Hayatınızdaki En Önemli Kişi Kim?

vav_kopyddala

Birkaç Soru ve Cevap:

  1. Geçen gün Amerika’ da meşhur olan bir psikoloğun kitabında,söyle bir şey okudum, diyor ki; “Hayatındaki en önemli kişi kimdir diye sorarsanız, ben kendimim derim, bunu söylerken bencil ve kibirli olduğumu da sanmıyorum, çünkü,karım ve çocuklarım için en önemli kişi benim” diyor. Benim hayatım, dilediğimi yaparım, benim düsüncelerim, söylerim… gibi. Bu batı toplumunda ben merkezli bir anlayış var, koskoca psikiyatrist yanılıyor değil ya desem, İslam’ın bir öğretisi var, ben demeyi, beni üstün görmeyi yasaklıyor, yani bir çekişme oluyor. Bilimle İslam arasında bir çatışma mı var? Bunu açıklayabilir misiniz?
  2. İnsan eğer bir şeye konsantre olamıyorsa,sebebi psikolojik midir?

Çiçek KIZ

Cevap:

Kafanı kurcalayan bu soru çok yerinde ve anlamlı. İslam bize mütevazi olmayı ve hatta nefsini en hakir görmeyi söylüyor. Fakat bununla beraber kendi kıymetini idrak etmeni ve esrefi mahlukat olduğunu, yaratılanların en şereflisi olduğunu ve buna göre davranman gerektiğini de salık veriyor. Ruhuna ve bedenine en iyi şekilde bakman gerektiğini söylüyor ama, bunu Allah için yapmanı, (O’na olan sorumluluklarımızı daha iyi yerine getirebilmek ve öyle istediği) için ve Rabbinin emanetine özenden kaynaklanacağını söylüyor. Mesela güzel birisi güzel olduğu halde ben çirkinim derse bu mütevazilik değil şükürsüzlük olur. Esas iş, gerçeği görmek fakat bunun kimden geldiğini ve emanet olduğunu bilmek. Kişinin kendisinin kendi iradesiyle O’nun izni olmaksızın hiçbirşey yapamıyacağını bilmek… İslamın tavsiye ettiği kendine bakış böyledir.
Müslüman kıymetini ve haddini bilen kişidir.
Psikoloji son dönem söylemlerine baktığımızda İslamın söylediklerine göre daha sığ ve yetersiz kalıyor. Bu bir çatışma değil, sadece psikoloji alanındaki kişilerin söylem ve bakışlarındaki yetersizliğinden kayanaklanıyor. Psikiyatristlerin ya da psikologların bu tarz söylemleri kendi dünya görüşleri veya bağlı oldukları ekolün temsilcilerinin savundukları fikirleri yansıtır genelde. Bunları bilimin ispatlanmış bir bilgisi olarak göremeyiz. Kişiye ya da kişilere özgü yorumlar demek yerinde olur.
Malesef bu tarz “beni yaratan bana değer verdiği için ben değerliyim” diyemeyen, doğrudan “ben ben olduğum için değerliyim” diye bakmak ya da psikolojinin tavsiye ettiği düşünülerek doğal olmak adına ilk aklına geleni söyleyebilme cüretkarlığı sadece kişilerin yorumlarıdır.
Diğer sorunuza gelince; konsantre olamamanın bazı sebeplerini söyle sıralayabiliriz;

  • Kandaki glikoz miktarı düşükse ya da bir takım kritik moleküller var omega-3 gibi bu tarz yağ asitlerinin eksikliği,
  • Yetersiz uyku, anemia gibi fizyolojik durumlar da konsantre eksikliğine sebep olabilir.
  • Eğer fizyolojik herhangi bir sebep yoksa kişinin aklına takılan ve henüz halledemediği bir şeyler (o anda bizzat bu problemi düşünmese de problemin baskısı üzerinde olabilir), motivasyon azliği, depresyon konsantre ekişikliğinin diğer sebeplerindendir.

teşekkürler…

Alıntı sahibi:Tuba ERDÖNMEZ YILDIRIM

Popularity: 9% [?]

1 thought on “Hayatınızdaki En Önemli Kişi Kim?”

  1. Bir ara Bilim Ve Sanat Vakfında Psikoloji ve psikiyatri seminerlerine katılmıştım.semineri sunan bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi eski başhekimi ve halen sağlık bakanlığında danışmanlık yapan uzman birisi idi. o doktardan edindiğim bilgiler bende ilginç tespitler uyandırmıştı.Bilimle İslam arasındaki ilişki psikiloji ve ruh arasındaki bağlantı ve tedavi sürecindeki uygulamaların etik değerlendirmeleri, Avrupa’da bir zamanlar delilerin uzaklara götürülerek yakıldığı dönemlerde Doğu medeniyetinde insani yöntemlerle tedavi edilmeleri vs katılımcılarında ilgisi büyük olunca konu geniş alanda tartılabiliyordu.Mesela sunumu yapan doktor konuyu akıl hastalarına sahip çıkmak konusunan açtığında katılımcılardan olumlu cevaplar gelince, evinizi bir şizofreni hastasına kiralık verir misiniz deyince kimseden ses çıkmamaıştı.İnsanların suç işler korkusuyla yahut evi yakar korkusuyla akıl hastalarına evlerini vermediğini fakat yapılan araştırmalara göre toplumda suç işleyenlerin yüzde doksan sekizinin parantez içinde aklı başında olanlar olduğunu söylemişti.Bazı hastalarına elektrik şoku verdiklerini söylemişti,kendilerinin cani mi olduklarını sormuştu. gelen bir kaç cevaba karşı kendilerine yemeyen içmeyen konuşmayan hiç bir şeye tepki vermeyen hastaların geldiğini bunlarda bir tepki oluşturmak için eletroşoktan başka çare olmadığını belirtmişti.Mesela psikologlarn genel olarak olgun insanlar olduğundan bahsetmişti.sebebini ise mesela biz bizzat küçük yaşta insanları sevgisiz bırakmanın ne demek olduğunu nasıl vahim sanuçlara yol açtığını bizzat gözlerimizle görüyoruz demişti.Ama ruh ve onun üzerine yapılan tartışmalar sonucunda başhekimde olsa bazı bakış açılarında eksiklikler olduğunu farkettim.bu konudaki kanaatim ise o psikiyatrist sanki tedavi sürecinde ilaçlara daha çok önem veriyordu, hastaların ruhsal boyutlarına ikinci planda yer vermesini doğru bulmamaıştım. ilaçların etkisi olmakala beraber ruhsal boyutununda düşünülmesi gerektiğini ve bu konunun uzmanlarından gerekli eğitimi almaları gerektiğini düşünüyorum. Geçenlerde bir arkadasımla sigara yasağını konusurken bir ülkede sigaranın tamamen yasaklandığını fakat sonra insanların uyuşturucu bağımlısı olduğunu söyledi.İnsanlara yanlışları anlatılsada, gerek nefsine gerek çevrelerine karşı kötülük işlememeleri ısrarla söylensede, bazen zincirlere vurulup durdurulmaya çalışılsada, insanın jandarmasını kalbine koymadıktan sonra yapılan tedavilerin yüzde yüz sağlıklı ve uzun ömürlü olacağını kestirmek gerçekten zor.Bilimle yahut herhangi bir anabilimdalıyla islam arasında çatışma olduğuna katılmıyorum, bir kere kıyaslama yapmak için insanın elindeki iki kavramı iyi tanıyor olması lazım.Günümüzde bir insanın her hangi bir bilim dalının herşeyini bilmesi imkansız, belki bir alanında ihtisas yapabilir derinleşebilir.Öyle de oluyor bildiğimiz kadarıyla etrafımızda dolaşan yazıp çizen akademik kariyer sahibi insanlar doktor yahut profesör ünvanı alsalarda bu onların o bilim dalının herşeyini kapsayan uzman oldukarını göstermez. zaten o ünvanlarıda seçtikleri bir konuda başarılı bir çalışma gösterirlerse öyle alıyorlar. öte yandan zaman gösteriyor ki İslam bir hazine,hangi tarafından bakarsak bakalım farklı şekilde parıldayan bir pırlanta gibi adeta.Her gün insana şaşkınlık veren sevindiren güzel bir hakikatini bilim adamları psikologlar vs söylüyor ispatlıyorlar.İslam çok büyük bir hazine olduğu için aynı zamanda derin bir umman olduğu için onu bir makaleye bir köşe yazısına sığdırmak imkansız.Geçmiş tarihi dönemlerde İslam’ın bir kaç dalında birden (hadis ve fıkıh aynı anda)uzmanlaşan büyüklerimiz olmuş ancak bunu şimdi değil birden çok alanda yapmak tek bir alanda derinleşenler bile çok az.Bu da demek oluyorki İnsanın her hangi bir ilim dalı ile İslam arasında konuşup yorum yaparken değerlendirmesini tekrar tekrar gözden geçirmesi gerektiğini düşünüyorum.Hele konu insan olunca hem soran açısından hem cevaplayan açısından yüklendiği mananın çeşidine göre bir çok şey söylenebilir. Bir yandan bakarsak alemin en şerefli varlığı olduğumuz gerçek. fakat bu şerefi kazanırken bunu kendi imkanlarımızla mı elde ettik, bunları bize veren bizden ne istedi, neden yokolup gidecek bir varlık değilde ölümü öldürüp sonsuzda yaşamayı tercih ettik? Cennette tahteravalli oynamak güzelde, cehennemi düşünmekte çok zor terletici.Bazı insanlar eğer kendi bencil duygulanının kutsal daha değerli her şeyi ben merkezli düşünüyorlarsa büyük çıkmaz içinde olmaları gerekir.her şeyi şahsi menffati açısından düşünen biri nasıl başka bir nefis için başka bir kardeşi için fedakarlıkta bulunsun ki, psikolji bunu nasıl açıklayabilir, insan içinde tarifi mümkün olmayan binlerce çeşit duyguyu kağıda dökmeye kalksa bunun için bile ömrü yetmez.kaldı ki psiloloji dediğimiz olay içimizden geçen duygu kıvrımlarını kelimelere dökmeye çalışan bir bilim.her insan ayrı bir alem içinde başka bir dünya var. her insan için başka bir kütphane yazılsa. kanıtlanabilirliği herkes için değişmeyen hakikatlere ulaşmak belkide imkansız olacak.onun için psikoloji yahut psikiyatri olsun buna benzer ilim dalları olsun İslam’dan istifade etmeleri gerektiğini düşünüyorum.neden diye soracak olan olursa eğer İslam’ın nasıl bir hazine olduğunu yaşamadan anlamak mümkün olmadığı için. onu kelimelere sığdırmaya çalışmak anlamak olmadığına göre yazımın kilit noktasını açacağını düşündüğüm şu dua ile bitirmek istiyorum.Allah (c.c.) hocasından talebesine, ilim adamından yetişmiş meslek erbabı insanlardan alanından ihtisas sahibi herkesin işini yaparken işine ilmi çalışmasına, hayata, kendisine, kainata bakarken, kendi sahte gözleriyle değilde İslam’ın gözlüğünü takıp bakmalarını nasip etsin…

Bir Cevap Yazın


*