Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Linkedin button
Posted by admin On Eylül - 5 - 2009 1 Comment

Osmanlı adası’nın önce zihinlerimizdeki zincirlerinden kurtarılması gerek. Kabul edelim ki, bize sığmayan, fazla gelen, ateşteki tencere gibi kenarından taşan bir tarafı var bu adanın. Çapını 777 bin kilometrekare içerisinden algılamaya çalışmak, cüssesini Anadolu platosuna sıkıştırarak anlatmaya kalkmak, sırtına modern şablonlar giydirmek, efsanedeki zalim Prokrust gibi o görkemli tabloyu kırpıp fakir dolaplarımıza tıkmak anlamına gelir. Prokrust da, tıpkı bizim gibi, standart ebatlardaki yatağına, uzun gelenlerin bacaklarını kırarak, kısa gelenlerin de gövdelerini de uzatarak yatırmıyor muydu? O engin ve zengin coğrafyanın bir paftasında yaşıyoruz. Yunanistan’dan Cezayir’e, Yemen’den Moldova’ya, Mısır’dan Gürcistan’a kadar onlarca devlet ve millet onun harita parçaları üzerinde ikamet etmesine rağmen  [ Read More ]

Posted by tebessum On Temmuz - 19 - 2009 0 Comment

Abdülhamid devri Anadolu toprağına ne kattı? Osmanlı İmparatorluğu’nu “müthiş bir belirsizlik bölgesi” ve tarihçilerin önüne konmuş “büyük bir bilmece” olarak gören Fernand Braudel, mevcut bakışlarımızın karşımızdaki gerçeği anlamaya yetmediğini, dolayısıyla daha fazla çalışmak gerektiğini söylemişti. Osmanlı tarihi, uzun yıllar sabit ve hakkında son söz söylenmiş bir olgu olarak resmedildi. 1920’lerin ve 1930’ların tarih alanına getirdiği vurgu değişikliği, geçmişin tek bir karede dondurulabileceği yanılgısını da beraberinde taşımış oldu. Buradaki Osmanlı resmi, gelişmeyen, durağan ve pıhtılaşmış bir köhne kimliği tespit ediyordu. Bu görüş, yarı resmi bir tarih anlayışı şeklinde on yıllar boyu halkın ve tarihçilerin Osmanlı tasavvuruna bir “Roma katakombu” vazifesi gördü.  [ Read More ]