada ısrar:</strong> Uygulamada ısrar ve inat edin. İnat damarını olumsuz yönlerde çok kullanıyoruz, artık asıl kullanılması gereken yerlerde kullanalım.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Kısa sûreler, çok okunan sûre ve âyetler ve meâlleri:</strong> Çocuklar kısa sûreleri ezberlerken, Rabbimizin o sûrelerde bizlere neler anlattığını önce meâlden birlikte okuyabilir, üzerinde konuşabilir ve onların düşüncelerini dinleyebiliriz.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Çok okunan sûre ve âyetlerin meâllerini okumak veya okutup dinlemek de çok cazip ve sürekli etkileyici olur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yalnız, o âyetlerin mânâsının sadece o kısa meâllerden ibâret olmadığını, Allah sözü olduğu için mânâsının da sonsuz olduğunu anlatarak ve onların anlayacağı bazı bilgiler, örnekler sunarak. Bu konuda onların söyleyecekleri varsa onları da dinleyerek. Kur’ân’ın engin deryasını aksettirme noktasında, meâlin bire bir tercüme bile olamayacağını, bunun için “tercüme” değil “meâl” dendiğini de seviyelerine uygun bir dille anlatarak.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu yapılanlar, çocuğu Kur’ân’ın içine daha bilinçli olarak ve severek çekecek, Allah ile irtibatını artıracak ve güçlendirecektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Haddini bilmek:</strong></span> “Meâlcilik yapmak”tan özenle kaçınılmalı, haddi aşma ihtimalinin olduğu yorumlardan hemen uzaklaşılmalıdır. “Her âyetten bir şey çıkaracağım” mantığı doğru değildir. İlim, tecrübe vs. isteyen hususlarda susmamız icab edebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Meâl okuyarak âdeta içtihat yapmaya, Kur’ân’ı çok iyi bilen ve yaşayan bir âlim gibi hüküm çıkarmaya kalkışan ve çıkmaz yollara sapanlar için ve bu tehlikeye düşme ihtimali ile karşı karşıya olan herkes için, Hz. Ali (k.v.) Efendimizin şu sözü sanırım yeterince koruyucu bir güce sahiptir: “Bilmedikleri yerde dursalardı sapıtmazlardı.” İnsanın her şeyi bilmesi mümkün değildir, şart da değildir. Haddini bilmeyen, kendini bilmez, Hâlık’ını bilmez.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Hürmet:</strong> Nerede okursak okuyalım, O’na bakışımızda, okuyuşumuzda ve o sıradaki her türlü tavrımızda Kur’ân’a hürmet kendisini göstermeli. O’nun başka kitaplardan farkına uygun bir hâl içine girmeli ve O’na yakışır bir titizlik içinde düşünmeye gayret etmeliyiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Ümit ve dua:</strong> Tevessül ve tevekkül. Hayat bu iki kelimenin içinde. Bu güzel yolda elimizden geleni yaparken ve yaptıktan sonra tesirini halk etmesi için Kalpleri Çeviren’e, emrettiği gibi ısrarla dua ederiz. İnsanın başkaları için ısrar ile dua etmesi ne kadar güzel! Kur’ân’ın insana kazandırdığı yüce hasletlerden sadece biri. Allah o “Şifa Kaynağı”ndan her yönüyle en güzel şekilde istifadeyi nasip eylesin bize ve bütün insanlığa…</span></p>
<p><em><strong>Tavsiye Linkler:</strong></em></p>
<p><a href="http://www.serveriletisim.com/feyzul-furkan" target="_blank"><img src="http://www.serveriletisim.com/images/site-feyzulfurkan.jpg" alt="" width="189" height="90" /></a> <a href="http://www.internetpazar.com/kurani-kerim/feyzul-furkan-kurani-kerim-meali.html" target="_blank"><img src="http://www.serveriletisim.com/images/siparis-feyzul-furkan-180x60.jpg" alt="" width="180" height="60" border="0" /></a>  <a href="http://www.kuranimiz.net" target="_blank"><img src="http://www.serveriletisim.com/images/kab-feyzul-furkan-180x60.jpg" alt="" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2021&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/kuranin-anlamiyla-bulusmaya-davet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Noel Neyimiz Olur?</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/noel-neyimiz-olur/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/noel-neyimiz-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 10:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[noel]]></category>
		<category><![CDATA[yılbaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2016</guid>
		<description><![CDATA[Noel baba ve Yılbaşı neyimiz olur? Biz (Hicri) muharremlerle (Rumî) martlarla başlayan yıllar da biliriz ki hiçbiri böyle şımarıklıkla böyle ayyaşlıkla böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı. Memleketimize herhalde Beyoğlu&#8217;ndan giren Haliç&#8217;i atlayarak Fatih&#8217;lere Aksaray&#8217;lara sonra Rumeli&#8217;ye ve Boğaz&#8217;ı aşarak önce Kadıköy&#8217;lere Moda&#8217;lara ve sonra Üsküdar&#8217;lara ve oradan Anadolu&#8217;ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı dedemiz mi amcamız mı yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi? İstanbul&#8217;un Tepebaşı&#8217;ndan Adana&#8217;nın Tepebağı&#8217;na kadar her yeri bilen her yere uğrayan bu moruk kimdir necidir? Bir resmine bakarsanız Havarilere öteki resmine bakarsanız Rasputin&#8217;e benzeyen bu iskambil papazı aramızda nenin nesidir. Bunu hiç merak ettiniz mi? Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu: O Haçlı Seferlerinden kalma bir kılınç<a href="http://www.dusunuyoruz.com/noel-neyimiz-olur/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Noel baba ve Yılbaşı neyimiz olur?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Biz <em>(Hicri)</em> muharremlerle <em>(Rumî)</em> martlarla başlayan yıllar da biliriz ki hiçbiri böyle şımarıklıkla böyle ayyaşlıkla böyle kumarbazlıkla açılmazdı. Hepsi efendi yıllardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Memleketimize herhalde Beyoğlu&#8217;ndan giren Haliç&#8217;i atlayarak Fatih&#8217;lere Aksaray&#8217;lara sonra Rumeli&#8217;ye ve Boğaz&#8217;ı aşarak önce Kadıköy&#8217;lere Moda&#8217;lara ve sonra Üsküdar&#8217;lara ve oradan Anadolu&#8217;ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı dedemiz mi amcamız mı yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İstanbul&#8217;un Tepebaşı&#8217;ndan Adana&#8217;nın Tepebağı&#8217;na kadar her yeri bilen her yere uğrayan bu moruk kimdir necidir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir resmine bakarsanız Havarilere öteki resmine bakarsanız Rasputin&#8217;e benzeyen bu iskambil papazı aramızda nenin nesidir. <strong>Bunu hiç merak ettiniz mi?</strong></span></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2017" title="noel" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/12/noel.jpg" alt="" width="312" height="312" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Siz bırakın da ben söyleyeyim onun kim olduğunu: O Haçlı Seferlerinden kalma bir kılınç artığıdır. O zaman silahla giremediği yerlere şimdi beyaz sakalıyla saygılar ve sevgiler toplayarak girebiliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">O evimize girerken eşeğini kapımızın halkasına bağlayan bir Piyer Lermit&#8217;tir . Kardeşlerini Mukaddes savaşa hazırlamaktan geliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">O adıyla sanıyla bir misyonerdir ki şu memlekette ocağına incir dikildikten sonra kılığını değiştirmiş  ve bizi avlamaya kucağında getirdiği oyuncaklarla en can alıcı noktamızdan; çocuklarımızdan başlamıştır.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu cömertliğinin karşılığını istemeyecek mi sanıyorsunuz fedakârlığının sebebini düşünmediniz mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bırakın onun hakkından ben gelirim: İşte sakalını çekince gördünüz. Sakalı elimde kaldı ve altından Lüsifer çıktı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bilirsiniz ki casuslar da kıyafetlerini ekseriya böyle değiştirirler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu mezar beğenmeyen hortlağa ya mezarını gösterin yahut bırakın: Haç&#8217;ında çarmıha gereyim onu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tehlikeyi sezer de kendiliğinden gitmeye kalkarsa çıkarken ceplerini yoklamayı unutmayınız: Muhakkak bir şeyimizi çalmıştır.. <strong>Hem de en yük değerimizi; İMANIMIZI!</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>A. Nihat Asya</em></span></p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2016&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/noel-neyimiz-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsansız Hava Araçları ve Şekil Değiştiren Robotlar</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/insansiz-hava-araclari-ve-sekil-degistiren-robotlar/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/insansiz-hava-araclari-ve-sekil-degistiren-robotlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Dec 2011 09:05:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil savaş teknolojileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2011</guid>
		<description><![CDATA[Savaşın Uzaktan Kontrollü Geleceği Casus uçak filosu, teröristlerin transit güzergahı olarak bilinen bölgenin üzerine kimyasal bir püskürtmede bulunuyorlar. Günler sonra askeri birlikler şüphelileri yüzlerce mil uzakta yakaladıklarında, üzerlerinde bu kimyasalın izlerini arıyorlar; böylelikle söz konusu alandan geçip geçmediklerini tespit edip, isyancı olup olmadıklarına karar veriyorlar. Anna Mulrine Pentagon’un cephaneliği saldırı maksadıyla üretilmiş insansız hava araçlarıyla dolu. Bundan bir sonraki aşama ise, karasinek boyutundaki denetim uçakları, şekil değiştiren “kimyasal robotlar” ve gökyüzünden püskürtülen takip ajanları olacak.. Peki, askerlerin savaş alanından bu denli uzağa sevkedilmelerinin anlamı nedir? ABD’nin kimyasal robot edinme yönünde çağrılarının ardında, bir binada delik açarak içeri girebilen, şekil değiştiren<a href="http://www.dusunuyoruz.com/insansiz-hava-araclari-ve-sekil-degistiren-robotlar/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Savaşın Uzaktan Kontrollü Geleceği</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Casus uçak filosu, teröristlerin transit güzergahı olarak bilinen bölgenin üzerine kimyasal bir püskürtmede bulunuyorlar. Günler sonra askeri birlikler şüphelileri yüzlerce mil uzakta yakaladıklarında, üzerlerinde bu kimyasalın izlerini arıyorlar; böylelikle söz konusu alandan geçip geçmediklerini tespit edip, isyancı olup olmadıklarına karar veriyorlar.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Anna Mulrine</em></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<span style="color: #000000;"> <a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/12/yeni-nesil-savas-teknolojileri.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2012" title="yeni-nesil-savas-teknolojileri" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/12/yeni-nesil-savas-teknolojileri-300x215.jpg" alt="" width="300" height="215" /></a>Pentagon’un cephaneliği saldırı maksadıyla üretilmiş insansız hava araçlarıyla dolu. Bundan bir sonraki aşama ise, karasinek boyutundaki denetim uçakları, şekil değiştiren “kimyasal robotlar” ve gökyüzünden püskürtülen takip ajanları olacak.. Peki, askerlerin savaş alanından bu denli uzağa sevkedilmelerinin anlamı nedir? ABD’nin kimyasal robot edinme yönünde çağrılarının ardında, bir binada delik açarak içeri girebilen, şekil değiştiren ve görevini tamamladıktan sonra ilk şekline geri dönen araçlar elde etme isteği yer alıyor. İlgili alandaki biyolojik ajanları tespit etmek üzere, dokusunun içine bir takım sensorlar yerleştirilen bu robotlar, gerektiğinde, bir bombanın çatlaklarının içine de sızıp, bombanın etkisiz hale getirilmesini sağlıyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Düşmanı gizlice dinlemek isteyen askerler, sinek büyüklüğünde bir dizi insansız hava aracı gönderiyorlar ve bu araçların bir odaya gizlice girip, video görüntüsü alabilmesini sağlıyorlar. Casus uçak filosu, bir dağdan geçerken, teröristlerin transit güzergahı olarak bilinen bölgenin üzerine ince taneli kimyasal bir püskürtmede bulunuyorlar. Günler sonra askeri birlikler şüphelileri yüzlerce mil uzakta yakaladıklarında, üzerlerinde bu ince tanelerin izlerini arıyorlar; böylelikle söz konusu alandan geçip geçmediklerini tespit edip, isyancı olup olmadıklarına karar veriyorlar. İşte, geleceğin savaş meydanına hoş geldiniz. Uysal robotlar, böcek boyutunda hava kuvvetleri ve gökyüzünden püskürtülen kimyasal izleyiciler. Tıpkı bir bilim-kurgu filminde gibiyiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk bakışta fütürist bir mücadele şekli olarak görülebilir; ancak tüm bu unsurlar, halihazırda ABD ordusundan gelen desteklerle ülke çapındaki üniversitelerde geliştiriyorlar. Ve uygulamaya konmaları pek uzak bir gelecekte değil. Kaliforniya-Monterey’deki Donanma Yüksek Okulu’ndaki mühendislik öğrencileri, halihazırda insansız hava araçları üzerinde kimyasal işaretleyicilerle deney yapıyorlar. Tıpkı Afganistan’da kullanılanlar gibi&#8230; Elbette, çatlakların içinden sızan, şekil değiştiren kimyasal robotlar, Ray Bradbury (korku ve bilim kurgu tarzlarında yazan Amerikan yazar &#8211; Editör Notu) tarzı görülebilir. Ancak, Pentagon, bu robotları geliştirmek için daha şimdiden milyonlarca dolar para harcıyor. “Tüm bunlar, yirmi değil, on değil, beş değil, tam tamına iki yıl içinde gerçekleşecek,” diyor Pentagon’un başlıca araştırma ofisi olan DARPA’nın (Savunma Alanında İleri Araştırma Projeleri Ajansı) eski programlama direktörü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Silahlı casus uçaklar da dahil olmak üzere yeni bir askeri robot kuşağının geliştirilmesi, savaş alanında en büyük devrimlerden birini oluşturabilir. Tarih boyunca ulusların giderek daha ölümcül savaş yöntemleri geliştirme mücadelesi vermesi sonucunda sürekli yeni bir silah tekniği geliştirildi. Ancak, yeni ortaya çıkan teknolojilerin çoğu, sadece yüksek ateş gücü vaat etmiyor, aynı zamanda savaşta asker sayısının da azaltılmasını sağlıyor. Afganistan ve Pakistan’da insansız uçakların giderek daha fazla sayıda kullanılması, birçok politikacı ve Pentagon’daki planlamacı arasında, ABD’nin büyük ölçüde casus uçaklara bel bağlayarak etkin askeri operasyonlar yürütebileceğine dair görüşü güçlendirdi. Bu durumda, çok az sayıda özel operasyon gücü yeterli olacaktır, daha fazla asker istihdamına gerek yok. Birçok kesim, ileri teknolojili yeni savaş araçlarının, Amerikalıların yaşamlarının kurtarılmasına yardım ettiğini düşünüyor. Ancak, bir yandan da savaşın doğasının değiştiği ve Amerikalıların askeri üstünlüğünü korumalarına yardım edildiği de bir gerçek.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Askerlere daha az bağımlı olan, “düğmeye bas” teknolojilerine ise daha çok bel bağlayan koşullar, bir yandan da derin etik ve moral soruları beraberinde getiriyor. Olay mahallinden binlerce mil ötedeki pilotların kontrol ettiği casus uçaklar, savaşı, antiseptik bir video oyununa mı indirgeyecek? ABD Amerikalıların yaşamlarını riske atmayan savaşlardan mı yana şansını kullanacak? Bu süreçte Kongre’nin denetim rolü ne olacak? Daha şimdiden Capitol Hill’deki yasa yapıcılar, Obama yönetimini, Libya’daki savaşı başlatma konusunda otoritesini kullanmamakla eleştiriyor. Beyaz Saray hukukçuları ise, eğer sahada askeri birlik yoksa -dolayısıyla Kongre’nin onayını gerektirmiyorsa-, bir operasyonun savaş olarak nitelendirilemeyeceği görüşünde.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Eğer ordu, savaşta insan maliyetini azaltmaya devam ederse, bu savaşı önlemek için yeterince çaba harcamanıza gerek kalmaz,” diyor ABD Donanma Akademisi’nde savaş etiği dersleri veren Yarbay Edward Barret. Predatörlerin, Afganistan’ın güneyinde Kandahar Hava Üssü’nde metronom düzenliliğinde kalkış yapması, bu asfalt pistin, Pentagon tarafından “dünyanın en meşgul uçak pisti” olarak adlandırdığı şeye dönüşmesine yardımcı oluyor. Bu piste her iki dakikada bir uçak iniyor veya uçak havalanıyor. Bu, insansız hava taşıtlarının Afganistan’daki savaş ve teröre karşı mücadelede ne denli asli bir unsur haline geldiğini gösteriyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Elbette ilk başlarda bu plan gereği Predatör uçaklara silah konması gibi bir şey söz konusu değildi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İlk askeri uçaklar gibi, bu uçakların da sadece gözetim amaçlı kullanımı söz konusuydu. Bununla birlikte, Irak’taki savaş ilerledikçe, Amerikan askerleri, casus uçakları silahla donatma gereğini daha fazla hisseder oldular. Bugün, silahlı Predatörler, Amerika’nın mücadele alanları üzerinde uçuyorlar ve beraberlerinde gerek füze gerekse güçlü kameralar taşıyorlar. Bu tür uçaklar, Amerika’nın cephaneliğinde en çok kullanılan, en önemli unsurlar haline geliyorlar. Öncelikle Irak ve Afganistan’da kullanılan bu uçakların sayıları, 2002’de 167 iken, bugün 7.000’in üzerine çıktı. Amerikan Hava Kuvvetleri, hâlihazırda geleneksel uçak pilotlarından daha fazla sayıda insansız hava taşıtı pilotu istihdam ediyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Hava Kuvvetleri’nin 451. Operasyonlar Grubu’ndan Kandahar’da Predatör ve Reaper operasyonları yürüten kumandana göre, “son dönemlerde talepte mutlak bir sıçrama yaşandı.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sayıları arttıkça, ordunun casus uçak kullanırken başvurdukları sofistike yöntemler de değişiyor. İlk başlarda kullanılan casus uçaklar, daha ziyade bağımsız olarak faaliyet gösterdiler; askeri kuvvetlerin “havadaki gözü” olarak istihbarat gönderdiler ve bomba attılar. Ancak, bugün karada gerçekleştirilen her operasyona katılıyorlar; ileri keşif görevi görüyorlar ve muharebe alanlarına dair her bir ayrıntıyı biliyorlar. İsyancıların her hareketini gözlemleyip, düşmanın lider kadrosunu öldürüyorlar. Şüpheli bir isyancının spesifik bir saldırı gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini tespit etmeye yardım için güçlü kameralarla alana odaklanıyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Afganistan’da Hava Kuvvetleri’nin 62. Seferi Tespit Bölüğünün kumandanı, “karadaki kumandanların büyük bölümü, biz olmazsak görevlerini ifa edemezler” diyor. Robotların da Amerika’nın muharebe alanlarına giderek daha fazla nüfuz ettiklerini görüyoruz. Uzaktan kumandalı makineler, Irak ve Afganistan’da yollara döşenen bombaları hızlı bir şekilde arayıp tespit ediyorlar. Doğu Afganistan dağlarındaki askerler, sırt çantalarında elde taşınılabilen casus uçaklar taşıyorlar. Bu uçakların parçalarını bir araya getirip, alanda düşman savaşçılarını tespit etmek üzere havaya fırlatıyorlar. Son on yıldır Pentagon’un robot kullanımı, savaş alanlarında 0’dan 12.000’e yükseldi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Casus uçakların ve robotların kullanımındaki bu sıradışı artış, kısmen, bir takım olayların bir araya gelmesinden kaynaklanıyor: Teknolojideki gelişmeler ve Amerika’nın iki eşzamanlı savaşa uzun süredir müdahil konumda olması. Ayrıca, gelecekte savunma bütçelerini azaltmayı hedefleyen ordu müteahhitlerine çok daha fazla para imkanı sağlanması da söz konusu. Bugün askeri robotlara harcanan para, Ulusal Bilim Vakfı’nın yıllık 6,9 milyar dolarlık bütçesini bile aşıyor. Askeri yetkililer, yeni teknolojilerin ortaya çıkması sayesinde tasarrufta bulunacaklarını da öngörüyorlar. Hâlihazırda, asker başına denizaşırı askeri güç konuşlandırmanın maliyeti, yılda en az 1 milyon dolar düzeyinde.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bununla birlikte, yeni ve ileri teknoloji silahların en büyük cazibesi, savaş alanındaki zayiat sayısını azaltma arzusu ve düşman üzerinde stratejik bir avantaj elde etme isteğinden kaynaklanıyor. Irak’ta kumandan olan Yarbay Richard Lynch’in de askeri robotlarla ilgili Washington’da bu yılın başında gerçekleştirdiği bir konferanstaki gözlemine kulak verirsek: “Tüm fedakarlıklarıyla bize hizmet etmiş olan [benim kumandanlığım altındaki] 153 askere baktığımda, içlerinden %80’inin bulunduğu görevleri, insansız bir sistemin de gerçekleştirebileceğini görüyorum.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Casus uçaklar, bir ulus açısından risksiz savaşın bir simgesi niteliğinde; keza üzerlerinde herhangi bir pilot bulunmuyor. Dahası, bu uçakları kullananlar, genellikle muharebe alanına yakın da değiller. Casus uçakların Afganistan’daki operasyonlarının %90’ı, Nevada çöllerindeki römorklarda dolaşan insanlar tarafından gerçekleştiriliyor. Kandahar’daki askerler, uçakların kalkmasına ve inmesine yardımcı oluyor; ardından da kontrolü, ABD’deki havacılara bırakıyorlar. Kandahar hava sahasında 451.Operasyonlar Grubu’nun kumandanı, “savaşlarda insanların ayak izlerini olabildiğince azaltmak istiyoruz” diyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Her ne kadar casus uçakların uzaktan kontrolü, Amerikalıların yaşamlarını korumaya yardımcı olsa da, aynı zamanda mücadele alanından bu denli uzak tutulmanın ne anlama geldiğine dair soruları gündeme taşıyor. “Bazen Tanrı’nın uzaklardan şimşek şeklinde oklar gönderdiğini hissediyorsunuz,” diyor Yarbay Matt Martin. Kendisi, savaş açmak üzere casus uçaklarla faaliyet gösteren birinci jenerasyon Amerikan askerleri arasında yer alıyordu. Ayrıca, “Predatör: Irak ve Afganistan üzerinden Uzaktan Kontrollü Hava Savaşı: Bir Pilot’un Hikayesi” başlıklı kitabı da kaleme almıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Martin, casus uçakların Amerikalılar nezdindeki zayiatı azalttığında hemfikir; ancak bu şekilde kolayca öldürmenin, “tıpkı simülasyonlu bir muharebeye, Medeniyet konulu bir bilgisayar oyununa” benzediğini düşünüyor. Martin, casus uçakların uçuşlarının kontrolünün, aslında video oyunu kontrolüne giderek daha çok benzediğine dair eleştirilere ise tatmin edici bir yanıt veremiyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Martin, savaşın karanlık yüzüyle mücadele etmenin ne anlama geldiğini biliyor. Her ne kadar kendisi çok uzaklardan savaşmış olsa da. Bir operasyon sırasında, bir isyancının izini takip eden bir casus uçağa pilotluk yapmıştı. Uçağın füzelerinden birini ateşledikten hemen sonra, alana iki bisikletli çocuk girmiş ve her ikisi de ölmüştü. “Sahayı bölmelere ayırmak konusunda giderek gelişmelisiniz,” diyor Martin. Uzaktan savaş açmak konusunda başka endişeler de var. Karar alma sürecinin mekaniği konusunda kimileri endişe ediyor: Tetiği çekme kararını nihai olarak kim veriyor? Peki, vurulacaklar listesine nasıl karar veriliyor? El Kaide’nin üst düzey bir yetkilisinin vurulması tamam da, ulusal güvenlik adına bir isyancının vurulması kararı kime ait?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">ABD, gizli tatbikatlarında giderek daha fazla casus uçak kullandıkça, Amerika’nın müttefiklerinin casus uçakların saldırısı hakkında ne kadar haberdar edileceği ve yerel halkın bölgeden uzaklaştırılıp uzaklaştırılmayacağı noktalarında sorular gündeme geliyor. Keza, Amerika neredeyse her hafta Pakistan’a yönelik bir casus uçak saldırısı düzenliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Amerikan ordusunun bakış açısından incelendiğinde, casus uçak savaşları oldukça başarılı oldu, El Kaide üyelerinin ve Talibanlı isyancıların öldürülmesine yardımcı oldu, çok az miktarda sivil zayiat verildi ve Amerikan birlikleri neredeyse hiçbir kez riske sürüklenmedi. Hatta kimilerine göre casus uçakların etik denetimi, insanlı uçaklarınkinden çok daha sıkı kurallara tabi; keza en az 150 kişi -saha mürettebatı, mühendisler, pilotlar ve istihbarat analizcileri- her casus uçak misyonuna müdahil oluyorlar. Asgari sivil zayiatın ne olduğu meselesi, elbette, öznel bir mesele. 2009 yılında Washington’lu bir düşünce kuruluşu olan Brookings Enstitüsü, Amerika’nın casus uçak savaşında, Pakistan’daki her isyancı karşılığında 10 sivilin öldürüldüğü gibi bir iddia attı ortaya. Oysa geleneksel hava saldırılarıyla aslında çok daha az zayiat verilirdi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dahası, düşmanların liderlerini veya sempatizanlarını yok etme uygulaması, bir noktada, havadan bir cinayet kampanyasına dönüşebilir. Amerika geçtiğimiz ay Cihat yanlısı din görevlilerini öldürmek üzere casus uçaklarla bir saldırı başlattığında, Başkan Obama, bunun Arap Yarımadası’ndaki El Kaide’ye karşı “büyük bir darbe” olduğunu iddia etmiş; övünmüştü. Ancak, bu sırada Amerika doğumlu bir Amerikan vatandaşı olan Envar El Awlaki, Yemen’de öldürüldü.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Donanma Akademisi’nde Etik Liderlik Merkezi araştırma direktörü olan Barret, öğrencileriyle birlikte şu konuyu tartışıyor: Eğer hükümetin, halkın feryadıyla ilgilenmek gibi bir derdi olmasaydı, casus uçakların savaş açmaları çok daha kolay bir hal alırdı. “Böylelikle, etrafta görünür olan ve kitlesel oranlarda dolaşan birlikler olmaz; dolayısıyla Kongre’nin denetimini atlatmak kolaylaşır; dolayısıyla otoritenin meşrulaştırılması da mümkün hale gelir,” diye kaydediyor. Kimileri ise, çok daha basit ancak pratik bir soru atıyorlar ortaya: Peki, Nevada çölünden casus uçak saldırılarını yürüten birliklere ne demeli? Amerika’nın düşmanlarının meşru hedefleri haline gelebilirler mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bazı kesimler ise, Amerika’nın casus uçak birlikleri üzerinde çok ağır bir yük bindirdiğini düşünüyor. “Video oyunu savaşları”nın, cinayeti “duyarsız” hale getirebileceği yönündeki uyarılara karşın, yeni araştırmalar, casus uçaklarını kullananların stres düzeylerinin, karada topçu birliklerinin başında olanlardan çok daha büyük olduğunu gösteriyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">“Kötü çocukları derhal tespit edip, kendi güçlerine en az zarar verilen bu tür “cerrahi savaş”a dair görüşlerde, bir nebze saflık göze çarpıyor,” diyor Amerikan Katolik Üniversitesi öğretim üyesi Maryann Cusinamo Love. Maryann Cusinamo Love’ye göre, casus uçakların üzerindeki güçlü kameralar, pilotların “eylemlerinin gerçek zamanlı sonuçlarına dair canlı ayrıntılar görmelerini” sağlıyor. “Bu, onlar için inanılmaz bir stres kaynağı.”</span><br />
<span style="color: #000000;"> Ayrıca, “savaş sırasındaki öldürme işlevinin de gettolaştırılması” gibi bir sonucun ortaya çıktığını iddia ediyor. Bununla birlikte, “yine de en stresli savaş görevini yürütmüş oluyorsunuz.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ordular varoluşlarından bu yana, askerlerini tehlikelerden mümkün olduğunca uzak tutmak amacıyla bir takım silahlar icat etmişlerdir. Kimileri gülünç, kimileri korkunç olsa da, büyük bölümü savaş alanında adalete dair soruları gündeme getirmiştir. Amerika’nın Irak ve Afganistan savaşlarının başlamasıyla birlikte ise, teknoloji yeniden askeri gereksinimlerle buluştu. Araştırmacılar daha şimdiden robotlara uzaktan kumandalı makineli silah eklemek üzerinde deneyler yapıyorlar. İlk silahlı robotlardan biri için (SWORDS) Irak’ta saha testleri yapılsa da, başarıyla sonuçlanmadığını belirtmek gerekiyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Pentagon tarafından, casus uçaklarında veya robotlarda otomasyona gidilmesi yönünde güçlü bir teşvik söz konusu. 2007 yılında, ABD ordusu, robotların “insan müdahalesinden tamamen bağımsız hale gelmesi”ne yönelik bir takım proje teklifleri istemişti. Amerikan ordusunun Robot Ofisi’nin proje yöneticisi olan Yarbay David Thompson durumu şu şekilde açıklıyor: “Silahlandırılmış casus uçakların başarısına tanıklık ettik. Robotların silahlandırılması ise, bunun doğal bir devamı niteliğindedir.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Atlanta’da bulunan Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde Ronald Arkin, çarpıcı bir konuda araştırma yapıyor: acaba insan askerlerin birbirine karşı davranışlarından daha iyi şekilde insanlara muamelede bulunan robotlar yaratılabilir mi? Bunun için de, Irak Savaşı’ndan dönen Amerikan askerleri üzerinde gerçekleştirilen bir incelemeyi temel aldı. 2006 yılında yayımlanan söz konusu raporda, birliklere, kendi etik davranışlarıyla, arkadaşlarının onlara karşı etik davranışlarını değerlendirmeleri istenmişti. Arkin, “Askerlerin birbirlerine karşı ne kadar acımasızca davranışlarda bulunduğunu görünce şaşırmıştı.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Modern savaşların askerler üzerindeki etkisi azalmadı. Geçmişte göğüs göğse verilen mücadeleler kadar stresli bir ortam şimdi de söz konusu Arkin’e göre. Çünkü, modern teknolojinin gerektirdiği üzere hızlı karar vermek gerekiyor. “İnsanoğlu, hiçbir zaman bugünün muharebe koşulları altında faaliyet göstermek üzere tasarlanmadı,” diyor. “Ne kadar hızlı öldürdüğümüz konusunda çok fazla sorun var. Ve bu durum, savaş hukukunun da daha çok çiğnenmesine yol açıyor.”</span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kaynak: Turquie Diplomatique Gazetesi Sayı:34</em></p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2011&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/insansiz-hava-araclari-ve-sekil-degistiren-robotlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zor Oyunu Bozar</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/zor-oyunu-bozar/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/zor-oyunu-bozar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2011 09:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşündüren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[arz-ı mev'ud]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[ortadoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2005</guid>
		<description><![CDATA[Satır satır okunası bir konuşma metni* &#8220;Bu toplantı, Anadolumuzun doğu illerindeki hizmet ehli kıymetli kardeşlerimizin de iştirakiyle, önemli bir toplantı durumundadır. Şurada bir harita var; belki uzaktan iyi görülmez, ben açıklayayım: Türkiye&#8217;nin Kayseri dahil, Ankara&#8217;nın aşağısından Trabzon&#8217;un aşağısına kadar düz bir çizgi halinde ve Adana dahil, Silifke dahil aşağıya kadar olan kısmı; bütün Irak, bütün Suriye, bütün Ürdün; Arabistan yarımadasının da Medine-i Münevvere dahil kuzey kısmı; Sinâ yarımadasının tamamı ve Mısır&#8217;ın kuzeyi, İskenderiye&#8217;den ileriye doğru hudutlara dahil&#8230; Yâni, bizim şu anda içinde bulunduğumuz Malatya&#8217;nın da dahil olduğu bütün bu kısımlar İsrail&#8217;in haritası içindedir. [Benzer bir harita da CNN'de yayınlanmıştır.]   Yâni İsrail&#8217;in<a href="http://www.dusunuyoruz.com/zor-oyunu-bozar/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Satır satır okunası bir konuşma metni*</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2010" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="arz-i_mevud" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/11/arz-i_mevud.jpg" alt="" width="289" height="276" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Bu toplantı, Anadolumuzun doğu illerindeki hizmet ehli kıymetli kardeşlerimizin de iştirakiyle, önemli bir toplantı durumundadır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şurada bir harita var; belki uzaktan iyi görülmez, ben açıklayayım: Türkiye&#8217;nin Kayseri dahil, Ankara&#8217;nın aşağısından Trabzon&#8217;un aşağısına kadar düz bir çizgi halinde ve Adana dahil, Silifke dahil aşağıya kadar olan kısmı; bütün Irak, bütün Suriye, bütün Ürdün; Arabistan yarımadasının da Medine-i Münevvere dahil kuzey kısmı; Sinâ yarımadasının tamamı ve Mısır&#8217;ın kuzeyi, İskenderiye&#8217;den ileriye doğru hudutlara dahil&#8230; <strong>Yâni, bizim şu anda içinde bulunduğumuz Malatya&#8217;nın da dahil olduğu bütün bu kısımlar İsrail&#8217;in haritası içindedir.</strong> <em>[Benzer bir harita da CNN'de yayınlanmıştır.]  </em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yâni İsrail&#8217;in amacı, Amerika&#8217;da da kuvvete sahip olduğundan, Amerika&#8217;nın yönetimine de te&#8217;siri olduğundan, Avrupa&#8217;da da, Avrupa Birliği&#8217;nin çeşitli milletlere ait bayraklarının dalgalandığı merkezinin bulunduğu Strazburg&#8217;da da sahib olduğu nüfuz ile ve dünyanın her yerindeki organize tehditleriyle, Türkiye&#8217;nin bütün su ve petrol havzaları dahil Ortadoğuyu ve bizim topraklarımızı &#8211;Malatya dahil&#8211; kendi toprakları arasına katmayı amaçlıyor. <strong>Bunu istiyor, bunu arzuluyor ve bunun çalışmasını yapıyor. Bizim PKK olarak gördüğümüz olayların arkasındaki kimsenin söylemediği gerçek budur.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Kimse söylemiyor. Diyorlar ki: &#8220;Zâten Yunanlılar düşmanımız, zaten Ermeniler düşmanımız, bir üçüncü cephe açmayalım!&#8221; diyorlar ama gerçek bu&#8230; PKK&#8217;yı kışkırtan, organize eden, ayarlayan hepsi bu&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dünyanın en mühim üç şeyi var: Başta petrol olmak üzere enerji&#8230; Ondan sonra yaşamak için en hayatî madde olan su&#8230; Ondan sonra da ekmeğin asıl maddesi olan tahıl&#8230; O GAP projesi ve sâire, bizim harcadığımız milyarlar, trilyonlar&#8230;<strong> İsrail bunlara göz dikmiş, buraları </strong><strong>elde etmenin çalışmasını yapıyor.</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Neden böyle bir şeye cesaret ediyor?.. Bizim geriliğimizden, cahilliğimizden istifade ediyor. Bizim organize olmamamızdan istifade etmeyi düşünüyor. Bizim kalabalığımızdan korkmuyor. Çünkü, elindeki imkânlar, silâhlar, alet, edevat, techizât, uluslararası münâsebetlerdeki güçlülüğü gibi şeylere güveniyor. Her ülkenin içindeki kendisine bağlı elemanlara güveniyor. Amerika&#8217;nın iç politikasında, dış politikasında; Almanların iç politikasında, dış politikasında; hattâ Vatikan&#8217;da, Vatikan gibi hristiyan devletinde bile sahip olduğu nüfûza güveniyor.<strong> Çünkü, içinde aslen yahudi olan papazlar var&#8230;</strong> Asıl kökeni yahudi olan, siyonizme hizmet eden papazlar var&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi aziz ve muhterem kardeşlerim!.. Biz burada bu meseleleri bilen insanlar olarak, 2100 senesine kadar önümüzdeki programları inceleyen insanlar olarak, o zamana kadarki dökümanlar elimizde olan insanlar olarak, size tarihî bazı şeyleri hatırlatmak için toplanmış bulunuyoruz. Yâni sizi ilgilendiren, sizin çocuklarınızı ilgilendiren, sizin Allah divânında yüzünüzün ak olmasını sağlamakla alâkalı olan, Allah&#8217;ın divanında sorumlu duruma düşmenize sebep olacak bir takım konuları konuşmak üzere burada toplanmış bulunuyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><img class="alignright size-medium wp-image-2009" title="hedef-buyuk-israil" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/11/hedef-buyuk-israil-300x246.jpg" alt="" width="300" height="246" /></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;nin büyük bir kısmını ve bu menfur haritanın içindeki illeri temsil ediyorsunuz. Oralardan hareketle, bu toplantıya gelmişsiniz. Biz bunları başka yerlerde de söylüyoruz ama, meseleleri anlayabilmek bir seviye meselesidir. <strong>Yâni, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın durumunu bilmek lâzım!..</strong> Tahsili ve görgüsü, çalışmaları, kültürü bu meselelerin, söylenilen rakamların, konuşulan konuların ehemmiyetini anlamağa yeterli olması lâzım!.. O olmadığı zaman, klasik usülle, eski anlayışla bu meseleleri anlayamayabilir bazı kimseler&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Aziz ve muhterem kardeşlerim!.. Netice itibariyle biz, Allah&#8217;ın rızâsını arayan insanlarız. Allah&#8217;ın sevdiği, râzı olduğu bir kul olmak istiyoruz, Allah&#8217;ın sevdiği, râzı olduğu işleri yapmak istiyoruz; hâlis niyetimiz bu&#8230;<strong> Allah&#8217;ın sevdiği, râzı olduğu işler, sadece namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, tesbih çekmek değildir. Ümmet-i Muhammed&#8217;in istikbaliyle ilgilenmek önemli!.. İslâm&#8217;ın selâmetini, bekàsını düşünmek önemli!..</strong> İslâm&#8217;ın bayrağının burçtan aşağı inmemesini sağlayacak insanlara ihtiyaç var, kadrolara ihtiyaç var&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bunu düşünen, resmen bunu kendisine vazife edinmiş bir ülke yok!.. Osmanlı vardı. Osmanlı devletinin başındaki yöneticiler, halife olarak dünyanın her yerindeki müslümanlara yardım etmeye çalışıyordu. Asker gönderiyordu, para gönderiyordu, beynel milel toplantılarda savunuyordu. O devlet yok olduktan sonra ortada olan devletler, böyle bir şeye sahib olmak istemediler. Düşmanların büyüklüğü karşısında çekindiler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi biz, dünyanın üzerindeki politikaların değişmesi, güç kuvvet merkezlerinin değişmesi, cephelerin değişmesi meseleleri ile yakından ilgilenen insanlarız. Bunları mütehassıs uzmanlardan, profesörlerden, bakanlık yapmış en yetkili insanlardan, milletvekillerinden konuşmacılar celbederek, muhtelif toplantılarda câmiamıza yaygın bir bilgi halinde tanıtmak için muhtelif çalışmalar yaptık. 1992 senesinde Ayvalık&#8217;ta Murat Reis Oteli&#8217;nde toplantılar yaptık&#8230; Gemlik&#8217;te toplantılar yaptık, Bursa&#8217;da toplantılar yaptık&#8230; İzmir&#8217;in Söke&#8217;sinde, Nevşehir&#8217;de Dedeman Oteli&#8217;nde toplantılar yaptık&#8230; En güzîde kardeşlerimizi ve hizmette cansiperâne çalışan arkadaşlarımızı çağırarak, dünyanın değişen şartlarını inceledik.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dış politikadaki değişmeleri ve bu değişmelerin bize getireceği faydaları, zararları, tehlikeleri bahis konusu ettik. Bunları dergilerimizde yazdık. Dergilerimizi birbirlerimizle haberleşmek için bir araç olarak, bir mektup gibi, bir mesaj gibi düşünüyoruz. Sadece dergi çıkarmış olmak için yapmıyoruz bu neşriyatı&#8230; Bunun içindeki bilgileri arkadaşlarımız öğrendikten sonra, çalışmalarımız müşterek çalışma olarak devam etsin istiyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">Çok net olarak, kelimelerin mânâsını bile bile, üstüne bastıra bastıra söylüyorum: Çok ciddî bir savaş ile karşı karşıya müslümanlar!.. Küfür müslümanlarla çarpışıyor, ama bu ilan edilmemiş bir savaş&#8230;</span> </span></strong></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2006" title="arzi-mevud" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/11/arzi-mevud-300x158.jpg" alt="" width="300" height="158" /></p>
<p style="text-align: justify;"> <strong><span>İlân edilmemiş muazzam bir savaş var&#8230; Bu savaşta, bir tarafta süper devletler var; Amerika var, Avrupa devletleri var&#8230; Başka müşrik devletler var; meselâ Hindistan gibi, Japonya gibi müşrik, ilâhî bir dine bile sahib olmayan devletler var&#8230; Bir tarafta da mazlum, mağdur, geri, ibtidâî, cahil, gàfil müslümanlar var&#8230;</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8211;Peki, niye böyle mazlum, mağdur, cahil, gàfil müslümanları kendilerine hedef edinmişler ve niye İslâm&#8217;la uğraşıyor bu herif-i nâşerifler?.. Dünya üzerindeki en önemli güç odakları niye İslâm&#8217;la uğraşıyor?..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Onlar menfaatlerini sağladıkları zaman, İslâm&#8217;ın bir takım emirlerinin yapılmasına da müsaade ediyorlar, bir şey demiyorlar. Meselâ, Suudî Arabistan Amerika&#8217;nın avucunun içinde mi?.. İçinde&#8230; Suudî Arabistan&#8217;ın petrolü ARAMCO tarafından sömürülüyor mu?.. Sömürülüyor. Paraları Amerikan bankalarında mı?.. Amerikan bankalarında&#8230; Suspayı olarak, devletin yönetemini eline geçirmiş olan heriflere biraz para veriliyor mu?.. Veriliyor. Halk memnun mu vaziyetten?.. O belli değil&#8230; Eh, tamam, namazlarını kılsınlar, oruçlarını tutsunlar, haclarını yapsınlar&#8230; Bir şey demiyor, sömürü olduktan sonra&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;">Ama sömüremediği zaman kanlı ihtilâller yapıyor, kukla hükümetler başa geçiriyor, sömürmeyi devam ettirmek istiyor.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dünya üzerinde biz mü&#8217;minlerin kafa yapımız çok farklı&#8230; Biz mü&#8217;minler olarak, menfaat hesabı yapmayız. Menfaatimizi fedâ etme hesabı yaparız. &#8220;Ben kazandığım paramdan ne kadar hayır yapacağım?.. Ben rahatımdan ne kadar fedâkârlık yapacağım?.. Ben nasıl zahmetli iş yaparsam, Allah&#8217;ın rızâsını kazanabilirim?..&#8221; Biz böyle düşünürüz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu düşünce bizim dışımızdaki heriflerde yok&#8230; Onlar neyi düşünüyorlar?.. Onlar parayı, menfaati düşünüyorlar, büyük gelirleri düşünüyorlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211;Büyük gelirler nedir dünyada?..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Petrol çok büyük bir gelirdir. Petrol yüzünden ihtilâller yapılıyor, petrol yüzünden hükümetler devriliyor, petrol yüzünden insanlar idam sehpalarına gidiyor, asılıyor&#8230; Petrol yüzünden ülkelerin sınırları değişiyor&#8230; Petrol yüzünden ülkeler birbirlerine saldırtılıyor, harb ettiriliyor. Petrol önemli&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8211;Başka ne önemli?..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Dünyanın su kaynakları çok önemli!.. Hammadde kaynakları çok önemli!.. İnsanların yemesi, içmesi için gerekli esas malzemeler çok önemli&#8230; Allah-u Teâlâ Hazretleri bu malzemeleri, en çok müslümanların hakim olduğu ülkelere vermiş. Petrol, buğday, su&#8230; vs. Bu uzun yıllardan beri Avrupalıların dikkatini çeken bir durumdur. Amerikalıların, gayrimüslimlerin dikkatini çeken bir husustur. Müslümanların elinden bu yerleri almaları lâzım!.. Veyâhut, o yerleri zâten sömürüyorlar ise, o ülkelerdeki müslümanların uyanmaması lâzım, yönetimi elde etmemesi lâzım!.. Yönetimi elde edip de bu sömürüye dur dememesi lâzım!.. Ana çalışmaları bu tarzda gidiyor aziz ve muhterem kardeşlerim!..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi bu ana mantıktan dolayı da, biz şu Türkiye&#8217;de yaşayan müslümanlar olarak, bu heriflerin, herif-i nâşeriflerin, şerefsiz insanların <span style="color: #ff0000;"><strong>hedefi durumundayız</strong></span>. <strong>Her ne kadar yüzümüze gülüyorlarsa, güldüklerinin de kıymeti yok&#8230;</strong> Güldükleri de sahtedir. Gülücüklerinin arkasında dişlerini gıcırdadıyorlardır, artniyetleri vardır. İltifat ediyorlarsa, yardım ediyorlarsa, bir maksatla yardım ediyorlardır. Harıl harıl çalışıyorlar&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Fazla detaya inmiyorum, bunları bildiğinizi kabul ediyorum. Bunları bilen insanlar, bunları biliyorlar da bilgilerinin gereği olarak ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar. Biliyor, çaresizlik içinde&#8230; Biliyor ki Bosna&#8217;da, Hersek&#8217;te, Avrupa&#8217;da kalleşlik yapılıyor. Çifte standart yapılıyor, demokrasiye uyulmuyor. Çeçenistan için gık demezken, başka bir yer için hop oturup hop kalkılyor. İki tane balina için dünya ayağa kalkıyor. İki tane eroinman İngiliz kızı için, dünya ayağa kalkıyor, ateş püskürüyor. Ama yüzlerce, binlerce insan bir yerde ölse, onların işiyle ilgili olmadığı zaman veya ölmeleri işlerine geldiği zaman susuyorlar. Cezâyir&#8217;de olduğu gibi, Keşmir&#8217;de olduğu gibi, başka yerlerde olduğu gibi&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi, biz bu durumun karşısında susabiliriz, bu meselelerle ilgilenmeyebiliriz. Ama muhatap biziz; bizim ülkemiz, bizim kendi canımız, kendi şahsımız, kendi hayatımız, kendi çocuklarımız, kendi mallarımız, kendi diyarlarımız, kendi mülklerimiz&#8230; Burda İsrail bayrağının dalgalanmasını ister misiniz?.. İstemezsiniz ama, Malatya bunların hudutları içinde&#8230; Adam işte resmen bunu istiyor. Literatüre girmiş, İngilizce kitaplarda var&#8230; Bunu biliyoruz, bilenler biliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0000ff;">Şimdi bunların karşısında bizim tedbir almamız lâzım!.. Bu tedbiri almak için mutlaka çok güzel organize olmak gerekir. Onun için biz kuvvetli bir şekilde organize olmaya önem veriyoruz.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Sonra, kuvvetli olmamız gerekir.<span style="color: #ff0000;"><strong> &#8220;Zor oyunu bozar.&#8221;</strong></span> derler. Bizim bazı kuvvetlerimiz var&#8230; Bizim kuvvetlerimizin bir tanesi nüfusumuz fazla&#8230; Ve nüfusumuz hızla artıyor. Nüfus bakımından bizimle yarışamıyorlar, nüfus bakımından bizden geriler. Biz nüfus bakımından onlardan üstünüz. Fakat onlar, az nüfuslarını kalifiye eleman olarak yetiştiriyorlar; bizim çok nüfuslarımız yığınlar halinde olduğu için, bizden korkmuyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bir çoban ikibin tane koyundan korkar mı?.. Korkmaz. Üç tane köpekle onu idare eder. &#8220;Hav hav&#8230;&#8221; dedirtir, oraya buraya saldırtır. Çoban koyundan, kuzudan korkmaz, tabiatı itibariyle korkmaz. Bu herifler bizden, tabiatımız kuzulaşmış olduğu için korkmuyorlar. Bizim kalabalığımız var ama, tabiatımızda bir dejenerasyon var&#8230; Yâni, gayr-i İslâmî bir durum var&#8230;</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Bunu Peygamber SAS Efendimiz bize bildirmiş; diyor ki:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">&#8220;&#8211;Ahir zamanda ümmetler, yemek yiyenlerin tabağa üşüştükleri gibi sizin üzerinize çullanacaklar.&#8221;</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">&#8220;&#8211;Yâ Rasûlallah! Bizim o zaman adedimiz az olacak da mı, onlar üstümüze çullanmağa cesaret edebilecekler?&#8221; diye soruyor sahâbe-i kirâm&#8230;</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">&#8220;&#8211;Hayır! Çok olacaksınız ama, değersiz bir çokluk olacak&#8230; Selin üstündeki çöp gibi olacaksınız.&#8221; Sel üstündeki çöpün sele bir hakimiyeti yoktur, sel onu sürükleyip götürüyor. &#8220;Size eski ümmetlerin iki hastalığı bulaşmış olacak:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">1. <em>Hubbüd dünyâ</em>, dünyayı sevmek&#8230;</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">2. <em>Kerâhiyetül mevt</em>, ölümden korkmak&#8230;&#8221;</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Muhterem kardeşlerim!.. Dünya mülkü bizim gàyemiz değildir. Dünyalık, mal, mülk, para, pul bizim gàyemiz değildir. Biz onu sever, onun için çalışırsak, onu Allah yolunda sarf etmezsek, işte bu hastalıktır. İkincisi, ölümü göze alarak onların karşısında durmaya hazırlanmazsak; bu da bir hastalıktır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8220;Ben ölmeyeyim de, yaşayayım da isterse benim çocuklarım İngiliz olsun, isterse yahudi olsun, isterse kâfir olsun&#8230;&#8221; diyorsa bir insan; bunu bugün Türkiye&#8217;de pek çok aile söylüyor. &#8220;Türkiye&#8217;ye İslâmî idare gelmesin de Avrupa ile birleşelim, onlarla rahat ederiz. Türkiye&#8217;ye İslâmî idare gelirse, rahat edemeyiz!&#8221; diyor. Bunu böyle düşünüyor. &#8220;Çocuğum rahat etsin, ben öyle gericilik istemem!&#8221; diyor. Kendi aklına göre müslümanlığı ters görüyor, ve bunu istemiyor. Avrupa&#8217;yı istiyor, Amerika&#8217;yı istiyor, onunla dost oluyor, onunla kadeh tokuşturuyor, onunla yemek yiyor&#8230; Onunla geziyor, tozuyor. Onunla dost, bizimle düşman&#8230; Bizim memleketimizin insanı&#8230; Böyle insanlar var&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi, böyle bir durum, böyle bir kafaya geldiği zaman ne olmuş oluyor insanlar?.. &#8220;Ben ölmeyeyim, yaşayayım da, İslâm ne olursa olsun!.. İslâm mühim değil, iman mühim değil&#8230;&#8221; gibi bir noktaya gelmiş oluyor. Bu iki büyük kusurdan dolayı da müslümanlık şevketi kalmıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Tabii, bunlarla uğraşmak ölümden korkmamakla, dünyayı sevmemekle hemen oluverecek bir şey değil&#8230; Ölümden korkmayarak, dünyalığı sevmeyerek, dünyalığı Allah&#8217;ın dinine hizmete tahsis ederek, aklın gerektirdiği her türlü çalışmayı yaparak oluyor işler. Yâni, biz de otomobil yapabilmeliyiz, biz de uçak yapabilmeliyiz&#8230; Biz de elektronik cihaz yapabilmeliyiz, biz de tomografi cihazı yapabilmeliyiz&#8230; Biz de uzay araştırması yapabilmeliyiz, biz de dünya çapında orijinal araştırma yapar duruma gelmeliyiz. Seviyemizi yükseltmeliyiz, dünya üzerindeki bilgileri toplamalıyız. Bilginin kuvvet olduğunu bilmeliyiz, organize çalışmalıyız.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi biz, bunların planlarının hepsinin nerden başlayıp, nerede biteceğini biliyoruz. Sizin içinizde de bu işi bilen kardeşlerimiz vardır. Uzmanlar vardır, planlamacılar vardır. Türkiye&#8217;nin en yüksek mevkilerinde bu konuda çalışma yapmış kardeşlerimiz olabilir. Biz bunları biliyoruz. Bunun için temel, ekonomik bakımdan birikim sağlamak, mahalli bir güç oluşturmaktır. Yâni, yapılacak şeylerin yapılmamasının sebebi nedir?.. Mâlî imkânsızlıklardır. Biz şeyin nasıl olacağını biliyorsunuz da yapamıyorsanız, neden yapamıyorsunuzdur?.. Mâlî imkânınız yoktur da, onun için yapamıyorsunuzdur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Onun için mâlî imkânlarımızı birleştirmemiz lâzım!..</strong> Ama, bu mâlî imkânların birleştirilmesinde biz size, &#8220;Mâlî imkânlarınızı getirin, şuraya koyun; Allah rızâsı için bu paralar harcanacak, gözünüz burda kalmasın, unutun bunu!..&#8221; da demiyoruz. Çünkü bu en son anda yapılacak bir şeydir. Yâni, artık bıçak kemiğe dayandığı zaman, böyle yapın denilebilir. Biz böyle demiyoruz. <span style="color: #ff0000;">Biz diyoruz ki, &#8220;Mâlî imkânlarınızı küçük küçük, abuk sabuk işlerle oyalamayın! <span style="color: #000000;">Gelin birleştirelim bunları, bu birleştirdiğimiz mâlî güçle, karşımızdaki insanlarla mücadele edebilecek klasta çalışmalar yapalım!&#8221; Bunu diyoruz. &#8220;Para senin olsun, istemiyoruz senden paranı, pulunu!..&#8221; diyoruz.</span></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">&#8211;Sen yaptığın özel işinde yüzde kaç kazanıyorsun?.. Bir işte çalışıyorsun, ticaret mi yapıyorsun?.. Memur musun, esnaf mısın, ziraatçı mısın, nesin?.. Ne yapıyorsun, yüzde kaç kazanıyorsun?.. Kâr mı ediyorsun, zarar mı ediyorsun?.. Geçen sene durumun neydi, bu sene durumun ne?.. Senenin başında durumun neydi, senenin sonunda durumun ne?..</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Yâni ufak tefek, abuk sabuk işlerle uğraşıyor müslümanlar genellikle&#8230; Ve sene sonunda da zarar ediyor; &#8220;Maalesef, ticarethanem kâr etmedi, sermayem küçüldü, iş hacmim daraldı.&#8221; diyor. Biz diyoruz ki: &#8220;Böyle olmaz!.. Bu küçük küçük zararlar birleşir, İslâm toplulumunu yıkar. İslâm toplumunun mâlî yönden de kuvvetli olması lâzım!..&#8221;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Onun için diyoruz ki: &#8220;Mâlî imkânları birleştirerek, büyük dev müesseseler kurarak, enflasyon canavarından da paçamızı kurtararak, zarar etmeden büyük atılımlar yaparak, kendimizi hem ekonomik yönden güçlendirelim; hem de bu adamların karşısında neler yapacaksak, onları daha rahat yapabilelim!.. Çok kazandığımız icin ezilmeyeceğimizden, daha rahat yapabiliriz.&#8221; diyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Onun için, birçok müessese kurduk&#8230; Biz bunlarla büyük veya orta veya az kâr sağlıyoruz. Evet, biz dinî hizmet yapıyoruz ama, bizim programımızda rasyonel çalışmak var&#8230; Ekonomik meselelere önem vermek var&#8230; Ekonomik meselelere önem vermediğimiz zaman yıkıldığımız için, çöktüğümüz için, devletler çöktüğü için; biz her yaptığımız işin bu yönden iyi olmasını düşünüyoruz. Dergi çıkartıyorsak, ekonomik yönden dengeli&#8230; Radyo yayını yapıyorsak, ekonomik yönden dengeli&#8230; Hangi hizmeti yapıyorsak, ekonomik yönden dengeli ve çok fayda sağlıyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Şimdi biz bu sağladığımız faydaların arkadaşlarımıza yayılmasını istiyoruz, Anadolu&#8217;ya yayılmasını istiyoruz. Kardeşlerimizin güçlenmesini istiyoruz. Müslüman kardeşlerimizle ekonomik yönden bütünleşerek kuvvetlenmeyi, kuvvetlenmenin bir şekli bu olduğu için, hattâ tabanı bu olduğu için istiyoruz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bakın Avrupa, doğrudan doğruya Fransa ile Almanya, İtalya, İngiltere birleşecek demedi. Fransa ile İngiltere&#8217;nin tarihî düşmanlıkları vardı. Birbirleriyle harb etmişlerdi, saldırmışlardı, topraklarını almışlardı. Fransa İngiltere&#8217;nin, İngiltere Fransa&#8217;nın düşmanı idi. Almanya ile İngiltere ve Almanya ile Fransa düşmandı. İkinci Cihan Harbi&#8217;nde birbirlerinin şehirlerine yağmur gibi bomba yağdırmışlardı. İtalya ile öteki ülkeler arasında çeşitli problemler vardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ama bunlar, birleşmenin lüzumuna inandılar, düşmanlıklarına rağmen birleşmeye adım attılar. Nasıl adım attılar?.. Ekonomik adım attılar. &#8220;AET: Avrupa Ekonomik Topluluğu&#8221; dediler, ekonomik adımla başladılar. Ekonomik uyumu sağladıktan sonra, ekonomik sözünü kaldırdılar, &#8220;AT: Avrupa Topluluğu&#8221; dediler. Ondan sonra da, &#8220;BAB: Batı Avrupa Birliği&#8221; dediler. Avrupa&#8217;nın müşterek savunmasını, müşterek bir orduya bağladılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Doğu blokunu yıktılar, Doğu blokundan ülkeleri kendilerine kattılar. Almanya Doğu Almanya&#8217;yı aldı, bütünleşti. Çekoslovakya&#8217;nın yarısını aldı, bütünleşti. Estonya, Litvanya, Letonya gibi ülkeleri Sovyetler Birliği&#8217;nden kopardı. Yugoslavya&#8217;nın Slovenya kısmını kopardı, aldı. Bunlar Doğu blokuydu veya tarafsız bloktu. Gittikçe büyüyor. Hattâ şimdi: &#8220;Urallar&#8217;a kadar Hristiyan Avrupa bizim olacak!&#8221; diyorlar. Balkanlar&#8217;ı, Bulgaristan&#8217;ı, Romanya&#8217;yı bir zaman sonra kendi içlerine almayı düşünüyorlar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Onlar bu çalışmaları yaparken, on yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonrayı düşünüyorlar.</strong> Biz bunu düşünmediğimiz zaman, aklımız başımıza geldiğinde, onlar karşımızda dev gibi dikildiği zaman, yapacak bir şeyimiz kalmıyor. İş işten geçmiş oluyor. Şimdi biz onların karşısında ne yapmamız gerekiyorsa yapalım diye, bu toplantıyı ondan yaptık. Toplantımızın mahiyeti budur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Bu büyük hengâmede, büyük vartada, büyük tehlikelerin karşısında beraber düşünerek, ekonomik entegrasyonun arkasından daha büyük entegrasyonlarla, uyumlarla, bir araya gelmelerle, inşaallah Malatya&#8217;yı İsrail&#8217;e vermeyeceğiz. Türkiye&#8217;yi Avrupa&#8217;ya kaptırmayacağız. Balkanlar&#8217;ı hristiyanlara yutturmayacağız. Kafkasya&#8217;yı Rusya&#8217;ya ezdirmeyeceğiz. Onlara İslâm&#8217;ı anlatacağız. Roma&#8217;yı müslüman edeceğiz. Roma&#8217;yı Lâ ilâhe illallah&#8217;la müslüman yapacağız. Allah&#8217;ın vaadi bu bize; bu olacak. Ama ne zaman olacak?.. Biz onun hazırlığını yapmakla mükellefiz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Onlar Balkanlar&#8217;da müslüman bırakmayıp, Anadolu&#8217;da müslüman bırakmayıp, Orta Asya&#8217;ya sürmeyi düşünüyor.<strong> Bizim de emelimiz, Avrupa&#8217;yı, Amerika&#8217;yı müslüman yapmak, dünyanın her yerine Allah&#8217;ın dinini yaymak; zulme her yerde karşı çıkmak, zulmü engellemek, zulmün karşısına adaleti dikmek; küfrün karşısına imanı koymak ve Allah&#8217;ın dinine hizmet etmek&#8230; </strong></span><span style="color: #ff0000;"><strong>Çalışmamız budur.</strong></span><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;</strong></span></p>
<p><a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/11/prof.dr_.m.esad_.cosan_.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-2007" title="prof.dr.m.esad.cosan" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/11/prof.dr_.m.esad_.cosan_.jpg" alt="" width="200" height="196" /><br />
</a><strong>Merhum Prof. Dr. M. Es&#8217;ad Coşan</strong><br />
<em>22. 04. 1995 &#8211; Malatya Konuşması </em></p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2005&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/zor-oyunu-bozar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şerre Alet Olma, Hakka Destek Ol! Sözü Anla, Tam Uygula!</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/serre-alet-olma-hakka-destek-ol/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/serre-alet-olma-hakka-destek-ol/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2011 14:39:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünen Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=2001</guid>
		<description><![CDATA[Bütün insanlar Hz. Âdem’in evlatlarıdır; müslümanlar ayrıca birbirlerinin din kardeşidir; Türkiyeliler ise birbirleriyle daha başka bağlarla da bağlı vatandaşlar, kültürdaşlar, ülküdaşlar, kaderdaşlardır; birbirleriyle komşuluk, akrabalık, hemşehrilik ilişkileri kurmuşlar, iyice yakınlaşmış, içli dışlı, senli benli, sımsıkı, sıkı fıkı olmuşlardır. Arada bu kadar dost, ahbap, yaren, kardeş olma sebep ve vesilesi var iken; sun’î, uyduruk, sahte, zorlama, zoraki, zorba, zalim ayrılıklar, husumetler, küslükler, kinler, düşmanlıklar niye? Evet, Türkiye’yi kıskananlar var; büyümesini, gelişmesini, zenginleşmesini, mutlu olmasını istemeyenler var; “O, bölünsün, paramparça olsun, sürüm sürüm sürünsün, yok olsun; toprakları, malları, güzellikleri, yer altı ve yer üstü servetleri bizim olsun, bize kalsın&#8230;” diye fesat fesat<a href="http://www.dusunuyoruz.com/serre-alet-olma-hakka-destek-ol/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.dusunuyoruz.com/serre-alet-olma-hakka-destek-ol"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-2002" title="m.esad.cosan" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2011/11/m.esad_.cosan_.jpg" alt="" width="200" height="284" /></span></a>Bütün insanlar Hz. Âdem’in evlatlarıdır; <strong>müslümanlar ayrıca birbirlerinin din kardeşidir</strong>; <strong>Türkiyeliler ise birbirleriyle daha başka bağlarla da bağlı vatandaşlar, kültürdaşlar, ülküdaşlar, kaderdaşlardır;</strong> birbirleriyle komşuluk, akrabalık, hemşehrilik ilişkileri kurmuşlar, iyice yakınlaşmış, içli dışlı, senli benli, sımsıkı, sıkı fıkı olmuşlardır. Arada bu kadar dost, ahbap, yaren, kardeş olma sebep ve vesilesi var iken; sun’î, uyduruk, sahte, zorlama, zoraki, zorba, zalim ayrılıklar, husumetler, küslükler, kinler, düşmanlıklar niye?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Evet, Türkiye’yi kıskananlar var;</strong> <strong>büyümesini, gelişmesini, zenginleşmesini, mutlu olmasını istemeyenler var</strong>; <strong><span style="color: #ff0000;">“O, bölünsün, paramparça olsun, sürüm sürüm sürünsün, yok olsun; toprakları, malları, güzellikleri, yer altı ve yer üstü servetleri bizim olsun, bize kalsın&#8230;”</span> diye fesat fesat düşünen, sadist sadist çırpınan, aç aç bakan, iştahlı iştahlı yutkunan insanlık dışı mahluklar; çağ dışı, gayr-i medenî, barbar, gaddar, hunhar, vicdansız, sefil ve rezil tarihî hasımlar var</strong>&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #0000ff;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Ama biz niye onlar kışkırtıyor diye ayağa kalkalım</span>,</strong></span> oyuna ve dolduruşa gelelim, birbirimizle kapışalım, yüzyıllardan gelme, temelli dostluklarımızı, kardeşliklerimizi, komşuluklarımızı bozalım, huzurumuzu kaybedelim, ülkemizi harabeye çevirelim, yaralanalım, yaralayalım, ölelim, öldürelim, günaha girelim, hem dünyamızı, hem de âhiretimizi mahvedelim? <span style="text-decoration: underline;">Aklımız, izanımız, fehmimiz, idrakimiz yok mu</span>? Rahat ve huzur, sulh ve sükûn bazılarına batıyor mu? İlle de kötek ve patak mı istiyorlar, zorla kaşınıyorlar mı? Dünyalarını kendi başlarına, kendileri zindan mı etmek istiyorlar yani?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Böyle saçmalık olmaz, olmamalı!</strong> Cümle âlem, eski kinleri, düşmanlıkları bırakıyor, hasmını affediyor, birlikler, paktlar kuruyor, yeni ve büyük ekonomik iş birliklerine gidiyor; 49 devletli Amerika Birleşik Devletleri, yeniden davranıyor, Kanada ve Meksika’yla ekonomik pazar oluşturuyor; Pasifik kaplanları birleşiyor, yine ekonomik, dev bir birlik oluşturuyor; II. Dünya Savaşı’nda birbirlerini yemiş, yakmış-yıkmış olan Avrupa devletleri birleşiyor, tek devlet, tek pazar haline gelmeye çalışıyor. </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Müslümanlar olarak, biz de artık birlik ve beraberlik, sulh ve sükûn, huzur ve rahat, hayır ve mutluluk istiyoruz. Allah’ın (cc.) emri, Kur’ân-ı Kerîm’in hükmü böyle! </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İstedikleri kadar provakasyonlar tertiplesinler, kışkırtsınlar,<span style="color: #0000ff;"> Alevî ile Sünnî, Türk ile Kürt asla çarpışmasın</span></strong>; <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;"><strong>TÜRKİYE SURİYE İLE KATİYYEN ÇATIŞMASIN!</strong></span></span> Paralar silaha, insanlar mezara, mutluluk havaya gitmesin; <strong>bölge ülkeleri iş birliğine</strong>, aynı kültür mirasını paylaşan milletler birlik ve beraberliğe, parçalar bütünleşmeye yönelsin, herkes malına mülküne sahip olsun, menfaatini iyi kollasın, emekler müşterek büyük projelere çevrilsin, <strong>bölgemiz sömürgelikten çıksın</strong>, güllük gülistanlık, günlük güneşlik olsun; halklarımız perişan ve berbat değil, mutlu olsun; anneler artık ağlamasın, çocuklar sahipsiz, yetim kalmasın, şehirler, köyler yakılıp yıkılmasın&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>Bu hayalleri gerçekleştirmek size ve bize yani bölgenin akıllı, basiretli, iyi niyetli insanlarına bağlı</strong>. <span style="color: #0000ff;">Şu anda hangi çizgide, hangi duyguda, hangi yolda olduğunu herkes iyice düşünsün:</span> Militan mı, kışkırtılmış mı, eli silahlı, kalbi kara, gözü kanlı, niyeti yaman mı? Suikast, sabotaj, fitne, fesat, kargaşa, arbede, zulüm, ölüm mü planlıyor? Yaptığı işin sonu ne olacak, kendisini bu tehlikeli, günahlı, azaplı işe yönlendiren kim? </span><strong>Allah yaptığı işten razı olur mu?</strong> Yaptığı, düşündüğü işin kitapta, akılda, vicdanda, insafta yeri var mı? Araştırsın, incelesin, sorsun, danışsın; yolu yanlış ise hemen o yoldan dönsün!</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ama eğer, bütün iyi niyetlere rağmen karşısındaki akıl ve mantıktan, dinden, imandan, insaf ve vicdandan, kanun ve hakkaniyetten iyice ayrılmış, uzaklaşmışsa onu da yola getirmek için her türlü aktif tedbiri alsın, her çeşit önleyici çalışma ve gayreti göstersin!</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Çünkü devre ve bölge çok kritiktir; vurdumduymazlık veya nemelâzımcılıktan büyük felaketler doğar; birlik ve dirlik elden gider; son pişmanlık da fayda vermez!&#8230;</strong></span></p>
<p><em>Merhum Prof. Dr. M. Es&#8217;ad Coşan</em><br />
<em> İslâm Dergisi Başmakaleleri, s.353, Server İletişim</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=2001&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/serre-alet-olma-hakka-destek-ol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neyi, niçin kurban ediyoruz?</title>
		<link>http://www.dusunuyoruz.com/neyi-nicin-kurban-ediyoruz/</link>
		<comments>http://www.dusunuyoruz.com/neyi-nicin-kurban-ediyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2011 13:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşündüren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[kurban bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[neden kurban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dusunuyoruz.com/?p=1916</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;…Secdenin ne olduğunu bilmeyen kişi, yalnızca alnını yere koymuş olur, o kadar.&#8221; Ali Şeriati’nin bu sözüne benzer şekilde “Kurban kesmekle ne yaptığını bilmeyen kişi, evine bir miktar et götürmüş olur” diyebiliriz.  Kurbanı, Hz. Adem atamızın iki çocuğu Habil ile Kabil hikayesinden biliyoruz. Habil’in kurbanı kabul edilmiş, Kabil’in ki ise kabul edilmemişti… Hz. İbrahim (as) yaklaşık yüz yıl kadar bekledi bir erkek çocuğunun olmasını. Bu asırlık bekleyişin sonunda, Hacer validemizden İsmail dünyaya geldi. O, Hz. İbrahim için sadece bir oğul değildi; beklentiyle dolu bir ömrün mürüvveti, acılarla dolu bir asrın ödülü, macerayla geçen bir hayatın meyvesi, yaşlı bir babanın tek, gencecik<a href="http://www.dusunuyoruz.com/neyi-nicin-kurban-ediyoruz/">&#160;&#160;[ Read More ]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>&#8220;…Secdenin ne olduğunu bilmeyen kişi, yalnızca alnını yere koymuş olur, o kadar.&#8221;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ali Şeriati’nin bu sözüne benzer şekilde <strong>“Kurban kesmekle ne yaptığını bilmeyen kişi, evine bir miktar et götürmüş olur”</strong> diyebiliriz.  Kurbanı, Hz. Adem atamızın iki çocuğu Habil ile Kabil hikayesinden biliyoruz. Habil’in kurbanı kabul edilmiş, <span style="text-decoration: underline;">Kabil’in ki ise kabul edilmemişti</span>…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> <a href="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2010/11/kurban1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2000" title="kurban" src="http://www.dusunuyoruz.com/wp-content/uploads/2010/11/kurban1-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Hz. İbrahim (as) yaklaşık yüz yıl kadar bekledi bir erkek çocuğunun olmasını. Bu asırlık bekleyişin sonunda, Hacer validemizden İsmail dünyaya geldi. O, Hz. İbrahim için sadece bir oğul değildi; beklentiyle dolu bir ömrün mürüvveti, acılarla dolu bir asrın ödülü, macerayla geçen bir hayatın meyvesi, yaşlı bir babanın tek, gencecik oğlu, acı bir umutsuzluğun, tatlı bir umuda dönüşüydü… </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Koskoca ömrünü sıkıntılar ve tehlikelerle geçirmiş olan İbrahim (as), bu günleri, hayatının bu son günlerini İsmail’e sahip olma zevkiyle geçiriyordu. <strong>Bir genç düşünün; babası yüzyıl onun gelişini beklesin. O ise, babasının hiç beklemediği bir anda gelsin!</strong> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">İsmail artık saygın bir fidan olmuştu. İbrahim’in can delikanlısı, tüm yaşamının tek semeresi… Aşk, umut ve zevk aşısı tek varlık!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ve Hz. İbrahim bir rüya gördü, <strong>“İbrahim! Bıçağı oğlunun boğazına daya ve kendi elinle kurban et!”</strong> Bu mesajın şokuyla İbrahim aleyhisselamda meydana gelen şok, ürperti kelimelerle anlatılabilir mi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Koca ömründe İbrahim ilk kez korkudan titremeye başlar. Çelik yapılı kahraman peygamber, erimeye başlar ve tarihin büyük putkırıcısı cesur insan yere yığılır. Mesajı düşündükçe tüyleri diken diken olur. Savaş, en büyük savaş, kendi içindeki savaş… Cihad-ı Ekber!</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Rüyayı ilk gördüğünde tereddüt etti, bunun Rahmânî mi yoksa şeytanî mi olduğunu düşünmeye başladı. Sonra aynı rüyayı ikinci kez görünce bunun Rahmani olduğuna hükmetti.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Durumu o biricik sevgili oğluna açtı. Ama ne oğul! O en büyük oğul “-Babacığım, sana ne emredildiyse onu yap, beni de inşallah sabredenlerden bulacaksın…” cevabını aldı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Bir kurban adayı üç kahraman: Hz İbrahim, Hacer validemiz ve yavruları İsmail! </span><span style="color: #000000;"><strong>Tarihteki en büyük savaşın muzaffer kahramanları… </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Hz. İbrahim’in gördüğü rüyayı anlamaya çalıştığı gün Arefe günüydü. Rahmanî mi yoksa şeytani mi olduğunu anlamaya çalıştığından (ikisi arasında kaldığından) bu adı aldığı da söylenir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Hz İbrahim oğlunu Rabbine kurban etmek için Mina bölgesine götürüyordu. Şeytan karşısına çıktı Hz. İbrahim onu taşladı. Hz. Hacer validemiz ve İsmail’e de musallat oldu. Onlar da taşladılar. Rablerinin emrine isyana teşvik eden şeytanı taşlayarak kovaladılar. Rivayete göre böylece “Şeytan Taşlama”nın hikayesi oluştu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Fakat emir Allah’ındı. Hz. İbrahim yavrusunu kesmek için bıçağını kullandı, ancak o İbrahim’e emir veren Rabbimiz bıçağa da emir vermiş ve “kesme” demişti. Bıçak kesmedi. Bir daha, bir daha… nafile çabalar, bıçak kesmeyecekti…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">Ve bayram&#8230; O yüce melek, elinde kurbanla geldi. “…Ey İbrahim, imtihanı kazandın. Al bunu kurban et…”</span><br />
<span style="color: #000000;"> İşte Hz. İbrahim, Hacer validemiz ve İsmail kazanmıştı. Bu büyük savaştan, imtihandan başarıyla çıkmışlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>İşte Kurban&#8217;ın anlamı… Sevdiğimizi, en çok sevdiğimiz, yaratıcımız için feda edebilmek. </strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong></strong>Kurban… Bizi yavrucaklarımızı vererek şükrümüzü eda etmekten kurtaran nimet. Rabbimizin bize acıması, bizi sevmesinin bir nişanesi belki de, kim bilir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> Yüce Rabbimiz, sağlam niyetlerle, şuuruna ererek idrak edeceğimiz bir Kurban ve Bayramını yaşamamızı nasip etsin&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><em>Mustafa Gümüş<br />
</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"><strong>HATIRLATMALAR:</strong></span><br />
<span style="color: #000000;"> 1.Arefe gününü oruçla geçirmek, özellikle hacıların Arafatta duada oldukları saatleri, mümkünse tüm günü, temizlik, alışveriş vb. lüzumsuz meşgalelerden uzak geçirip, o mahşeri anı hatırlayıp, ruhen oralarda olmak, Peygamberimizin deyişiyle (sav) “Tam iki yıllık sevap kazanmamıza..” vesile oluyor. Bu büyük fırsatı kaçırmamalı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;">2.Peygamberimiz (sav) muhterem eşlerini ve kızlarını da bayram namazına götürürmüş. Uygun cami bulup, gerekirse önceden imamına da bilgi vermek suretiyle hanımefendileri de “Rabbimizle bayramlaşma” anlamına gelen bayram namazlarından mahrum etmemeli…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> 3.Hali vakti uygun olup kurban kesenler, kesmeyenleri düşünmeli, uygun paylarla onları da sevindirmeli…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> 4.Bayramın dostluk, kardeşlik, vefa aracı olduğunu unutmadan, büyükleri şahsen, telefon vs. ile tebrik edip dualarını almalı…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #000000;"> 5.Bayramın süsü olan çocukları, birkaç şekerle değil, sıra dışı hediyelerle ve “Bayram Nedir? Neyin bayramını yapıyoruz&#8221; hakkında bilgilendirerek onların gönüllerini, sevgilerini kazanmalı </span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><span style="color: #000000;"> Not: Metindeki bilgiler Ali Şeriati’nin Hacc isimli kitabından yararlanılarak hazırlanmıştır.</span></em></p>
<img src="http://www.dusunuyoruz.com/?ak_action=api_record_view&id=1916&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dusunuyoruz.com/neyi-nicin-kurban-ediyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

