Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Linkedin button
Ekleyen: admin Tarih 3 Kasım 2016 0 Yorum

+ Sinemaya bilet aldım,

– Öyle mi, hangi filme?

+ Mecid Mecidi’nin, Peygamber Efendimiz’in (sas) çocukluk dönemini anlattığı filmine.

– Ne!? Nasıl yani! O filme gidilir mi?

+ Neden gidilmesin? (Hem de ailece gitmeyi düşünüyorduk)

– Peygamber Efendimiz’in (sas) suretini, yüzünü gösteriyorlarmış!

+ Filmi izledin mi? Gerçekten de var mı öyle bir şey?

– İzlemedim ama öyleymiş, şöyleymiş, muş, müş…..

+ İzlemeden nasıl bu kadar kes(k)in yorum yapıyorsun, birkaç yazarın (mezhep soslu) yazısı yüzünden mi?

– Abi yönetmeni İran’lı bir adam, Şii’liği falan empoze ediyor. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Aişe gibi sahabiler hiç geçmiyormuş filmde zaten.

+ Peygamber Efendimiz’in (sas) çocukluk döneminde sahabelerin ne işi var yahu, henüz peygamberlik gelmemişken sahabelik nerede? Hz. Aişe validemiz ise dünyada bile yok o dönemde 🙂

– Abi gitme çarpılırsın!

+ Film keşke öyle çarpıcı olsa ki, kendime getirse beni 🙂

* * *

Filmle alakalı diyaloglar üç aşağı beş yukarı hep aynı şekilde, yukarıdakinin farklı versiyonları. Muhakemeden uzak, kulaktan dolma bilgilerle sığ bir tartışma yaşadı insanlar, bir haftadır.

Bunların kaynağına indiğimizde, aslında 2-3 yazarın kaleme aldığı satırların, kopyala-yapıştır yapmayı çok seven milletimiz tarafından yurt sathına yayılmasıyla başladığını görebiliriz.

Hele bir tanesi var ki evlere şenlik; yazının girişi şu şekilde: “İran’lı/Şii yönetmenin filmi bla bla bla” Yahu bu nasıl bir sinema eleştirisi? Siz hiç “Türkiye’li/Sünni yönetmenin falan filmi ya da Amerikalı/Protestan yönetmenin filan filmi” gibi yorumla şimdiye kadar karşılaştınız mı?

Yani meselenin aslında ne olduğu, nereye varılmak istendiği, neyi kaşıdıkları gayet açık seçik ortada.

Irk/mezhep gerginliğini savaştan sanata her alana yaymak isteyenler, her fırsatı değerlendiriyor. Bununla ilgili olarak aşağıdaki birkaç adet linki* istifadenize sunup bu kısmı uzatmadan konuyu filme getirmek istiyorum. Dileyenler o linkteki içerikleri okuyarak meselenin aslında ne olduğunu ve tavrımızın nasıl olması gerektiğini muhakeme edebilirler.

hz-muhammed-filmi-elestiri

Öncelikle filmi izlemeden filmle ilgili en ufak olumlu/olumsuz görüşte bulunmak gibi bir tuhaflık yapmak istemedim. Dün eşim ve (7 yaşındaki) oğlumla birlikte gittik.

Genel bir puanlama yapacak olursak bu film bana göre 10 üzerinden 5-6 puan düzeyindeydi. Kısacası çarpılmadım 🙂 çarpıcı bulmadım, ne hakikaten ne de mecazen…

Sinema eleştirmeni olmadığım için işin teknik boyutuyla ilgili değerlendirme yapamıyorum. Fıkıhçı/tarihçi olmadığım için o konuda da bir şey söyleyemem. Ama sade bir vatandaş olarak, piyasada dolaşan “dedikodularla” ilgili şunları söyleyebilirim;

  1. Peygamber Efendimiz’in (sas) çocukluğunu oynayanın bebeğin ve çocuğun yüzü hiç bir sahnede gösterilmiyor. Hatta sesi bile geçmiyor, 1-2 yerde alt yazı geçiyor sadece. Dolayısıyla akılda kalan ve o oyuncuyla özdeşleştirebileceğimiz bir durum söz konusu değil. (Çıkışta bununla ilgili bir zarf attım oğluma, cevabı şöyle oldu “İyi de babacığım o sadece bir film, o roldeki çocuk Peygamberimiz değildi ki:)
  1. Peygamber Efendimiz’in (sas) dedesi Abdulmuttalip ve amcası Ebu Talip onu her daim koruyan, kol-kanat geren rolde gösterilmişler. M. Asım Köksal’ın meşhur İslam Tarihi eserinde de zaten öyle geçiyor. Filmin son sahnesinde ise biraz abartı var. Orada Ebu Talip bir levhada yazan “Allahuekber” yazısını okurken sanki iman etmeye ramak kalmış gibi gözüküyor. (Kelime-i Şehadet değil, Allahuekber ifadesi geçiyor. Nitekim o dönemde müşriklerin de zaman zaman Vallahi diyerek yemin ettikleri oluyordu.)
  1. Filmde neden diğer sahabeler geçmiyor sorusuna cevabı yazının başında vermiştim, bu film çocukluk dönemini anlattığı için olabilir mi? Beyzadeler müsade ederse belki filmin yeni bölümleri çekilirse orada başta dört halife olmak üzere meşhur sahabe efendilerimiz de geçer.
  1. Müziklerde kullanılan arya (kilise müziğini andıran tonlar) rahatsız edici ve gereksizdi.

  2. Bir kaç sahnede de abartılı bir mistizm kurgusu vardı.

Eleştiriler ehil olanlar tarafından azaltılıp-artırılabilir, detaylandırılarak yapıcı ve düzeltici bir formatta ilgililere sunulabilir.

Ben sadece bir müslüman olarak; böyle bir yapımı başkalarının lafıyla değil; bizzat kendimizin -düşünce süzgecinden geçirerek- ele alması ve tabi en güzeli bundan daha iyi eserler ortaya koyması gerektiğine inanıyorum. 

Muhabbetle
Göksel Öztürk
03.11.2016

 


Yazıda geçen (mezhep çatışması) ile ilgili linkler:

1. Sağduyulu İttifak Çağrısı
2. Hakkı Söylemek Vazifemizdir
3. Tehlikenin Farkında mısınız?
4. İslam Dünyasına “İmaj” Biçenlere En Güzel Cevap

 

 

Popularity: 11% [?]


*