Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Linkedin button
Posted by admin On Eylül - 5 - 2009 1 Comment

Osmanlı adası’nın önce zihinlerimizdeki zincirlerinden kurtarılması gerek. Kabul edelim ki, bize sığmayan, fazla gelen, ateşteki tencere gibi kenarından taşan bir tarafı var bu adanın. Çapını 777 bin kilometrekare içerisinden algılamaya çalışmak, cüssesini Anadolu platosuna sıkıştırarak anlatmaya kalkmak, sırtına modern şablonlar giydirmek, efsanedeki zalim Prokrust gibi o görkemli tabloyu kırpıp fakir dolaplarımıza tıkmak anlamına gelir. Prokrust da, tıpkı bizim gibi, standart ebatlardaki yatağına, uzun gelenlerin bacaklarını kırarak, kısa gelenlerin de gövdelerini de uzatarak yatırmıyor muydu? O engin ve zengin coğrafyanın bir paftasında yaşıyoruz. Yunanistan’dan Cezayir’e, Yemen’den Moldova’ya, Mısır’dan Gürcistan’a kadar onlarca devlet ve millet onun harita parçaları üzerinde ikamet etmesine rağmen  [ Read More ]

Posted by tebessum On Temmuz - 19 - 2009 0 Comment

Sudan’daki Osmanlı izleri Osmanlı İmparatorluğu sadece Balkanlar’a değil doğuya, Asya’nın derinliklerine, hatta Afrika kıtasına kadar genişleyen bir alanda hakimiyet sahibiydi. Geçenlerde, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Sudan’ı ziyaret etmesi bu hakimiyetin izleri konusunda tarihi hafızamızı bir kez daha tazeledi. TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç, yolu Sudan’a düşünce bir şirketimiz tarafından restore edilen ve içerisinde 19. yüzyılda Sudan’da görev yapan Osmanlı valilerinden Ahmet Ebu Vidan Paşa ile Musa Hamdi Paşa’nın mezarlarının da yer aldığı türbenin açılış törenine katıldı. Ardından da Sudan Meclis Başkanı’yla birlikte katıldığı, Manisalı işadamları tarafından yaptırılan Türk Lisesi’nin açılış töreninde bu okullara kefil olduğunu söyledi. Sudanlıların Türklerin neredeyse bir  [ Read More ]

Posted by tebessum On Temmuz - 18 - 2009 1 Comment

Bir Ali Suavi geçti tarih sahnesinden. Rüyalar gören, hayaller kuran bir Yeni Osmanlı. Mabeynci, damat, saray mensubu, vezir çocukları arasında, yalnız o halktandı. Yani bizden birisi. Hani hep şu aşağılanan, hor görülen tabakadan. O, halkın dilini bilhassa halk mantığı ile konuşan birisiydi. Cemaate konuşan kimsenin halk dilini kullanması kadar tabii ne olabilirdi? Ve fakat O’nda refahın, görgünün arkasında sistemin, ait olduğu zümrenin kendisini koruyacağına emin olmanın verdiği rahatlık yoktu. Dayanağı olmayan bu kartvizitsiz adama tek çıkar yol kalıyordu: Kavga. Ne güzel buyuruyor Ahmet Hamdi Tanpınar: “Suavi, tâbiyesi olmayan adamdır.” Suavi’nin büyük san’atkar olmadığında herkes hemfikir. Suavi kuru; Suavi yavan; Suavi  [ Read More ]

Posted by tebessum On Temmuz - 2 - 2009 0 Comment

Isparta’dan Mürsel Saltur soruyor: “Osmanlı döneminde işçi hakları kavramı var mıydı? Grev hakkından söz edilebilir mi?” Hemen şunu söyleyeyim: Osmanlı insanı, “İşçinin alın teri kurumadan ücretini ödeyiniz” fermanını “kul hakkı” ile bütünlemiş bir anlayışta idi. Bu yüzden işçilerin hakkı yenmez, hakları ketmedilmezdi. Bu anlayışın hayata bir yansıması olarak dünyada ilk “toplusözleşme” Kütahya’da imzalandı. Bu sözleşme ile çini işçilerinin hakları teminat altına alındı. Kesin olarak şunu söyleyebilirim ki, toplusözleşme ve grev hakkı, sanıldığı gibi bize Avrupa’dan geçmiş değildir. Birçok padişahın fermanlarından anlaşıldığına göre, işçiler tarih boyunca zaman zaman ücretlerinin artırılması isteğiyle “grev” yapmışlar ve hedefledikleri hakları almışlardır. 21 Haziran 1587 (15  [ Read More ]