Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Linkedin button
Posted by tebessum On Temmuz - 18 - 2009 0 Comment

Hz. Ali’ye atfedilen bir kelam-ı kibarda “Cahil bilmeyen değil, bilmediğini bilmeyendir.” buyrulur. Bu buyruk uyanık bir şuurun ‘bilmek değil olmak’ kararıyla bakışıdır âleme. Aynı irfan “Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe değerdi.” hakikatini söyletir İmam Ebu Hanife’ye. Hakikati kendi bildiğinden ibaret sayan cüce aklın yanılgısıdır eşyaya mahkûm bir hayatla varlığımızı çoraklaştıran. Mutlak hakikatin zamana ve mekâna mahkûm bir varlığın belleğine sığmayacak kadar büyük olduğuna iman etmiş bir yürek, bilgiyi tahtından indirebilir ancak. Kendisini varlık âleminin sultanı ilan ederek bilgiyi gayeye dönüştürmeye kalkışan mağrur aklı, varlık âleminin hizmetkârı olmaya razı eyleyen irfanın zaferidir bu inkılâp. Aşk, akla haddini bildirip gönlü varlık  [ Read More ]

Posted by tebessum On Temmuz - 18 - 2009 0 Comment

Her çağ kendi kavramlarını üretiyor. Yeni durum ve şartları tanımlamak için isimler buluyor, yeni tanımlar oluşturuyor. İdeoloji de son yüzyılda belli bir düşünce ve inanışı savunanları tanımlamak için kullanılıyor. Modern çağ öncesi insanların düşünce ve inanışlarını din merkezli anlayışlar belirliyordu. Batı düşüncesi ise bunu kırarak seküler alanlar oluşturarak insanların hayatını tanımlamak ve aidiyetlerini belirtecekleri yeni kimlikler inşa etti. Bu kimlikler ideoloji kavramıyla özdeşleştirildi. Din mensupları da kendi tanımlamalarında bunu önceleyerek ifade etmeyi seçtiler. İdeoloji düşünceyi dünyevi merkezli inşa etmeyi hedefler. Ulusal veya uluslararası alanda ortaya çıkan kaotik, dengesiz durumları yeniden ifadelendirmek ve buna bir cevap olarak ortaya çıkar. İdeolojiler çoğaldıkça  [ Read More ]

Posted by Semavi Ismailoglu On Şubat - 16 - 2009 1 Comment

BAZI kardeşlerimiz, kalp temizliğini sadece, insanlar hakkında bir kötülük düşünmemek, yahut yardımsever olmak gibi çok basit bir mânâda anlıyorlar. Bununla da kalmayıp, insanlara iyi davranmakla, Allah’a ibadet mükellefiyetinden kurtulduklarını zannediyorlar. Bu, şeytanın bir desisesi, nefsin bir oyunudur. Bu kişiler namaz kılan, ibadet eden bir mü’minin günlük hayatında İslâm’ın ruhuna ters düşen ve diğer insanlara zarar veren bir takım noktalar tespit ediyorlar. Bunları öne sürüyor ve “Bu adam namaz kılıyor ama, şu hataları da işliyor, ben ise, onun düştüğü hatalara düşmüyorum. çünkü benim kalbim temiz!” diyerek kendi ibadetsizliklerine, onun kusurlarında bir özür kapısı bulmaya çalışıyorlar. Bu tip yanlış değerlendirmeler sadece namaz  [ Read More ]