1 Mart Tezkeresi

1 Mart tezkeresi, Irak savaşı öncesi Hükümet tarafından 25 Şubat 2003’de TBMM’ye sunulan ve tam adı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması için Hükümet’e yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi olan tezkere.

Oylama; TBMM kararı

Yapılan oylamaya 533 milletvekili katıldı, 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyu kullanıldı. Ancak, Anayasa’nın 96. maddesinde öngörülen salt çoğunluğa ulaşılamadı. Bu durumda, tezkere kabul edilmemiş sayıldı.

TBMM’deki oylamada TBMM Başkanı Bülent Arınç anayasa gereği oy kullanamadı. AK Parti’de 361 milletvekili oy kullandı. AK Parti oylamada 97 fire verdi. (Editörün notu: Oylamada  HAYIR oyu veren milletvekillerinin hiçbiri 2007 seçimlerinde aday olarak göster(t)ilmedi.)

1 Mart Tezkeresinin Reddi

Tezkerenin reddedilmesi Amerikalılarda hayal kırıklığı yaratmıştır. Türk hava sahasını, liman ve topraklarını en önemlisi İncirlik Hava Üssü’nü kullanamayan ABD Irak işgali sırasında büyük bir başarısızlığa uğramış ve ağır bir ekonomik ve sosyal fatura ödemek zorunda kalmıştır.

Başkan Bush ve ekibi Amerikan toplumu tarafından dahi büyük ölçüde tepki almış, umduğunun aksine Irak’ta hiç beklemediği ölçüde sivil direnişle karşı karşıya kalmıştır.

1 Mart tezkeresinin reddi ile soğuk duş etkisi yaşayan ABD misilleme olarak Çuval olayını gerçekleştirmiştir.

1 Mart Tezkeresinin Etkileri

22 Temmuz 2007 genel seçimleri öncesinde AK Parti Adana milletvekili Abdullah ÇALIŞKAN ile yapılan söyleşide 1 Mart tezkeresinin ABD ve Türkiye açısından önemine dair çarpıcı açıklamalar bulunmakta:

– AKP’de 156 milletvekili liste dışı kaldı. Bekliyor muydunuz bunu?
– Doğrusu böyle bir tasfiye beklemiyorduk. Bizim tahminimiz, 60 ila 70 arasında arkadaşımızın liste dışı kalacağıydı. Ama sadece 156 kişiyle kalmadı bu. 13 kişi gönüllü olarak aday olmadı. Bir de seçilemeyecek sıralarda olan arkadaşlarımız var. Aşağı yukarı 200’e yakın milletvekili arkadaşımız bu dönem Meclis’e giremeyecek. Bu, beklenmedik bir rakam. Bir iktidar partisi için yüzde 60 inanılmaz bir rakam. Kendi iktidarınızda böle bir tasfiyeyi düşünmek bile mümkün değil.

– Bu duruma üzüldünüz mü? Böylesi kökten bir vitrin değişikliğine gidilmesine ne sebep oldu sizce?
– Tabii ki üzüldük. Ancak sebebini sonuçtan yola çıkarak analiz etmeye çalışıyoruz. Çünkü, partimizin yetkili organları ve kişileri bu konuda hiçbir açıklama yapmadı. Türkiye konjonktürünü, siyasal gelişmeleri, uluslararası gelişmeleri düşünerek baktığımızda şunu söyleyebilirim; Türkiye üzerinde siyasete bir müdahale söz konusudur. Türkiye’de siyaset dönüştürülmek isteniyor. Siyasette bir değişim gerçekleştirilmek isteniyor.
Irak’ın Kuzey’indeki hadiselerden dolayı Türkiye’de tepkisiz bir toplum oluşturulmak isteniyor. 1 Mart 2003’ü hatırlarsanız, Londra’da 3 milyon kişilik, Atina’da 1 milyon kişilik Irak işgalini protesto gösterisi oldu ama Türkiye’de 10 bin kişilik bir protesto gösterisi bile düzenlenmedi. İşte Türkiye gerçeğinin fotoğrafı bu! Tepkisiz bir toplum için de tepkisiz partiler oluşturmak isteniyor. Bunu için de partiler ideolojilerden arındırılıyor, kimliksiz ve kişiliksiz bir hale getiriliyor.

– AK Partideki ‘tasfiye’ için gösterebileceğiniz somut sebepler var mı?
– 3 tarihi çok önemsiyorum. 1 Mart Tezkere’si, 27 Nisan ‘Muhtıra’sı ve 5 Mayıs 2007’de Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın Dolmabahçe’deki baş başa görüşmesi.

1 Mart’ta ABD, ilk defa uluslararası alanda sert bir tokat yedi. TBMM’nin ortaya koymuş olduğu irade ile ABD istediğini elde edemedi. Dolayısıyla ABD’nin Irak’ı işgal maliyeti çok büyük paralara mal oldu. İşgal Türkiye üzerinden olsaydı bunun maliyeti çok daha düşük olacaktı.

Körfez’den işgal, ABD’ye şu ana kadar 3 binden fazla askerinin ölmesine ve milyarlarca dolat maddi kayba neden oldu. 2007 bütçesinden de sadece Irak’taki askerleri için 100 milyar dolar para ayrıldı. ABD’nin kaybettiği itibar ise ölçülemeyecek düzeyde.

Türkiye’nin ve AK Parti’nin itibarı ise aksine arttı. Gittiğimiz İslam ülkelerinde hâlâ insanlar boynumuza sarılıp şükranlarını bildiriyorlar. Bunu hazmedemeyen Amerika, 1 Mart’tan bu yana Tezkere’nin intikamını almak peşindeydi.

– Tasfiyeler, intikam planının bir parçası mıydı?
– Tasfiyenin özelliklerine bakarsak, 1 Mart Tezkeresi’ne ‘ret’ verenlerin ve milli hassasiyetleri yüksek milletvekillerinin yoğunlukta olduğunu görüyoruz. 27 Nisan Muhtırası ve ardından 5 Mayıs’taki Dolmabahçe görüşmesi de üst üste konulunca böyle yorumlamak mantıklı. Teşkilat çalışmalarında gecesini gündüzüne katarak çalışan arkadaşlarımız liste dışı kalınca bu 3 tarihin ne kadar önemli olduğunu ve Türkiye’deki iç siyaseti, etkilediğini görmüş olduk.

Kaynak: Gerçek Hayat Dergisi, Sayı: 347 – 15.06.2007

Konuyla ilgili videolar:

http://www.youtube.com/watch?v=y7rMRVFZnVc

http://www.youtube.com/watch?v=TaYs7vfq30w

https://www.youtube.com/watch?v=pBCcjEzMrao

Popularity: 25% [?]

Bir Cevap Yazın


*