10. Ahmet
Bir Cumhurbaşkanını daha geride bıraktık sevgili okuyucular.Bazen övdük,günü geldi yerdik.Öyle ya da böyle,sevgili Ahmet Necdet Sezer 10 numara cumhurbaşkanıydı.Yeşil sahaların değil bu toprakların…
10 numara Cumhurbaşkanıydı çünkü, dokuzuncu cumhurbaşkanı Demirel’den sonra gelmişti.10 numara cumhurbaşkanıydı çünkü alışverişini kendi yapıyor,kırmızı ışıkta bekliyordu.10 numara cumhurbaşkanıydı çünkü eşinin kırılan bileğinin tedavisi nedeniyle halktan biri gibi röntgen kuyruğunda bekliyordu.10 numara cumhurbaşkanıydı çünkü çocuğuna yaptığı sade düğünün elektirik dahil tüm masraflarını cebinden ödemişti.10 numara cumhurbaşkanıydı çünkü üniversitelerimize aydın,ülkesini ve milletini seven Atatürkçü rektörler atamıştı…
Eee?
Bana bir yararı olmuş muydu?
Çoğu boyalı medya, Ahmet Necdet Sezer’in muhteşem(!) yıllarını manşetlerine koyarken yazdıkları tek şey kırmızı ışıkta beklediği gibi pek matah olmayan cümlelerdi.Bir cumhurbaşkanın bunları yapması ve daha hiç bir şey yapmaması ne kadar önemli olabilir bizim için.Röntgen sırasında beklerken Sezer’i görüp " Aaa! Bak cumhurbaşkanı nasıl da bekliyor!" diye övünen insan var mıdır? Ben görseydim "Hastanelerin durumu belli! Bir cumhurbaşkanı gelip hastanelerdeki rezaleti görmüyorsa,bir şey yapmıyorsa,özelleştirip düzeltmeyi düşünmüyorsa sıra beklemeyi hak etmiştir" derdim.Eminim diyen de olmuştur.
Yazık, Sezer oğluna sade bir düğün yapmıış,halbuki Erdoğan’ın oğlunun gemiciği var değil mi?Adalet mi bu? İşte size kapitalizmin karanlık yüzü…Birinin gemisi var öbürünün…?
9 oy alan rektör yerine 1 oy alan rektörü atayan Sezer ağır eleştirileri üzerine aldı.Fakat Sezer; laik,atatürkçü,yobaz olmayan,batılı rektörleri atamıştı.Zaten önemli olan öğrencilerin eğitimi değil, laik,kemalist,başörtülü olup olmadığıydı.(Peki bu neyin karanlık yüzü? Cehalet,menfaat? Hangisi?)
Krizi de unutmayalım bu dönemde…
Mitingleri de,kutuplaşmaları da unutmayalım…
Sezer’in tek ziyaret ettiği kanalın Kanaltürk olduğunu ve bu kanalın kime hizmet ettiğini de unutmayalım…
Bu arada mitinglere milyonların katıldığını da unutmayalım( Kanaltürk deyince aklıma geldi)
Bir de Sezer’in sadece bir kez güldüğünü unutmayalım…
Abdullah Gül’ün daha iyi cumhurbaşkanı olacağı kesin.Cehalet ne derse desin!
Güle Güle Sevgili Ahmet Necdet Sezer…
Biz büyüğe saygıyı öğrendik de o yüzden…
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Ağustos 30th, 2007 at 22:40
Ozlemeyecegiz sizi sezar
Ağustos 31st, 2007 at 20:29
Et tu Brute?:)
Eylül 1st, 2007 at 11:57
rektör konusuna deyincem arkadaş giresunda bu olay oldu o dokuz oy alan adam bir yılda yayınlaması gereken makaleleri akademik birikimi yoğun olmadığı için yollayamıyo adamın belli düzgün bir araştırması yok adam bulunduğu kademeye siyaset sayeinde geliyo olayın aslını bilmeyenlere buna bunlara bilmediğim sıralarda bende dahil diyoruz ki cumhurbaşkanı haksızlık yapıyo demek adam bişey biliyoda bişey yapıyo ha sezerin hataları olmadımı elbette oldu ama bu kadar da yapma bu arada kanaltürkün aydın doğanınolmadığını ve ak partiye muhaliflik yapan bi kanal olduğunu biliyorum fakat kime hizmet ettiğini bilmiyorum bununla ilgili bi yazı yazarmısın
Eylül 1st, 2007 at 14:44
Taraflı ve tutarsız bir yazı yazmışsınız yakıştıramadım.Sizin hangi taraflı olduğunuz gayet açık.Kukla şeklindeki bir cumhura sahibiz.
Eylül 1st, 2007 at 16:41
Sayın “yok” sizin de hangi taraftan olduğunuz gayet açık.Zaten hangi taraftan olduğu belli olmayan insanlar hata yapıyor.
Keşke isminiz de hangi taraftan olduğunuzun bilinmesi gibi bilinse!
Makaleyle işler yürüse keşke!Boğaziçi üniversitesi ilk 500e giremiyor bunun nedeni hocalarının makale yazmamalarına bağlı.Yazmıyorlar ama öğrencileriyle iyi ilişki içindeler.Ama kimse boğaziçi hocaları kalitesiz diyemiyor.
Kukla şeklinde cumhurbaşkanı diyenler halka göbeğini kaşıyan adam da diyordu.Sonra biz uzayda yaşıyormuşuz meğerse dedi sonra zaten gitti.
Taraflı ve tutarsız bir yazı.Her bildiğim doğru değildir dolayısıyla tutarsız olabilir.Ama zaten apaçık görünüyor taraflı olduğu.Ne yani tarafsız yazı mı kaldı artık?Yakıştırıp yakıştırmamak sizin elinizde beni ilgilendirmiyor.
Siyaset değişken bir durumdur.Bu gün bir partiyi desteklersin,yaptıkları hoşuna gidiyordur oy verirsin;diğer gün parti bozulduysa başka partiye geçersin.Hangisi “doğruysa” onu desteklersin…
Günümüzde doğru olan buysa ben ne yapayım?
Eylül 3rd, 2007 at 19:12
Öncelikle siz değerli yazarlarımıza ve bu siteyi takip eden herkese saygılarımı sunuyorum fakat daha henüz öğrenci iken doğru veya yanlış siyasetle ilgili yorumlar yapmanızı tasnif etmiyorum çünkü bu ülke özgür düşüncenin karşısında dolayısıyla bu yorumların şimdi değilse de ileride başınıza bazı dertleri getirebileceğini ve hatta bu dertler hayatınızı da karartabileceğini düşünüyorum.Umarım yanılıyorumdur ama siz yine de sakının böyle konulardan ve siyaset dışı olan sorunlarımızla ilgilenmenizi tavsiye ediyorum.
Saygılarımla Hakan KOPAL
Eylül 3rd, 2007 at 20:04
Sevgili Hakan,yorumun için teşekkür ederim.Fakat,siyasetle ilgilenmeyen gençler siyaset yapmaları için sıra onlara geldiğinde ne düşünecekler acaba?Bir yazımda yazmıştım: (ama sanırım bu sitede yayınlamadım) Gençler siyaset tartışmalı mı diye sorulduğunda çoğu kişi “evet” derken ben “hem evet hem hayır” demiştim.”Eğer ki herkes hoşgörü,saygı ve mantık çerçevesinde siyaset tartışacaklarsa evet; birbirlerini kutuplaşmaya götürecek derecede ve birbirlerine düşman olacak derecede kafasızlarsa kocaman bir HAYIR!”
Dusunuyoruz.com sitesini de açmamızın amacı buydu.İnsanların hoşgörülü ve mantıklı bir biçimde her konuda tartışmaları,yazı yazmaları,okumaları…Nitekim,fikirler paylaşıldıkça çoğalır.
İlerde başımıza bela olacak siyaset sanırım sadece bizim ülkemize aittir.Sebebi de insanların takım tutar gibi siyaset yapıp,birbirlerini kırmalarıdır.Yoksa siyaset yapılmış yapılmamış kime ne?
Ekim 3rd, 2007 at 14:34
biliyorum bu konu ye yorum yazmak ıcın cok gec kaldım ama yenı geldım sıteye ve eskı konulara goz atarken gozume carptı…
Benim takıldıgım nokta gençlerin siyaset yapıp yapmaması konusundakı takıldıgımız nokta…
Ben adasım olan hakan adlı arkadasın endıselerını anlıyorum ve emın olun kı bu endıselerde haklı ama buradakı ogrencıler yada ınsanların cogu belkıde hepsı unıversıte ogrencısı ve artık fıkırlerını yazmaya soylemeye anlatmaya ve tartısmaya baslamaları lazım eger bu ve benzerı konularla laflar sıneye cekılırse unıversıte bıtımınde bırden gırılen gercek dusunce hayatınde kısı kendını boslukta hıssedebılır.Zaten gunumuzde turkıyede dusunen ınsan sayısının azlıgı bunla alakalıdır kanaatındeyım…