Türkiye herkesin de bildiği gibi laik bir devlettir.Her liberal ülkede olması gerektiği gibi.Nitekim,Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi başörtülü olduğu için ve bu başörtüsü dini simgelediği için sadece Abdullah Gül Çankaya’da kalsın,eşi ayrı bir yerde kalsın.Ayrıca Çankaya’ya baş örtüsü görünce "bip"leyen bir makina koyalım ki başörtülüler giremesinler.Ha unutmadan kapıya yazın:" Başörtülüler ve yobazlar giremez" diye.

Bir dakika yahu liberal ülke ne demek? Nerede özgürlük? Demokrasi ne? Başörtüsü ne? Yobaz kim? Din nerde? Devlet baba kim?

Neler oluyor?İsterseniz şu işi bir açıklığa kavuşturalım

Demokrasi artık Türkiye’de önüne geçilemez bir güç haline gelmiştir.Kim ki demokrasiye karşı koyar,hemen yarıştan çekilmek zorunda kalır.Bunu hepimiz tecrübe ettik.Ama en önemli noktayı atladık.Acaba Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları neye oy vermişlerdi?-AKPnin yaptıklarını şimdilik bir kenara atıyorum-Demokrasiye mi özgürlüğe mi?Nitekim AKPye oy verenlerin %16 sı Abdullah Gül’e haksızlık yapıldığı için ve diğer partilerin demokrasiye karşı ters duruşu yüzünden rey vermişlerdir.Tekrar soruyorum:Demokrasiye mi özgürlüğe mi oy verilmiştir?

Bu iki sözcük birbirleriyle karıştırılmaya müsait bir yapıya sahiptirler.Demokrasi nerde başarılı olduysa arkasında bir kadın olduğu için değil özgürlük olduğu için olmuştur.Biz bunu örneklerle terennüm edebiliriz:Amerika ve İsrail,Filistin yönetimini anti-demokratik olmakla eleştirmiştir.Halbuki Araplar arasında en makul ölçülerde adil seçimler yapılmıştır Filistinde.Sorun demokrasi değildi,sorun anayasal liberalizmin orada olmamasıydı.
Hong Kong 1990′dan önce Dünya’nın en yüksek dereceli anayasal liberalizmine sahipti.Ama demokrasiden eser yoktu.
Dolayısıyla ismi demokratik olan ülke yerine liberal demokrasisi olan ülkeler gerekiyor.Türkiye de bu seçimlerde demokrasiye oy verdi gibi düşünebilir ama gerçekte özgürlüğe oy vermiştir.Türkiye her bakımdan insanların özgür olmasını,anayasal liberalizme sahip olmaları,özel mülkiyet haklarını,konuşma ve toplanma özgürlüğüne sahip olmalarını istemiştir.

Ve bunun da en parlak örneği Abdullah Gül’dür!

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesi,dini simgeleyen bir nesnenin köşke girmesi bu ülkede özgürlüğün geliştiğinin göstergesidir.Yok cumhurbaşkanının eşi türbanlıymış,yok tarikat üyesiymiş.Özgür bir ülkede önemli değil bunlar.

Laik liberal bir sistemde bir tarikat üyesi olmakla bir tenis klübü üyesi olmak arasında bir fark yoktur.

Bırakınız yapsınlar misali…

Yobaz insan tanımını da az çok yapabiliyoruz. Dini konuda çok sert tavır takınan mıdır yobaz yoksa cahil olan mı?Cahil olan yobaz sıfatını alabilir ancak.Dini konuda çok ağır takılanın cahil olup olmadığı hakkında yorumlar kesin sonucu belli edememektedirler.

Şu ülkeye başörtüsünden ve dinden hiçbir zarar gelmemiştir.Nasıl gelmemiştir? Kurtuluş savaşında isyanlar yobaz dinci kafalar üzerinden çıkmış diyenler cevabı başka yerlerde aramalılar.Milliyetçi,ırkçı ya da yüksek yere gelme isteği bu isyanları doğurmuştur.Bu konular üzerinde fazla düşünemeyen bilim insanlarımız,araştırmacılarımız tek sebebin din olduğunu söylemişlerdir ve kolaya kaçmışlardır.Bu günlerde ise eskiden yapılmış bu araştırmaların cezasını çekiyoruz.Özgürlüğü düşünemiyoruz.
Nasıl ki başörtülü bir insan bikinili bir kadını tenkit etmiyorsa,bikinili kadın da başörtülüye saygılı olmalıdır.Bunlar kişisel seçimlerdir.Özgürlüktür.

Üniversiteye başörtülü girmesin,Çankaya’ya çıkmasın,bunu yapmasın şunu yapmasın oldu mu şimdi bu?Kimden korkuluyor bu kadar?
Acaba korkan kesim sadece %20lik bir kesim mi?Geçmişten gelen saygınlığı kaybetmek üzere olduğu için olmasın bu korku.

Şimdi insanları huzursuzlandıran bir kaç habere göz atalım:
Kumsalda uzanan bir kadına başörtülü bir kaç kişi gelerek ağır hakaretlerde bulunmuş ve bu iki grup arasında tartışma başlamıştır.Türkiye’nin en çok satan boyalı basınından biri bu haberi yapmış ve güya marur bikinili kadını destekleyecek şekilde haber yapmıştır.Fakat,ne yazık ki,bir gün sonra haberin yalan olduğu ortaya çıkmış bu iki grubun önceden gelen tanışıklıklarına şahit olunmuştur.
Bir ramazan günü bardan çıkan gruba "bu gün ramazan,içki içmeyin" diye bağıran bir kaç genç bardan çıkan kızlı erkekli gruba dalmıştır.Bu haberi yine aynı gazete* imzasını koymuştur fakat çok ilginç ki yine haberin yalan olduğu ortaya çıkmıştır (tam bir gün sonra).**Haberin aslı ise kavgayı bardan çıkan grubun kendi arasında yapmış olduğudur.Müslüman takılan kişiler yoktur ortada.(Bu haberin yalan olduğu belli olduğu halde bir gün bir yerlerde birileriyle konuşurken onlar kendi aralarında ‘ramazandayız içki içmeyelim mazallah haberi okumuşsundur,dövüyolarmış’ diye konuştuklarında ben onları haberin yalan olduğu hakkında uyardım,merak etmeyin kimseye bir şey yapamazlar demiştim.Halbuki haberin yanlışlığı ortaya çıktığı halde ister istemez insanlar etkileniyor.Psikolojik bir durum.Biz ne kadar haberin yanlışlığını anlatırsak anlatalım.)

Peki sorun nedir?Görüldüğü üzere birbirinden şikayetçi olan-biri modern diğeri yobaz kesim diye tabir ettiğimiz-kişiler aslında yoktur.Kimse kimsenin özgürlüğüne karışmamaktadır.Öyleyse bu haberler niye? Niye iki farklı kesimi birbirine düşürülmeye uğraşılıyor? Medya bunun en büyük suçlusudur ve bunun üzerinden kara para kazanmaktadır.
Bu haberler çoğaldıkça aklı başında olmayan kimseler gerçekten birilerini dövüyorlar,vuruyorlar.Aslında yapmazlar ama çabuk etkileniyorlar.

İşte insanların korkusu budur.%20lik kesimin korkusu budur. Birileri tarafından etkilenip herkese ot bok atmaları bundandır.Bu yüzden Çankaya’ya başörtüsünün çıkmasını istememektedirler.Eğer çıkarsa ramazanda dövülmekten korkan veyahut artık yaz ayları bikiniyle denize girilmesi yasaklanacağından korkan insanlar için hiç bir ümit kalmayacaktır.

Saçmalamayalım,düzgünce düşünelim, Avrupa Birliğine en yaklaşmış kişilerin özgürlükten yana olmamaları akıl mantık işi mi?

Birileri korkutuyor,biz şimdilik medyayı gördük.Medyanın arkasında kimler var?
O Zaman ile anlaşılır…

Neler Anladık?

  • Yakın seçimlerde Türk vatandaşları demokrasinin gelişmesi adına rey kullanırken aslında özgürlüğe oy vermişlerdir.
  • Demokrasi her yerde olabilir ama aslı liberal demokrasi olmasıdır.
  • Kimsenin birbiriyle alıp veremediği yoktur.Herkes özgürdür.Kutuplaşmaya sebep yoktur ki kutuplaşılsın.
  • İnsanları yobaz,gerici,çağdaş sıfatlarıyla ayıranlara başta medya olmak üzere kınamalıyız ve haberleri dikkatle okumalıyız.
  • Küçücük Dünya’mızda kavgaya ayrılığa sebep yoktur.Kimse birbirinin özgürlüğüne karışmadan yaşamalıdır.O zaman Dünya daha huzurlu bir yer olacaktır.
  • En önemli sonuç ise sadece kendimizi düşünmemiz değil başkalarını da düşünüp empati yapmamızdır!
  • Yeni cumhurbaşkanımız hayırlı olsun…
Yazar: Yiğitalp Turgutalp
Tarih: Ağustos 22nd, 2007 | 15:34
Kategori: Medya, Siyaset
Etiketler: , , , , , ,